Esas derdimiz tevhidsizliktir

On 16 Temmuz 2014

Seyir Defteri | Bölüm 319 | 6 Temmuz 2014 | 39′ 43”

Kış kışlığını, gavur gavurluğunu yapacak. Biz, bize düşenleri yapıyor muyuz, ona bakacağız. Dini meseleler münakaşası gündeme atılıyor. Her zaman söylerim, kandıranlar kabahatlidir ama kananlar da kabahatlidir. Niçin kanıyorlar, niçin birisinin söylediğini doğru mu yanlış mı bakmıyorlar? Bu memlekette sosyoloji profesörü ilahiyat dekanı olmuştur. (02:30)

Müslümanların ilk olarak birara gelip, kanmamaları lazımdır. I. Cihan harbi İslam birliğinin parçalanması ile sonuçlanmıştır. Bir de hanedanlar bitmiştir. İslamî nüfusu ihtida edenlerle birlikte giderek artıyor, bu da birilerinin işine gelmiyor. Müslümanlar olarak tevhidsizliği giderecek tedbirler aldığımızda Ramazan’ı burnumuzdan getirmek için yapılan özel fiiller kalmayacaktır. Bizim esas derdimiz tevhidsizliktir. (04:20)

Ramazan’da maddi manevi hassasiyetlerimiz artıyor. Bu hassasiyet artımından istifade ile sureti haktan görünerek konuşanlar, kafayı bulandıranlar var. Memleketimizde bir otorite var, devlet. Devlet otoritesini kurumları ile uygular. Türkiye Cumhuriyeti devletinde dini otorite Diyanet İşleri’dir. Laiklik namı altında dinimize yapılan hücumlara cevap vermemek ne laiklikle bağdaşır ne de Diyanet İşleri’nin görevi ile bağdaşır. Bir kişi çıkıyor imsak ve sahur vakitleri ile ilgili şahsi fikrini açıklıyor ve insanların kafasını bulandırıyor. Diyanet İşleri buna karşı bir genelge yayınlamalı ve bunun kişisel bir içtihad olduğunu söylemeli ve ülkede Diyanet’in kararının geçerli olduğunu belirtmelidir. (09:30)

Hukuksal olarak Diyanet’in fetva yetkisi yoktur, çünkü aksi durumda yapabileceği bir müeyyide yoktur. Bu yüzden cevapları Yüksek İstişare kurulu cevaplar. Bugün alışılmıştan öte artık icma haline gelmiş imsak zamanı hakkında münazara yapılabilir ama yanlıştır böyle yapmayın diyemezsin. Diyanet İşleri aklınız imsak vakti ile bulanmasın demelidir. (13:45)

Hürriyet, başıbozukluğun adı oldu. Her istediğini yapmanın adı hürriyet değildir. Terbiyesizlik hürriyeti namı altında bir hürriyet yoktur. Ama bugün kime terbiyeden bahsetsek hürriyete mani diyor. Terbiye insanlardan çok uzaklaştı. O terbiyesizlikleri yapanlar yaşları ilerleyip o terbiyesizliklere muhatap olduğunda aynı şeylerden o şikayet ediyor. (19:10)

Terbiye adı üstünde bir Rabbe tabi olmaktır. Rabbül Alemin tektir, rab ise öğretendir. Bir musiki üstadına rabbül ud denirdi yani udu terbiye eden kişi. Türkçe bilmediğimiz için bunları yanlış anlayabiliyoruz. Almanca çok enterasan bir lisandır, Almanca’da 4-5 tane redhouse çıkar. Çok kavramları olduğu için çok kelimesi vardır. Bu yüzden Alman mütefekkirler dünyaya tesir etmişlerdir. Çok kelime ile çok tefekkür binası inşa edilebilir. Bugünkü Türkçe ile ne düşünüyoruz ki ne üretelim? (25:30)

Ramazan-ı Şerif’e mahsus bir diğer terbiyesizlik Ramazan’a riayet etmeyenlerin hürriyeti var, edenlerin hürriyeti yok telakkisidir. Bugün hürriyet peşinde koşan, bu fikri batıdan aldık diyen yerli dangalaklar bir Roma seyahatinde Vatikan meydanına gitsinler, eğer papa penceyere çıkıyorsa mutlaka diz çökecek, çökmezse polis zorla çöktürür. Kudüs’e gittin, ağlama duvarına başı açık almazlar. Bunları yahudi ve hristiyan yapınca hürssiyetsizlik olmuyor ama müslümanlar yapınca hürriyetsizlik oluyor. (30:20)

Bir müslüman diğer bir müslümana oruç tutuyor veya tutmuyor diye karışma hakkı yoktur. İslam devleti de buna karışmaz. Ama İslam hukukunda bir ceza vardır, alenen naksı siyam, alenen naksi siyam yasaktır. Bu Allah emri değil, idari bir karardır. Yani oruç tutmadı diye değil alenen sokakta yemek yedi veya sigara içti diye cezalandırılabilir. Bu memlekette cumhurbaşkanlığı yapmış bir adam Ramazan günü memleketin en büyük mevkıi olan Büyük Millet Meclisinde su içemez. İçerse terbiyesizdir. Bu millet de o kadar terbiyesiz bir millet değildir, başında tutmaz atar. Nasıl atar, hafızasından atar. Ramazan ayı inşallah bizim nefsimizi terbiye etmemizin vesilesi olduğu gibi bize karşı terbiyesizlik yapanlara da terbiye vesilesi olsun. (33:30)

Diyanet, fetva, imsak, sahur, devlet, Ramazan,  Almanca, Türkçe, dil, terbiye, Rab, oruç,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir