Kadir Gecesi ve Fıtır Bayramı
Seyir Defteri | Bölüm 38 | 25 Eylül 2008 | 48′ 50”
Çokluk azlık meselesi nisbidir, çok çeşit olması önemli değildir, önemli olan israf olmamasıdır. İsraf olduğunda Allah’ın ölçüsü aşılmış olur, Hududullah’a tecavüz başlar ki bu sevaptan ziyade günah olur. İftar daveti yapmak çok önemlidir. Ahbapların gönlünü almak için bu ikramı yapmak da önemlidir. Maalesef İslâmiyet’in mali yükümlülükler sosyalizm rüzgarları ile düşünen insanların yaptığı gibi zenginin malını fukaraya aktarmak ve infakla sınırlı olarak algılanmaya ve anlatılmaya başlandı, böyle bir şey yoktur. İkram, fıtır zenginin malının fukaraya aktarılması değildir, fıtır amiyane tabir ile kelle vergisidir. Bayram sabahı 1 dilim yiyecek ekmeği olan bir lokmasını bir müslümana verecek, bu kadar önemlidir. Bayramın adı da Şeker Bayramı veya Ramazan Bayramı değildir, Fıtır Bayramıdır. Fıtır, fıtrat, yaradılıştan dolayı şükrünü Allah’ın yeryüzünde halifesi olan Hz İnsan’a vererek göstermek demektir.
Sadece iki lokma ekmeği var, bir lokmasını verecek… Kime? Mesela bana… Benim evimde şunlar bunlar var, olsun, bana denk geldi bana verecek… Neden? O vermeyi öğrenecek, ben benliğimi kırıp almayı öğreneceğim.
Cenab-ı Hakk’ın en sevmediği tiplerden ikisi mağrur fakir ve şükretmeyen zengindir. Sabredici olmak mağrur olmak demek değildir. Şükredici zengin olacak. Şükür, o nimetin kadri kıymetini o nimetin ortağı olanlara vererek olur, sadece Ya Rabbi şükür, demekle olmaz. O nimetin ortağı bütün insanlardır. Bütün insanlara yetişemeyeceğine göre kendi tanıdıklarına yetişeceksin. Büyüklerimiz, hâzâ büyüklerimiz, kendi yetiştikleri ile de sınırlı kalmamışlar vakıf kurmuşlardır, bu hizmetleri asırlardır devam etmektedir.
Gazi Hüsrev bey Sultan Bayezid Han’ın torunudur, Saraybosna şehrini Saraybosna yapan kişidir. Komünist zaman geldiğinde her türlü dini faaliyet ve öğretim yasaklandığında Gazi Hüsrev Bey vakfının gelirleri ile çocuklar okutulmuştur, bu sayede komünist zaman bittikten sonra cahil bir ahali ortaya çıkmamıştır. (03:50)
Fıtır ile fidye kelime benzeşmesinden dolayı karıştırılıyor. Fidye orucun bedelidir. Orucu tutamayacak olanların verecekleri miktardır. Dikkat, orucu tutmayacak olan değil tutamayacaklar içindir. Fidye bir karın doyurmalık paradır. Kim fidye verecekse kendi karnı ne kadara doyuyorsa o kadar fidye verir. (13:00)
Zekat çok önemli bir mükellefiyettir. İslâm hukukunun mali tarafının mirastan sonraki en karmaşık bölümüdür. Zekatı herkes kırkta bir olarak bilir ama öyle değildir. Birgün bir müslüman Hz. Ali’ye sordu “Ya Ali, zekat kaçtır”. Hz Ali cevap verdi “Sana göre mi, bana göre mi?” “Ya Ali, sana göresi bana göresi mi olur”. Hz Ali “Evet olur, sana kırkta bir bana hepsi…”
Zekat “kırkta bir”den ibaret değildir, hayvanın zekatı başkadır, malın zekatı başkadır, evdeki zinetin zekatı başkadır. Netice itibari ile ticari emtianın ve para kazanmaya tezgah olmayan tasarrufun yani sabit sermayenin üzerinden 1 yıl geçtiğinde zekatı kırkta bir olarak verilir. Yani, sabit, yastık altı paraya ve ticari emtiadan verilecek. Zekat kısacası üzerinden bir yıl geçen maldır. Burada dikkat çeken bir husus var, herkes malını Ramazan ayında mı alıyor da herkes Ramazan ayında zekat veriyor. Zekatın Ramazan ayı ile alakası yoktur, neden Ramazan ayını bekliyoruz. Burada şu var, Cenab-ı Hakk sair zamandaki ibadetlere göre Ramazan-ı Şerif’teki ibadetlere daha fazla mükafaat vereceğini vaadetmiştir. Eğer benim zekat için zamanım Recep ayında geldi ise bunu daha çok sevap alayım diye Ramazan ayına geciktirmek sevap ticaretidir, değil sevap nasihat bile vermezler. Ramazan ayında fukaranın gönlünü yapmak için bir şeyler vermenin adı zekat olmamalı, biraz da sadaka verilmelidir. Zekat fukaranın zengin üzerindeki hakkıdır, sen zekat vererek bir şey ikram etmiş olmuyorsun, fukaraya borcunu ödüyorsun, bir marifet yapmıyorsun. Marifet yapan kişi ikram eden, sadaka verendir. (18:00)
Kadir gecesi hakkındaki ayetin başındaki ilk kelime “İnna”dır. İnna mutlaklık ifade eder. Ayetin devamında Cenab-ı Hakk sizin idrakiniz buna yetmez, yetmesi için bir örnek vereyim diyor ve şöyle devam ediyor “Kadir gecesi 1000 aydan daha hayırlıdır” Buradaki bin ay asla ölçülmüş manasına değildir, bunlar tabirlerdir, kesretten kinayedir. Bin aydan hayırlı derken çok aylardan hayırlıdır denmektedir. Günlük lisanda söyleriz “sana elli defa söyledim” diye mesela, ama kimse elli defa söylemez. Bunlar kesretten kinayedir. Bu ayette de böyle bir incelik vardır. Elf Arapça’da sadece bin anlamına gelmez. Binlerce anlamına da gelir.
Cenab-ı Hakk rızasını gizlemiştir, bize birçok emirler çok az da yasaklar vermiştir. Hangisinin hangisinden daha kıymetli olduğunu söylememiştir. Efendimiz hazretleri bazı işaretler buyurmuştur, ulemanın bu işaretlerden anladıkları da ahaliye intikal etmiştir. (27:00)
Bizim için örnek olacak olan Resûlullah Efendimiz’in yaptıklarıdır. Her şey herkese söylenmez. Kur’an-ı Kerim’de de her şey açıkca söylenmemiştir. Biz bize emredilenleri yapmak yasaklananlardan kaçmak durumundayız. Ancak bir takım ince bilgiler vardır, bunlar delilli değildir. Beyne hitap etmez, gönle hitap eder.
Sure-i Kadirde “kadir” kelimesi 3 kez geçer, kadir kelimesi ebcedle 9 eder, 3 tane 9 27 yapar. Dünyada hiçbir şey tesadüf değildir, her şey Tertib-i İlahi’dir. Efendimiz “ümmetim hatada ittifak etmez” buyurmuştur. Bütün bir ümmeti Muhammed asırlardır 27 Ramazan-ı Şerif’i kadir olarak kabul etmiştir. Mutlak değildir, mutlak olmayışı bizi daha çok ibadete teşvik etmesi içindir. Bütün ehli tasavvuf seher vakti ile ilgili şiir yazmıştır, demek ki o vakitte bir şey var. Ama seher vaktindeki duanın hangi anda olacağını söylememiş. Cuma cakti keza…
Ramazan-ı Şerif’in ilk gününün hangi güne denk geldiğine göre Kadir gecesinin gününü belirleyen büyükler de vardır, ama kimse kati şudur denmemiştir. (33:25)
Takvim yaprağı koparıp da günü gelince bayram edenlerden değil, Ramazan-ı Şerif’in şikayetinden emin, şefaatine nail Ramazan-ı Şerif’i idrak etmekle kalmayıp Ramazan-ı Şerif’ten ihya olanlardan olursak bayram etmiş oluruz.
Bu bayram Fıtır bayramıdır, Ramazan-ı Şerif’in bitmesi ile ilgili değildir. Fıtır sadakası varlık, varoluş teşekkürü olarak bir başka vara bir şey vermektir. Böyle bir şey olmaz ama misal diye söylüyorum, dağ başında bir adam kimseyi bulamasa, fıtır niyeti ile bir ot koparıp koyuna verecek veya bir karınca yuvasına bir tane darı koyacak. Bu var olmanın Cenab-ı Hakk’a teşekkür bayramıdır. Varlık Bayramıdır.
İslâm inancında bütün insanlar İslâm fıtratı üzere yaratılırlar. Bu yaratılışın teşekkürü olarak diğer yaratılanlara bir şey vermektir fıtır. Bunun müddeti Şevval ayının yani bayram gününün güneşinin yükselmesine kadardır. Bayram Efendimiz’in bizlere öğrettiği şekli ile 3 gün sürer. Ramazan bayramı ismi yanlıştır, şeker bayramı ismi ise temelli yanlıştır. Eskiden bayramda likör yani alkollü içki ikram edilirdi maalesef, çok şükür o adet bitti.
Allah defterini sağ elinden alıp bayram edenlerden eylesin, mahşer gününde Efendimiz Aleyhisselâm’ın Livâü’l Hamd’ı altında toplanıp bayram edenlerden eylesin. İbadat-u Taâtımızı sadece kabul ettiği değil, aynı zamanda sevdiği ibadetler meyanına yükseltip bize öyle bayram ettirsin. (40:55)






