Sevginin yegâne muhatabı Resûl-ü Zîşân’dır

On 30 Mart 2016

Kalbe Düşünce | Bölüm 4 |  47′ 39”

(Asgarî ibadetler ile çukurdan, zeminden çıktıktan sonra o zeminden daha yukarıya nasıl çıkılır sorusu üzerine)

Aziz Mahmud Hüdayî Efendimiz buyuruyorlar ki

“Olmayınca senden atâ, 

Kul neylesin yâ Rabbenâ”

Zeminden yukarı çıkmak İnâyet-i İlâhi ile olur, Şefaât-i Muhammedî ile olur, Himmet-i Evliya ile olur. Yani kendi kendine olmaz, bunu kabul etmiş olmak zemine çıkmış olmaktır.

Şimdilerde moda bir laf var, benim kalbim temiz diye… Sure-i Yusuf’da Hz. Yusuf Aleyhisselâm “ben nefsimi aklamam” demiyor mu? Hz. Yusuf koca bir peygamber değil mi? Koca bir peygamber “ben nefsimi aklamam” diyor ama benim kardeşim “benim kalbim temiz” diyor, olmaz iki gözüm, olmaz… Allah bu kıssaları hisse almamız için göndermiştir ama kendi kendimize hisse alamayız. Annen baban okuma yazma bilirken sen okuma yazmayı öğretmenden öğrendin. Okuma yazma biliyor olmaları, öğretecek seviyede olmalarını gerektirmiyor, öğretmek ayrı bir ihtisas… Okuma yazmayı öğretmenden öğrenirken onu aracı saymıyorsun ama Rabbini öğrenirken kendim öğrenirim diyorsun, nasıl bir tenâkuz?

Bahanelere sığınanlar bahanelere esir olurlar. İnandıkları gibi yaşamayanlar yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar. İnançsız insan yoktur, bir şeye inanmamak da bir inançtır. (01:50) 

Menhiyattan kaçmak da bir mükellefiyettir. Biz Allah’ın yap dediğini yapmak ve yaptırmak, yapma dediğini yapmamak ve yaptırmamak ile yükümlüyüz, hangisi daha önemli diye bir önem ayrımını biz yapamayız.

Biz Allah’ın emirleri arasında o daha önemli, bu daha önemli diye kendimizce diyemeyiz. Efendimiz’in gösterdiği bazı önemler vardır, Efendimiz namaz dinin direğidir buyuruyor, benim gözümün bebeğidir diyor. Demek ki namaza biz de çok önem vereceğiz ama birini birine tercih edemeyiz, hele hele “kurban keseceğine çocuk okut” gibi bir icat hiç yapamayız. İcatta çok önemli aşikar bir günah vardır, firavundan ne farkın var böyle dersen?

Sadece Allah’ın emirlerini yerine getirmek sevap kazandırmaz, yapma dediklerini yapmamak da sevap kazandırır. İçki içmeyerek kulluk ediyoruz, kul olmaya adım adım yaklaşıyoruz, haram yemiyoruz, yetim malı yemiyoruz, kimsenin ırzına namusuna bakmıyoruz… Bunlar hep yapmadıklarımız. (05:10)

Avam ve havası Batı etkisi ile anadan doğma bir sınıf olarak telakki ediyoruz. Böyle bir sınıf yoktur. Sözün başında arzettiğim gibi İnâyet-i İlahi, Şefaât-i Muhammedî, Himmet-i Evliya ve gayret-i ferdî ile mukarrabine kadar çıkarsın. Hazreti Ömer, putperest Ömerken Hz. Ömer olmuştur, demek ki oluyor.

Hz. Büreyde, hicrette Efendimiz’in yolunu kesen zât…  Hicret yolcuları 4 kişi, Efendimiz, Hz. Ebubekir, Hz. Ebubekir’in kölesi ve kılavuz… Çevirenler 96 kişi, hepsi atlı, develi, silahlı. Efendimiz Hz. Büreyde ile 3 kelime üzerinden konuşuyor, adın ne, hangi kabiledensin, hangi boyundansın… Hz. Büreyde o anda müslüman olmuştur. Hz. Büreyde Efendimiz’e “Benim topraklarımdan geçerken senin gibi bir Zât-ı Şerif’in sancaksız olarak geçmesi nâlayık bir haldir” deyip başındaki örtüyü mızrağına bağlayıp sancak tutmuştur.

Hz. Büreyde birkaç ay sonra Medine’ye gelmiştir ve enteresandır, Efendimiz birçok gazveye Hz. Büreyde’yi sancaktar olarak göndermiştir. Hz. Büreyde Efendimiz’in ahirete teşriflerinden sonra Medine’de yaşamaya tahammül edememiş ve önce Basra’ya sonra Horasan’a gitmiştir. Türk Milletinin ilk İslâmla tanıştıran zevattan biridir. Kabri de Türkistan’dadır. (11:10)

Bir söz vardır, “hasenâtü’l ebrar, seyyiâtü’l mukarrâbin”. Ebrar birrî takva sahiplerine denir. Arapçada bîr ihsanda sınır tanıyaman zevata denir. Bu sadece para ile ölçülmez. Bunun çoğulu ebrardır. Bu ebrar için hasenât olan şeyler mukarrâbin için seyyiattır. Onun için fiillerin zahirleri eşit olsa da Allah indindeki değerlendirmeleri eşit değildir. (15:00)

Bazı cenazeden dolayı cemaat mağfur olur, bazen cemaatteki bir kişiden dolayı hem merhum veya merhume hem cemaat mağfur olur. Hangisi hangisindedir bilmeyiz, biz katılmakla mükellefiz.

Amellerin niyetlere göre olması ile ilgili bir menkıbe vardır, olup olmaması önemli değil, alınacak hisse önemli. Bir düz arazide ufak bir çeşme başı var, oraya gelen bir atlı atını bağlayacak bir yer olmayınca toprağa bir dalı çakar ve atını oraya bağlar. İşi bitince benden sonra birisi daha gelirse o da atını bağlasın diye o dalı orada çakılı bırakır. Bir süre sonra bir adam daha gelir, bu kadar boş yerde bu kazık birinin ayağına takılır der ve kazığı söker. İkisi de cennetlik, çakan da söken de. İkisinde de hüsn-ü niyet var, birisi at bağlasınlar diye çakıyor, diğeri ayak takılmasın diye söküyor. Onun için biz bilebildiğimizi yapacağız, Allah bize bilmediğimizi öğretir. Buradaki şart amel etmektir. (16:50)

Yapılması ve yapılmaması gereken şeyler ayrı sayılmalarına rağmen yapmamak da yapmaktır, neticede Allah’ın sözünü dinlemektir.

Orucu tuttuk, fukaranın halinden anlayalım, susuzun halinden anlayalım diye mi tuttuk, anlamadığımız zaman tutmayacak mıyız? Kendi kendimize icat ettiğimiz neticeler hasıl olsun diye mi ibadetleri yapacağız? Dizimiz kireçlenmesin, belimiz tutulmasın diye mi rüku ve secde yapacağız yoksa Allah için mi? Sen rüku ve secde edersen dizlerin ihtiyarlıkta kolay kolay kütük olmaz. Ayrıca koşmaya, yürümeye lüzum var mı? Acıkmadan oturuyorsun, doymadan kalkıyorsun, sonra yediklerini hazmetmen için koşmana, yürümene, eve koşu bandı almana gerek var mı? Bütün bu Efendimiz’in sözlerini dinliyorsun ama yine de bir başkalık var, o zaman tiroidine baktır, hazım sistemine baktır, bedende de bir takım rahatsızlıklar olabilir. Efendimiz’in sözünü dinlemek dünyada da rahatlıktır, ebedi hayatta da rahatlıktır. Ama o rahatlığı temin etmek için yapılmaz.

Boş koşup enerjini ona harcayacağına az yiyerek az enerji almayı öğren. Az ye ki, az konuş ki, az uyu ki adam olasın. Az yemek, az konuşmak, az uyumak nefis terbiyesinin önemli unsurlarındandır. (22:20)

Allah’a ulaşmak insandan insana olur. Kitap insanın bir eseridir, faydası vardır ama yeterli değildir. Allah insana insandan tecelli eder. Allah-u zü’l Celâl, ayât-ı beyyinâtını Habib-i Edib-i Zîşân’ına insan suretindeki meleği ile göndermiştir.

İnsanın üç önemli vasfı vardır; Nefa-i İlahî’yi taşır, yeryüzünde Allah’ın halifesidir, Allah insana esmasını vermiştir.

Putların içinde insan yoktur, Roma putperestliğinde, İyon putperesliğinde, eski Yunan ve Makedon putperestliğinde, Mekke putperestliğinde insan şeklinde put yoktur. Biraz uzakdoğu putperestliğinde vardır, o da Buda ile alakalıdır. Buda tanrı değildir, Budizm tanrısız bir dindir. Bunlardan banane diyemeyiz. Efendimiz Hazretleri özellikle Bedir’den sonra başta evlad-ı manevisi Hz. Zeyd olmak üzere kabiliyet sahibi olanlara yabancı lisan öğreniniz emrini vermedi mi? Farsça bilen vardı, Selman-ı Farisi Hazretleri… O zamanın Bizansçası yani Rumca bilen var, Süheyl-i Rumî var. Ama Gassanîler var, Kerdânîler var, Habeşîler var.

Bilal-i Habeşî çocukluğunda köle olup geldiği için Habeşçe bilmezdi ama şivesinde etkiler vardı. S ve Ş harfleri çok mütebariz çıkmıyor Hz. Bilal’den, o yüzden Eşhedü’yü Eshedü gibi söylediği için itiraz edenlere Efendimiz hafif celallenmiştir ve “Sizin şınınızdan Bilal’in sin’i hayırlıdır” demiştir. Harf üzerinde durup ufak çocukları korkutup Kur’an okumaktan vazgeçiren hocaların kulakları çınlasın. “سُبْحَانَ” diyene kadar göbeğim çatladı benim. Sonra hoca değiştirdik de Kur’an okumayı öğrendim. Bu kadar harfin üzerinde neden duruyorsun? Öyleyse üzerinde durulacak şeyler başka şeylerdir. (28:05)

Hz. İnsanın tecelliyât-i İlahi olduğunu kabul edememek insanı putlaştırma korkusundan geliyor. Kulağımla çok duydum, Resûlullah Efendimiz hakkında naatlar, methiyelere “aman daha ileri gitmeyin” diyenleri… Bir insan Allah’ın ve meleklerinin her an salat ettiği bir Zât-ı Şerifi övebilir mi yeterince?

Allah kitabında “Bu kitabı ben indirdim ve hükmünü ben koruyacağım” diyor mu? Ve Kur’an’da her cümle bir hüküm müdür? Kur’an-ı Kerim’de “Muhammed Resûlullah” yazıyor mu, yazıyor. Bu hükmü koruyacak Allah’dır. 1400 küsür senedir İslâm tefekküründen veya müslümanların düşüncesinden doğan ama müslümanlık hududu dışına çıkan Dürzilik, Bahailik gibi sapıklıklar var. Bunların içinde bir tane Efendimiz Hazretlerini tanrılaştırma var mı? Yok… (35:05)

Menhiyattan kaçmak ve mükellefiyetleri yerine getirmek için kitap okunmalıdır. O kitap da insanın eseridir. Ancak kitap okuyarak yemek pişirme bile öğrenilmez. Bir tutam tuz der, benim parmağım büyüktür tutamım fazla olur, onunki incedir az olur. Yüzme öğrenenler kitap okuyarak değil, suya girerek öğrendiler. Suya girmek de yetmedi, biri tuttu elinden. Yemeği pişirmeyi insandan öğreniyorsun, yüzmeyi insandan öğreniyorsun, Allah ve Resûlunü insandan öğrenmek neden zoruna gidiyor? (40:20)

Amcalık, teyzelik, kardeşlik maddi bağlantılardır. Gönül bağlantısı başka şeydir. Sen istediğin kişiyi amca edebilir misin? Anneni, babanı değiştirebilir misin? Değiştiremezsin… Ama sen kendini değiştirebilirsin, yükseltebilirsin de, düşürebilirsin de… Allah ve Resûlünü dinlersen yükselirsin ve ilerlersin, dinlemezsen alçalırsın ve gerilersin. İş döner dolaşır Efendimiz’e gelir.

Allahu zü’l Celâl insandan kasıt olarak Habib-i Edib-i Zîşân’ı yaratmıştır. Ona yakınlık kesbedenlerden O’na yakın olmayı öğreniriz. O’na yakın olduk mu iş bitmiştir. O’na yakın olan Allah’a yakın olur.

Sevginin yegâne muhatabı Resûl-ü Zîşân’dır.  (42:20)

2 Responses to “Sevginin yegâne muhatabı Resûl-ü Zîşân’dır”

  • Hocamdan güzel sohbeti için ALLAH razı olsun…Bu hafta sohbette hanımlara da söyledim anne ilahisi söylenince herkes ağlıyor. Peygamber(S:A:V) ilahisi olunca gözler nemlenmiyor bile oysa ki Efendimizi herkesten,herşeyimizden çok sevmemiz gerekmiyor mu ?
    Anahtarlar önemlidir hayatımızda Rabbim doğru anahtarı görmek basireti ihsan buyursun…” Ey gönül hakiki bayram Cenab-ı muhammede(S:AV) vuslattır.Çünkü cihanın aydınlığı, O mübarek varlığın Cemalinin nurundandır. ” (HZ:Mevlana)

  • Hz.Pirime dil uzatanlara karşı Allah ıslah etsin onları…
    ” Ay doğmuyorsa yüzüne,güneş vurmuyorsa pencerene kabahati ne güneşte ne ayda ara…Gözlerinde ki perdeyi arala..(HZ:Mevlana)
    Sevgi emek ister emek vermediğimiz SEVGİ sevgi değil kandırmacadır…Her şey neye layıksa ona dönüşür..
    Vesselammmmm

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir