Ezvac-ı Tahirat -6- Hz. Ayşe (1)
Seyir Defteri | Bölüm 261 | 24 Mart 2013 | 46′ 12”
Efendimiz’in Hz. Sevde validemiz ile evli olduğu ve başka bir evlilik yapmadığı üç yıl içindeki en önemli hadise hicrettir. Malum olduğu üzere, hicrette 8 Rebiülevvel günü kuşluk vakti önce Kuba’ya varılmış, cumaya kadar Kuba’da ikamet edilmiştir. Kuba’da geçen bu süre içinde, erkeklerden Efendimiz bizzat kendisi biat almıştır, kadınlardan ise vekil olarak tayin ettiği Hz. Ömer biat almıştır. (03:40)
Bazı kendini bilmezler Efendimiz’in sünnet namazlarını evinde kıldığını söylüyorlar, bazı cahiller de buna inanıyorlar. Zaten Efendimiz’in evi dediğimiz, mescidle arasında sadece bir perde olan bir yerdi. Sen sünneti evinde kılmaya çalıştığın zaman farzdan sonra kalkacaksın, ayakkabılarını alacaksın, bilmem kaç metre yürüyeceksin… Efendimiz’in evi ile mescid ayrı değil ki? Bunu anlatanlar, bunu bilmelerine rağmen hangi akla hizmet bu şekilde anlatıyorlar bilemiyorum ama inananlara acımıyorum, kızıyorum. (07:15)
Hz. Ayşe validemizin annesi Beni Kinane’den Ümmü Ruman binti Amir bin Uveymir’dir. Hz. Ayşe ilk müslümanlardandır. Validemizin şöyle bir sözü vardır, “ben kendimi bildim bileli annemi ve babamı müslüman biliyorum”. (09:20)
Hz. Ayşe validemizin doğum tarihi hakkında münakaşalar vardır. Bi’setin dördüncü yılında doğduğu rivayeti hakimdir ama hicret sırasındaki olaylarda yani Hz. Esma’nın belinden kemerini çözüp azık torbasını bağlaması, Abdullah bin Ebubekir’in Sevr civarında kuzu, deve otlatıyorum bahanesi ile üç gün boyunca Mekke’den haber getirmesi, Hz. Ebubekir’in azatlı kölesinin süt sağıp Efendimiz ve Hz. Ebubekir’e götürmesi sırasında Hz. Ayşe laftan anlayacak derecede büyük… Evde ablasına yardım ediyor, azık hazırlıyorlar. Bu bakımdan yaşının biraz daha büyük olduğunu kabul edebiliriz. Ayrıca bu çok da önemli değildir, Hz. Ayşe’nin yaşından sanane. Rasulullah’dan daha iyi mi biliyorsun? (11:20)
Hicret hakkında kulak dolgunluğu olan, ilkokul veya Kur’an Kursu seviyesinde bir bilgi var; Efendimiz Hz. Ali’yi yatağında bırakmış, diğer tüm müslümanlar hicret etmiş, son olarak Efendimiz ve Hz. Ebubekir hicret etmiş ve Medine’ye gitmişler. Böyle birşey yoktur, geride kalan daha birçok aile vardır. Bizzat Efendimiz’in zevceleri henüz Mekke’dedirler. (18:30)
Efendimiz’i taklit etmek, O’nun yaptıklarını yapmak sünnet değildir, yaptıklarının hikmetini araştırıp, o hikmete uygun davranmak sünnettir. Diğer türlü taklitçi oluruz. Taklit etmenin bir kıymeti elbette vardır, ancak orada kalınırsa görüldüğü gibi dünyada müslümanlar layık oldukları seviyeye çıkamazlar. Müslümanların layık oldukları seviyeye çıkabilmeleri için Efendimiz’in davranışlarının hikmetine uygun davranmaları gerekir. (19:20)
Efendimiz’in Hz. Ayşe ile düğünlerinin tarihi olarak Nisan 623 kabul edilir ancak ondan ziyade Nisan 624’e gelen hicretin ikinci yılı Şevval’inde olması daha olasıdır. Birinci yılındaki Şevval ayı kabul edilebilecek bir rivayet değildir çünkü borç meselesi Bedir’den sonra olmuştur. Hatta Hz. Ayşe validemizin Uhud’daki hizmetleri ile Bedir birbirine karıştırılmıştır, validemizin Bedir’e de katıldığını söyleyenler olmuştur, bu doğru değildir. (26:20)
Efendimiz’in ümmetinin rahatlığı için bir tavsiyesi var, bayramın ilk günü cumaya denk gelirse Cuma zaten mü’minlerin bayramı öğleyin cuma namazı var, sabah da bayram namazı var, bu iki namaz arasında düğün yapmayın demiştir Efendimiz. Çünkü telaşeli olan bir gündür. İki bayram arası nikah, düğün olmaz sözünün aslı budur. Efendimiz bunu yasaklamıyor, tavsiye etmem diyor. Elbette O’nun tavsiyesi bizim için emirdir, o ayrı. (28:30)
Efendimiz’in Hz. Ayşe validemizle evlilikleri sonrasında, Hz. Sevde’nin hücresinin tam karşısına yani batısına, bugünkü Rasulullah Efendimiz’in kabri saadetlerinin bulunduğu yere hücre yapılmıştır. Hz. Ayşe validemizin hücresi, daha önce de ifade ettiğimiz gibi, 3 metreye 2,82 metre yani 9 metrekare bile değildi, bu hücrenin mescid tarafına yani güneyine bir perde vardı. Kuzey tarafına ise küçük bir kapı açıldı. İki hücre arasında da iki elinizi birden açsanız geçemeyeceğiniz darlıkla bir koridor yapılmıştı. (33:05)
Bedir gazvesi kesin bir zaferdir ancak Uhud gazvesi ile ilgili kimin yendiği belli olmayan bir savaş denmektedir, ders kitaplarında bile bu şekilde hükümler yazılabilmiştir. Elbette Hz. Hamza’nın şehadeti müslümanlar açısından çok önemlidir. Ancak, Uhud’a göre Mekke 400 km. ilerde bir şehir, Medine ise 5 km yani yürüyerek gidilebilecek uzaklıktadır. Uhud’da 400 km uzaktan gelen düşman hiçbirşey yapamadan geri dönmüştür, bu durumda galip ortada değil mi? Uhud’da gavur çekildikten sonra müslümanların çok sayıda yaralısı olduğu görülmüştür. Hz. Fatma’nın bu yaralıların bakımı ile ilgili çok önemli bir fonksiyonu olmuştur. Bugünkü karşılığı ile elinde sargı bezleri, pamuklar, mikrop öldürücüler, ki o zaman bu amaçla sirke kullanılıyordu, ile yara pansumanı yapan hemşire gibi yara sarmıştır Hz. Fatma. Yaralıların hepsi erkek ve Hz. Fatma annemiz yeni gelin olarak o hastalara bakmıştır. (37:00)
Hz. Ayşe, Hz. Sevde, hicret, Hz. Ebubekir, Hz. Fatma, Hz. Esma, Bedir, Uhud, gazve, Mescid-i Nebi, Ezvac-ı Tahirat, Annelerimiz, biat






