İçtihad yeni kaide uydurmak değildir

On 2 Mart 2015

Seyir Defteri | Bölüm 7 |  21 Şubat 2008 | 48′ 52”

Türkiye’de ne yazık ki, politika, ekonomi, futbol ve din konularında herkes herşeyi bilir. Bu kadar ucuz olmadığı ise izahtan varestedir. Futbol okulları var, kabiliyetli gençler bu okullarda okutuluyorlar, elbette kabiliyet önemli ama bu işin bir kuralı da var. Taraftarın onlara kahve köşelerinden elinde çay ile taktik vermesi futbol bilmek demek değildir. Keza bakkal, kasap borcunu ödemekten, kendi gelir dengesini sağlamaktan aciz insanlar ekonomi, politika üzerine fikir beyan ediyorlar. Alnı Secdeyi Rahmana gelmemiş insanlar dinden bahsediyorlar. Burada bir at nallamak icap etse bir nalbant çağırırız, yani işi ehline veririz. Bu gibi mevzular at nallamaktan daha mı basit ki ihtisası olmayanlar konuşuyorlar. Alim, alamet kökünden gelir, yani tezine alamet göstermeye yeterli demektir. (Başörtünmek yoktur diyen yeni türeyen hocalar için) Bunları söyleyenlerin ellerinde alametleri yok. “Sence, sana göre” olanlar beni niye bağlasın ki? Adı üstünde “sana göre” öyle… Ben sana tabi değilim, Resûlullah’a tabiyim. Ona tabi olanlar Allah’a tabidirler. Ona asi olanlar, Allah’a asi olurlar. Efendimiz’e tabi olanlar nasıl tabi olunacağını bize talim etmişlerdir, kimdir onlar, Ulema Efendilerimiz… Efendimiz’in ve Cenab-ı Allah’ın muhabbetini nasıl talim edip yaşayacağımızı da tarif edenler Urefâ Efendilerimizlerdir. Edille-i Erbaa’yı bilmeyenler bu konularda konuşamazlar. Kur’an-ı Kerim’de namazın rekatları bile yazmıyor. Sabahı neden iki kılıyorsun, nerede yazıyor, yarın öbürgün Kur’an’da rekat sayısı yazmıyor diye rekatı 1’e mi indireceğiz? Dolayısı ile Kur’an’da vardır, yoktur diye bir mevzuya girilmesi İslâm’ı bilmediğinin işaretidir. (03:50)

Dinin lezzeti, hazzı yok mu? Bunlardan bihaber olanlar dinin mükellefiyetler mecmuası olarak ortaya çıkmasına neden olurlar. Batılı müsteşrikler, oryantalistler, teologlar bunu anlamazlar. Gülün kokusunu gülü koklayanlar bilir. Onlar gülün hangi toprağa dikileceğini, ne zaman belleneceğini, ne zaman gübreleneceğini, sulanacağını çok iyi bilirler ama gülü koklamamışlardır, ben ise gülü koklamışım, hakikatte o mu biliyor ben mi? (17:45)

Allah yeryüzünde insanı kendi halifesi olarak yarattığına ve “Ben ruhumdan ruh üfürdümdediğine göre her insanda Allah’ın huyu vardır. Allah Uluhiyetini kimseye vermez. İnsan kul olmakla yükümlüdür, ibadeti bu şekilde anlamak lazımdır. (20:10)

Herkesin kendine mahsus bir imtihanı vardır. Benim bağlı olduklarım seni bağlamaz, seninkiler beni bağlamaz ancak ilim objektifdir. Bu ilme herkesin tabi olup kendi miktarınca dahil olması gerekir. Bunun içine din ilimleri de dahildir. Sayı ile sınırlı olduğuna ben inanmıyorum ancak alimlerimiz izah etmek için bir sayı vermişler ve bir ibareden hüküm çıkarmak için 19 tane ilmi tam manâsı ile bilmek gerekir demişlerdir. Bunun içine astronomi gibi fen ilimleri de, gramer gibi lisan ilimleri de dahildir. Mesela Abdülmecid-i Sivasî hazretleri fevkalade yüksek bir Arap grameri alimidir. (26:00)

19 ilim şartı bu işi imkansız hale getirmez, getirecek olsaydı bunlar icad olmazdı. Bundan evvelki müctehidler, içtihad sahibi zevatı kiram bunları biliyorlardı. Zaman içerisinde tek müçtehid yerine tatbikattan da doğan aksaklıkların ve soruların cevaplanması için birçok ayrı ihtisas sahibi zevatı kiramın içtihadları oluşmuştur. Mutlak müçtehid başkadır, mezheb müçtehidi başkadır. Biz çoğunlukla Hanefi mezhebindeniz, bu mevzularla ilgili kitaplara bakarsak birçok hususta İmam Ebu Yusuf’a uyduğumuz görülür. Çünkü İmam Ebu Hanife hazretleri bir teorisyendir, bir ilim kurucusudur ama İmam Ebu Yusuf fiilen kadılık yaptığı, insanlarla birebir karşı karşıya geldiği için tatbikattan doğan birçok sorumuzun cevabını İmam Ebu Yusuf hazretlerinde buluruz. Bu kadar birikmiş bir mevzuda sorulacak suallerin hepsinin cevabı vardır ancak 1928’den beri Anadolu toplumu olarak kütüphanemizdeki kitaplardan istifade edemiyoruz. Yapılacak iş latinize etme faaliyetidir. Bugünün sorularının kıyas yolu ile cevabının verilebilmesi için evvela bence diyenlerin bertaraf edilmesi lazımdır. “Bu mevzuda böyle düşünülebilir” diye ortaya birşey koyanlar içinden kişi kendine lazım olanları almalıdır, nefsinin uyduğunu değil, imanının uyduğunu almalıdır. (37:30)

Bugünün içtihada ihtiyacı var mıdır, elbette vardır. İçtihad yeni kaide uydurmak değildir. İçtihad usulde değil, füruda yapılır. Efendimiz “Siz bildiklerinizle amel edin, Allah size doğrusunu öğretir” buyurmuştur ama “ben böyle düşünüyorum sen de böyle yapacaksın” diye birşey yoktur. Her meselede içtihad yapılmaz, asıllarda içtihad yapılmaz. (44:00)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir