Allah’a yakınlaşmak için bazı şeyleri feda etmek lazımdır

On 13 Eylül 2017

Seyir Defteri | Bölüm 97 | 26 Kasım 2009 | 46′ 10”

İmam-ı Âzam Hazretlerinden rivayet edilen bir duanın bir bölümü vardır: “Sübhâneke mâ arafnâke hakka ma’rifetike yâ Ma’rûf”. “Bütün eksikliklerden münezzeh olan ve bilinmesi icab eden, herkesin bildiğini zannettiği Allah’ım, bizi marifetle, bilgiyle mücehhez kıl. Sen bunu yapmazsan biz yapamayız.” Arif, mâruf, mârife, mearif, irfan, arefe hep aynı köktendir.

Arafat günü demek olan yevm-i arefe bütün güzel günlerin bir evvelki gününün genel ismi olmuş, halbuki yevm-i arefe özel isimdir, 9 Zilhicce gününün adıdır. Ondan bir evvelki günün adı da yevm-i tevriyedir. (03:05)

Arafat sınırları olan bir yerdir, o sınırlar Cebrâil Aleyhisselâm tarafından Efendimiz’e öğretilmiştir. Şeytan taşlamanın, Müzdelife’de kalmanın, Mina’da kurban kesmenin, Arafat’da bulunmanın Hz. İbrahim, Hz. İsmail ve Hz. Hacer arasındaki hadiselerle ilgili olarak menkıbe şeklinde anlatılır. Bu menkıbenin çok doğru tarafı yoktur. Esas menâsik-i hacc Resûlü Kibriyâ Efendimiz’in hicretinden evvel Cebrâil Aleyhisselâm tarafından, aynen Kâbe’nin bir köşesinde üç gün üç gece nasıl namazın şeklini tarif buyurduysa, aynı şekilde haccın nasıl eda edileceğini de o şekilde talim buyurmuştur. İşte Arafat’da bulunmak demek Arafat hudutlarını teşkil eden arazinin içinde, velev ki bir an, bulunmuş olmaktır. Makbulü akşam namazına kadardır. (05:30)

Dünya hayatındaki tanışıklığın başlangıcı Arafat’tadır. Allah onun için orayı ziyaret mevkii kılmıştır.

Kurân-ı Kerim genel olarak menâsik kitabı değildir. Secde edin der ama şeklini söylemez. Ta Hz. İbrahim’den itibaren Kâbe’yi yap derken de yeni Kâbe yap demiyor, varolan ama kaybolmuş Kâbe’yi yap diyor. Kâbe’yi evvela melekler yaptı. Böyle bir şey nasıl olur? Mescid-i Aksa’yı da cinler yapmıştır.

Bizim tavaf ettiğimiz bina değildir. O binanın ve o binanın kenarındaki yarım dairenin çerçevelediği arazidir. Bunun daha fazla nedenlerini araştırmak bize bir şey kazandırmaz, Murâd-ı İlâhi böyledir vesselâm. Allah niye murâd etmiş? Sanane… Sen Allah’ın emrine uymakla mükellefsin. Ama bu suallerin cevapları var. Varsa niye söylemiyoruz, çünkü dile gelmez.   (11:20)

Kurban kelimesi bizde hep feda olarak kullanılıyor, halbuki kurban yakınlık demektir. Akraba kelimesi aynı köktendir. Demek ki Allah’a yakınlaşmak için bazı şeyleri feda etmek lazım. Bazı şeylerin fedası Allah’ın haram kıldığı israfla olmamalıdır, Allah’ın yeryüzünde halifesi ve en yüce yaratık olan insanın faydasına yönelik olmalıdır. İnsan hayvandan her zaman istifade etmiştir, gıdaya ait kasaplık hayvanın kesilmesi ve insanların istifadesine sunulması Allah’a yakınlığın yollarından biridir.

Biz kul olarak Yaratıcımıza yaklaşma yollarını kendi kendimize icat etmekten aciziz. Onun için Yaratıcımız kereminden dolayı kendisine nasıl yaklaşacağımızın yollarını da bize göstermek ihsanında bulunmuş. Namazlar, oruçlar, hacc, oruç, zekat, kurban Rabbimizin bize birer ikramıdır.

Her insanda yaratıcısını arama ve bulma cevheri nefha-i ilahî’den kaynaklanır. O nefha-i ilahî gereği hiçbir tebliğe maruz kalmayanlar bile insan oldukları için kendi kendilerine ancak yaratıcıyı bulurlar ve bilirler. Ancak ona nasıl ibadet edeceklerini bile bilemezler. (21:10)

Kurban hiçbir zaman et ve kavurma bayramı değildir. Kurbanın ederini tasadduk etsen kurban kesmiş olmazsın, kendi kendine kural icad edemezsin, Resûlullah böyle yapmış.

Kurban kesmekten kasıt fukaraya et dağıtmak değildir!.. Çünkü Allah kurban kesin diyor, et dağıtın demiyor. Allah kes diyor, sonra ne yapacağımızı biz bilmeyiz. Ne olacak peki? Orada Resûlullah Efendimiz’in tavsiyesini dinleyeceğiz. Kesilen hayvanın etinin üçte birini kendiniz ve geçindirmeye mükellef olduklarınız ile yiyiniz, üçte birini komşu, akraba, dostlarınıza veriniz, üçte birini fukaraya veriniz. Eğer kurban kesmekten kasıt fukaraya et vermek olsaydı Resûlullah etin hepsini fukaraya verin derdi.

Biz müslümanlar Resûlullah Efendimiz’e tabiyiz. (25:50)

Neden ihtiyacı olmamasına rağmen komşumuza, dostumuza kurban eti vereceğiz? Çünkü benim besmelem ve duam başka seninki başka. Benim Bismillâhu Allahu Ekber diyerek kestiğim kurbandan hasıl olan şey yalnızca et değildir. Onun içine “Bismillâhu Allahu Ekber” de girer. O zaman senin besmelenden ben, benimkinden sen, istifade edeceğiz.

Burada şunu da belirtmek gerekir, kasaplık hayvanın şer’i kesimi yoktur. Besmele çekmeyince ziyan olması kurbana aittir, kasaplık hayvana ait değildir. Yahudiler hayvanların belden altını yemezler. Eskiden İstanbul’da veya başka şehirlerimizde çok yahudi vardı, bu kadar insan için kesilen hayvanların butları ne oluyordu? Müslüman kasaplara satılıyordu. Yahudilikte helal kesim kavramı vardır, haham yetkisinde olmayan lalettayin bir musevi hayvan kesemez ve onun kestiği hayvan yenmez. Haham seviyesinde, izinli birinin kesmesi lazımdır.

Her işe başlarken Allah’ın merhamet tarafını söyleriz ama kurban keserken bu Allah’ın azameti söylenir, Ekber, Âzam, Cabbar gibi sıfatlar kullanılır.

Demek ki kasaplık hayvanda helal kesim diye bir şey yoktur. Haram olan bir puta adanan hayvan veya sebze yenmez. Mesela bir budist putuna bir portakal götürse sen bunu yiyemezsin, haramdır. Ama bir budistin kestiği hayvanı yiyebilirsin. (33:30)

Hayvanın beyni ile bedeni arasındaki ilişkiyi sağlayan sinir sistemini bir darbede kestiğin zaman hayvan can acısı duymaz. Bu veteriner ilminin bir öğretisidir.

Allah zalim değildir, sadece koyunlarına, keçilerine, sığırlarına değil, kara gecede, kara taşın altındaki kara karıncasına bile merhametli ve şefkatlidir. Her şeyi insan için insanı kendi için yaratmıştır. (39:25)

Her hac Haccu’l Ekber’dir. Ancak cuma müminlerin bayramıdır, o gün özel bir namaz kılınarak o bayram ayrıca kutlanır, elbette bayramın birinci günü yani Arafat’tan dönüldükten sonra, günahlardan temizlenmiş olarak Kâbe avlusunda Cuma namazı kılmak da herhalde bambaşka bir şeydir. Ama ahalinin Haccü’l Ekber olarak isimlendirdiği bu rastlantı diğer hacların daha az değerli olduğunu göstermez, her hac Haccü’l Ekber’dir. (42:15)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir