Doğmak marifet değildir, olmak marifettir
Sahurdan Kalplere | 2 Temmuz 2014 | 94′ 54”
Bizim tefekkür hududumuzda Balkanlar da, Kafkasya da birdir. Oraları evladı Fatihan olan yerlerdir. Fatihlerin, ulemanin, meşayihin emanetidir. Fıkhi olarak bir belde müslüman fethine mazhar oldu ise, sonradan başkaları idare etse bile ebeden biladi İslamiyye’dir. Aynen İspanya gibi, Kırım gibi… (10:00)
Sual melekleri kabirde Rabbimizi, Peygamberimizi, kardeşlerimizi, kıblemizi ve kitabımızı soracak. Cinsiyetimizi ve milliyetimizi sormayacak. İnsanın dünyada yaptığı iş ya dünyaya yaramalı, ya ahirete yaramalı. Bizim yaptığımız iş ikisine de yaramıyor. Milliyet ayrımı ile dünyada ayrılık yapılıyor, hem de Allah’ın sormayacağı sual üzerinden hayatımızı tanzim ediyoruz, bu yanlıştır. Bir kavme mensup olmak irademizle değildir. Halbuki insan iradesi ile insandır. İnsan doğmak marifet değildir, insan olabilmek marifettir. (14:00)
Bizler sevmeyi bilmiyoruz. Bunun nedeni de terbiye sistemimizin yanlış olmasıdır. Terbiye sistemimiz Rasulullah Efendimiz’in gösterdiği terbiye sistemi değildir, insan icadı başka terbiye sistemlerine tabi olmuşuz. Türkü sevmek müslümanı sevmeye mani değil, insanı sevmek hayvanı sevmeye mani değil… (18:00)
Zalim olmak da mazlum olmak da müslümana yakışmaz. Biz ne zaman “müslüman” olursak uğradığımız zulüm biter. Hak batıl kavgası Hz. Adem’den beri vardır. Allah bizi haktan yana eylesin. Bu mücadeleyi yaparken bir Muhammedî’nin hedefi elbette Muhammedî olmalıdır. Unuttuğumuz nokta şu, o hedefe varan yol da Muhammedî olmalıdır. O hedefe varan yol Muhammedî olmazsa, muvaffakiyet mümkün değildir. Bugün ne yazık ki, kelle kesip fotoğraf çektiren kendine müslüman diyorsa ahirette evvela Rasulullah Efendimiz, “ben sizden değilim siz de benden değilsiniz” diyecektir, buna şüphe yoktur. Harplerin bir hukuku vardır. Bu hukuhu biz Efendimiz’den öğrendik. Bugün yapılan hangi hukuka sığar. Bir mazlumun ahından kainat yanar. Ne kadar haklı olursan ol, gittiğin yolda zulüm yaparsan Allah katında makbul değilsin.(23:00)
Allah’ın emrini dinlememek kendine zulmetmektir. Günah işlemeyen kul olmaz. Allah tevbe edenleri sever. Peygamberler fedaidirler, birşey öğretmek için bazen zelle yaparlar. Kul hakkı, kendi hakkın ve Allah’ın hakkı birbirinden ayrıymış gibi gösteriliyor. Bu haklar birbirinden farklı değildir. Günah bizim aleyhimize, zararımıza olan her türlü davranışımızdır. İslâm tapınma dini değildir. Tapınma ritüellerini yerine getirmek insanı çukurdan kurtarır, işin temelini hazırlar. Sen bu temelin üzerine çadır mı dikersin, apartman mı sana kalmış. Her ağacın kökü vardır ama görünmez. İşte o kök imandır. Etrafa ne kadar faydan var, o kadar müslümansın… (27:10)
Rabbül Alemin ile olan muamele cennet tamahı ve cehennem korkusu ile olursa sen de mahluksun, cennet de mahluk, cehennem de mahluk… Mahluka Halık peşinde koşmak yaraşır. Onun için arifler oruca, namaza niyet ederken “Allah rızası için” demezler “Allah için” derler. (35:00)
Cömert isteyeni geri çevirmemektir. Sehiy ise istemeden verene derler. Cömertlik orta bir seviyedir. (40:50)
Hadis-i Şerifleri anaokulu seviyesinde Efendimiz hazretlerinin yaptıklarını aynen yapmak olarak algılıyoruz. Bu ancak anaokulu seviyesi için doğrudur. Hadisten bu anlaşılmamalıdır. Efendimiz’in kime ne zaman hangi şartlarda söylediğini, hangi hikmetle yaptığını bileceğiz. Efendimiz’in yaptığının aynısını yapmak değil o hikmete uygun davranmak sünnettir. (42:30)
Merzifon’da medfun Abdurrahimî Rumi hazretlerinin bir beyti var:
“Tevbe ya Rab, hata rahına gittiklerime,
Bilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime”
Evliyayı tanısak, evliyanın ışık aldığı Muhammed Mustafa trafosunu da tanırız. Daha validelerimizin adını ezberleyemedik, tanımaktan vazgeçtik…
Oruç, bedensel sıhhatten daha çok manevi sıhhat verir. Ancak oruç bunlar için tutulmaz. Gaye ile vasıtayı karıştırıyoruz. (48:40)
İnsan kul olmak için yaratılmıştır, ya nefsinin kulu olur, ya Rabbi’nin kulu olur. Kula kul olmam diyenler bilsinler ki nefislerine kul olmuş vaziyettelerdir. Allah’ın kuluna kul olmadan Allah’a kul olunmaz. Nefis sana sadece kötülükleri emreder. Rasulullah’a kul olmadan Allah’a kul olunmaz. (52:30)
Hz. Mevlana’nın çok büyük bir fakih olduğunu ne yazık ki kimse bilmiyor. Bir hoşgörü tutturmuşlar, hazret çok cellali bir zattır. Kitabını okumayanlar hakkında yorum yapıyor. Rasulullah Efendimiz’in mübarek dest-i pakleri yetim başı okşadığı gibi kılıç kabzası da tutmuştur. Hz. Mevlana elbettte bir İslam toleransına sahip ama şeyh geçinenlere öyle ağır lafları vardır ki… Hz. Pîr, “Kul ya eyyühellezi…” ayetinin tefsiri için “burada kim ey kullarım diyor” diye düşünmemizi istiyor… Tefekkür Allah’ın emrettiği bir davranıştır. (55:00)
Mü’minin, müslümanın tefekkür etmeyeni Allahü Zülcelal’in müslüman tarifine girmiyor. Kur’an-ı Kerim’deki “Kim Rasulullah’a itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur” manasındaki ayet bir formüldür. İtaat kelimesi yerine ne koyarsak koyalım bu formül bozulmaz. Kim Rasulullah’a isyan ederse Allah’a isyan etmiş olur. İşte itaat yerine kul kelimesini de koyarsak Rasulullah’a kul olmadan Allah’a kul olunmaz. Allahla kul arasına kimsenin girmemesi ibadet açısındandır. “İyyake na’büdü” bu şekilde anlaşılmalıdır. (71:00)
Her ilmin bir sırası vardır, ilmilah bilmeden İbni Arabi okunmaz. Her ilmin terminolojisi olduğu gibi İslamiyetin de vardır. (75:40)
İnsandan kasıt Efendimiz’dir. Efendimiz posta memuru değildir. Yaşantısı ile bizatihi Kur’an’dır. Allah’ın ayetleri Kur’an ayetleri ile sınırlı değildir. Kevni ayetler nerede? Ayet, aksi hiçbir şekilde ispat edilemeyecek doğru, gerçek demektir. Mushaf ile Kur’an-ı Kerim’i de ayırmak lazımdır. (78:30)
Efendimize, “Efendim” demeyi kabul etmeyenler var. Bir putperest kabile var, bunlar tanrı ittihaz ettikleri baştanrıya “seyyidina” diyorlar. Efendimiz, onlara mahsus olarak, kendi tanrıları ile karışmaması için “bana seyyidina demeyin” diyor. Biz Efendimiz’e “Efendim” demeyeceğiz de kime diyeceğiz? (83:00)
Adam beğenmemek, baş olma hevesi, rızkını işinden bilmek çok büyük bir hastalıktır. (85:00)
Hz. Mevlana, ucub, gurur, tefekkür, milliyetçilik, günah, tövbe, zalim, zulüm, savaş, hukuk, kulluk, kul hakkı,






