Ezvac-ı Tahirat -8- Hz. Ayşe (3)

On 23 Haziran 2014

Seyir Defteri | Bölüm 263 | 7 Nisan 2013 | 47′ 32”

Seyir Defteri 263. Bölüm

İfk hadisesine sebep olan gerdanlık kaybetme olayı validemizin başına bir kez daha gelmiştir. Mekke seferi veya Zatürrika seferinde validemiz ablası Hz. Esma’dan bir gerdanlık ödünç almış, onu da kaybetmiş. Validemizin yine bir gerdanlık kaybetmesi nedeni ile seferdekilerin beklemesi ve Hz. Ebubekir’in validemize kızgınlığı bir başka güzel netice ile bitiyor. Hz. Esma’nın gerdanlığını kaybedip susuz bir yerde beklenilmesinin de bir hayrı olmuştur. Su bulunamayınca teyemmüm edilmesi ile ilgili ayet, burada nazil olmuştur. Bu ayetin inzalinden sonra Hz. Ebubekir ve ondan cesaret alıp validemize kızanlar, gelip Hz. Ayşe’den özür dilemiş, “Allah bize bu hadiseden dolayı bize bir kolaylık ihsan etti” şeklinde dua etmişlerdir. (03:25)

Açık söyleyelim, bu terbiyeye muhalif değildir, biz ne kadar yakın olursak olalım, yarı garı Hz. Ebubekir ne kadar yakın olursa olsun, Efendimiz’in koynuna ancak validelerimiz girmiştir. Onlar kadar yakın olan yoktur, bu yüzden, bila istisna hepsinin elini, ayağını, bastıkları yerleri öpmeliyiz. Hiç kimse, bir insana zevcesi kadar yakın olamaz. (09:45)

Kaab bin Eşref önemli bir şairdir. Medine dışında, lateşbih, şato gibi etrafı çok muhafazalı bir evde yaşamaktadır. Hem hicretten önce Mekke’de iken, hem de hicretten sonra, Efendimiz’e ve müslümanlara veriştiren, dehşetli şiirler yazmış ve bunları yaymıştır. Efendimiz müteaddid kereler haber göndererek hem kendisini İslam’a davet etmiş hem de bu şiirleri yazmamasını, yaymamasını söylemiştir. Hatta Efendimiz’in susması için hediye gönderdiği bile vakidir. Bu uyarıları dikkate almayan Kaab bin Eşref o kadar ileri gitmiştir ki, Efendimiz’in bile sabrını tüketmiştir. Nihayetinde Efendimiz “Kaab bin Eşref’in zulmünden Muhammed’i kurtaracak yok mu” buyurmuşlardır. Buradan şu hükmü çıkartabiliriz, Efendimiz’e eziyet edenlere rıza göstermek, Efendimiz’in bu sözüne muhaliftir. Efendimiz’e iftira etmek, hakkında yalan, yanlış bilgi vermek Efendimiz’e zulümdür. Bu zülme razı olmak da aynen zulümdür. Bu nedenle Efendimiz aleyhinde laf söyleyenin ağzına biberi dayamak lazımdır.Elbette, bir yandan da doğruları öğretmek lazımdır. Çünkü, kavî gavur düşmanların haricindekiler cehaletten konuşurlar. Efendimiz’in “Kaab bin Eşref’in zulmünden Muhammed’i kurtaracak yok mu” buyurması üzerine ashabdan bir zat, Kaab ile akrabalıkları olduğunu, Kaab’ın yakında evleneceğini ve düğününe kendisini de davet edeceğini söyler. Bu zat düğünü sırasında Kaab bin Eşref’in evine girmiş ve kendisini orada öldürmüştür. (14:15)

Efendimiz’in daha önce başlayan rahatızlığı, hicretin 11. senesinin Safer ayında biraz daha fazlalaştı. Miladi olarak tarih, mayıs 632… Efendimiz, bu zamanda yine mescide çıkıyordu, namaz kıldırıyordu ama artık sohbet etmiyor, yatarak vakit geçiriyordu. Efendimiz’in hastalığı ateşli bir hastalıktı,  bu ateşten dolayı taakati çok azalmıştı. Efendimiz, ateş için sirkeli su kullanılmasını tavsiye buyurmuş, kendisi de sirkeli suya konan bezi mübarek alınlarına, boynuna, bileğine, dirseğine koyarak bunu uygulamıştır. Efendimiz, bu hastalığı ve taakatsizliği nedeni ile her akşam oda değiştirmemek için diğer validelerimizden sürekli Hz. Ayşe’nin odasında kalmak için izin istemiştir, validelerimiz de buna olur vermişlerdir. Zaten Hz. Sevde validemiz, birkaç sene önce Efendimiz’e kendi nöbetinde Hz. Ayşe’nin odasında kalabileceğini söylemişti. (19:15)

Hz. Ayşe validemiz, Efendimiz’in irtihalinden sonra 47 sene daha dünya hayatı yaşamıştır. Elbette mü’minlerin annesi olmaları gereği ve anne ile evlenilemeyeceğinden dolayı hiç evlenmemiştir. Hz. Ayşe validemizin vefatı miladi 678 yılının temmuzuna denk gelir. Hicri 17 Ramazan’da göçmüştür validemiz. 17 Ramazan’a neden vurgu yapıyoruz, Cenab-ı Ali Efendimiz’in de göçmesi 17 Ramazan’dadır. Birbirine karşı gösterilmek istenen iki zatı Allah vefat tarihlerinde bile birleştirmiştir. Çünkü onlar karşı değildirler. Hz. Ali mü’minlerin şahıdır. Her mü’minin olduğu gibi validemiz Hz. Ali’nin de validesidir. (25:15)

Hz. Ayşe validemiz de çok namaz kılardı, çok oruç tutardı. Bir Çarşamba gecesi vitrini kıldı ve yattı. Herhangi bir rahatsızlığı yoktu, sağlam bir şekilde yatmıştı. Hz. Ayşe validemiz o gece vefat etti. Validemizin hangi rahatsızlıktan dolayı vefat ettiği bilinmemektedir, o gece vitri kıldığı kayıtlıdır, belki namaz kılmasına engel olmayacak bir rahatsızlığı vardı veya kalp sektesi ile göçtü, bu bilinmiyor. Vefat nikahı düşürür. Bu konuda, Hz. Ali ve Hz. Ayşe müstesnadır. İstisnalar kaideleri güçlendirir. Kabre damat, kayınpeder, evlatlık, evlat, kardeş, yeğen indirebilir. Hz. Ayşe validemizi kabre halaları olduğu Hz. Ebubekir’in torunu Kasım bin Muhammed bin Ebubekir, Abdullah bin Abdurrahman bin Ebubekir, büyük halası olduğu Abdullah bin Muhammed bin Abdurrahman, kız kardeşi tarafından da, teyzesi olduğu Hz. Esma’nın oğulları Urve bin Zubeyr ve Abdullah bin Zübeyr indirmişlerdir. (28:55)

Hz. Ayşe validemiz yirmisini bulmamış, buluğsunu yeni tamamlamış bir zamanda Efendimiz’in yanındaydı. O yaştaki adeta bir çocuk gibi olunca yetişmesi için büyük bir gayrete lüzum olmadı çünkü algılamanın en açık olduğu yaşlardaydı validemiz. Daha o yaşta mirasla ilgili ayet geldiğinde Hz. Ayşe validemiz fıkhi hüküm beyan etmiştir. Yirmi yaşından önce hukuk müçtehidi olan bir Hz. Ayşe… (35:30)

Cenab-ı Ali Efendimiz’in rivayet ettiği bir hadis vardır, bu hadisde Hz. Ali, validemiz için “Habibe-i Rasulullah” demektedir. Rasulullah’ın sevgilisine Hz. Ali muhalefet edebilir mi? Validemize “Halile-i Rasulullah” da denmiştir, Rasulullah’ın helali demektir. Halvetilerin okudukları Virdi Settar’da Hz. Osman’dan bahseden bölümde “Habib-i Habibirrahman Osman ibni Afvan ” sözü geçer. Hz. Ayşe validemiz de Efendimiz’in sevdiğidir, bunu Hz. Ali söylemektedir. (38:30)

Ayşe isminin değişik telaffuzları vardır, Ovayş gibi, Ayş gibi… Bunlar yakınlık ifade eden söyleme tarzlarıdır. Efendimiz, validemize arasıra da bu şekilde hitap etmiştir. Efendimiz bir gün validemize söyle buyurmuştur, “Ya Ayşe, bana karşı ne zaman kızgın, ne zaman sevecen olduğun anlıyabiliyorum.” Validemiz nasıl diye sorunca Efendimiz: “Kızgın olduğun zamanlarda İbrahim’in Rabbi için diyorsun, sevecen olduğunda Muhammed’in Rabi için diyorsun” demiş ve gülümsemişlerdir. Validemizin bu davranışlarına kapris diyen, yazan terbiyesizler var. Senin kapris dediğin hali Efendimiz’in sevmediği ne malum? Herkes haddini bilmelidir. (42:50)

Hz. Ayşe, İfk, Ezvac-ı Tahirat, Eba Hureyre, Hz. Ali, Kaab bin Eşref, Efendimizin vefatı, Cennetül Baki, Hz. Ömer, Hz. Ebubekir, Hz. Hafsa, namaz, ibadet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir