Ezvac-ı Tahirat -4- Hz. Hatice

On 22 Mayıs 2014

Seyir Defteri | Bölüm 259 | 10 Mart 2013 | 49′ 47”

Seyir Defteri 259. Bölüm

Güzel ve doğru, her zaman halim, selim demek değildir. Güzel ve doğru davranmak, yerine ve zamanına göre davranmatır. Şimdiki terbiyemizde buna “nefsine uymayarak yapılan davranışlar” denmektedir. Gerekirse disiplin bakımından, otorite bakımından sert de gelse, doğruyu yapmak da güzel ve doğru bir davranıştır. (03:30)

Burada mühim olan Hz. Hatice validemizin Rasulullah Efendimiz’e olan muhabbetidir, aşkıdır. Çünkü Efendimiz de validemize aşıktır. Aşk asla tek taraflı olmaz. Aşk, karşılıklı iki gönlün muhabbetidir. Bu gönüllerden biri Efendimiz’in, bir diğeri Hz.Hatice’nin… Düşünebiliyor musunuz, nasıl bir aşktır bu. Bu muhabbet, bu aşk, Efendimiz dünyadan çekilinceye kadar devam etmiştir, yani Hz. Hatice validemizin göçmesi ile sona ermemiştir. (08:30)

Rasulullah Efendimizin bi’setini çok önemli olarak görmek de çok doğru değildir. Bi’setten önce başka bi’setten sonra başka diye bir durum söz konusu değildir. Bi’set bir görev değişikliğidir, bi’set ile birlikte Efendimiz’in huyunda, davranışında, ahlakında bir değişiklik olmamıştır. Hiçbir ayete bi’setten önce de, sonra da muhalefeti olmamıştır. Bu nedenle Efendimiz’in çoculkarını bi’setten önce doğanlar, sonra doğanlar diye ayırmak çok büyük bir hatadır, maddiyatçılıktır. (12:00)

Gençlik yılları devam ederken, Efendimiz’in tefekküratı hep devam ediyordu. Nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz, bu ahalinin durumu ne olacak, bu insan yapımı putlar, biri yapar biri tapar… gibi soruları sağa sola giderek tefekkür ediyordu. Mesela Zilhicce’nin dokuzunda mutlaka Arafat’ta oluyordu. (18:00)

Efendimiz’in Hira’daki tefekkürleri sırasında bir gece, ki sonradan bu tarihin Ramazan’ın 27. gecesi olduğu kabul edilmiştir, Efendimiz ilk vahye muhatap oldu. Efendimiz büyük bir heyecana kapıldı. Hz. Cebrail kendi heyeti ile Efendimiz’e göründü ve O’na “oku” dedi. Bu “oku” tahsil et, okuma yazma öğren manasında değildir. (26:40)

Hz. Hatice validemiz amcaoğlu olan Varaka bin Nevfel’in alim bir zat olduğunu, eski kitapları okuduğunu belirterek Efendimiz’e bu konuda ona gitmeyi teklif etti. Efendimiz bu teklifi kabul etti ve validemizle birlikte Varaka’ya gittler. Varaka Efendimiz’i dinledi ve Efendimiz’e “Hiç üzülme, bu gelen melek daha önceki peygamberlere de vahiy getiren melektir, bu melek sana geldiğine göre sen de peygambersin” dedi. Hz. Hatice validemiz Varaka’nın bu sözü üzerine “Ente Muhammeden Rasulullah” demiştir. (33:10)

Efendimiz hazretlerine daha sonra “ey örtüsüne bürünen, kalk…” ayeti ile birlikte tebliğ emri gelmiştir. Tebligatın başlaması ile düşmanlıklar da başlamıştır. Düşmanlıklar arttıkça da Hz. Hatice validemizin Efendimiz’e olan desteği artmıştır. Hz. Hatice validemiz Efendimiz’i korumak, teselli etmek, diğer müslümanlarla irtibatı sağlamak gibi bir çok hizmetler ile Efendimiz’e adeta tek başına destek olmuştur. (41:30)

Hz. Hatice validemizin ahirete göçmeleri 620 miladi yılının 19 nisanında, yani Efendimizin miladi doğum gününden bir gün önce olmuştur. Efendimiz, sevgili zevcesini Hacur kabristanına defnetmiştir. Bugün oranın adı Cennetül Mualla’dır. En son üzerindeki tazim için yapılan türbe, Haseki Hürrem Sultan tarafından yaptırılmıştır. Hürrem Sultan’ın Mekke ve Medine’de de hayırları vardı ancak bu hayırlar Harem-i Şerif ve Mescid-i Nebi duvarına bitişik oldukları için genişletme çalışmaları sırasında yıkılmıştır. İşte Hz. Hatice’nin kabrine yapılan türbe de bu hayırlarla birlikte yapılmıştır. Ama ne yazık ki, evvela Sultan Mahmut zamanındaki Vehhabi isyanında, daha sonra da 1926’da şimdiki Vehhabiler tarafından bu türbe yıkılmıştır. (44:30)
Hz. Hatice, Ebu Talib, Kur’an’ı Kerim, Cebrail, Cebeli Nur, Hira, Kadir Gecesi, Hz. Ali, Hürrem Sultan, Abdullah ibni Mesud, muhasara, Hz. Hamza, Hz. Ömer, hac, Kabe, Varaka

One Response to “Ezvac-ı Tahirat -4- Hz. Hatice”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir