Tüm sorunlarımızın nedeni ehl-i tevhid olmamamız
Seyir Defteri | Bölüm 334 | 28 Aralık 2014 | 35′ 36”
Müslüman ülkelerin ve müslümanların durumu… Bunların üstesinden gelmek için önce müslüman olmamız lazımdır. Değil miyiz diye sormayın! Değiliz! Ahzab suresinin hükmüne göre Hz. Peygamber’in zevceleri müminlerin anneleridir, annelerimizin isimlerini sayabiliyor muyuz? Halâ seminerlerde kimseye saydıramıyoruz, bunca senedir bağırıyorum, anasının ismini bilmeyen müslüman bu kadar olur… Herkes kapısının önünü süpürse, sokak tertemiz olur. Sen, ben üstümüze düşeni yapmıyoruz, tapınma ritüellerini yerine getirmeyi müslüman olmaya yeterli zannediyoruz. Tevhidden yana değiliz. Halâ ders kitaplarında Araplar’ın 1. Cihan Harbinde İngiliz altınına Türkiye’yi satıp arkadan vurduğu anlatılıyor, Arabistan’da da İstanbul’da cami var mı diye soruluyordu? Çünkü Arabistan’da Türkler camileri yıktılar diye propaganda yapılıyordu, Türkiye’de de Araplar sizi İngiliz altınına sattı diye ders kitabına sokuluyor, bunu yapan da İngiliz gavuru… Bunlara niye aldanıyoruz? Gazze’deki meseleyi siyasi mesele yaparsan olmaz, tevhide muhalefet olarak bakacaksın. Filistin halkı bile kendi arasında bölük değil mi? Allah’ın ve Resûllullah Efendimiz’in istediği toplum olmadığımız müddetçe böyle olur… Çünkü siyasi rejimler dahil kulun alabileceği tedbir mükemmel olamaz. Ama Resûlullah Efendimiz’in hiçbir hali, emri, tavsiyesi Allah’ın rızasına muhalif olmadığı için O’nun yaptığını yapmadığımız müddetçe olmaz! Müslümanlığı beğenmeyip başına radikal, antikapitalist, hümanist sıfatları eklenebilir mi? Hümanizm, insanı insandan dolayı sevmektir, Benim Yunus’um ne diyor, “Yaradılanı severim, Yaradan’dan ötürü”. İnsanı insandan dolayı değil, insanı Allah’tan dolayı sevmek, aynı zamanda Allah’ın yarattığı diğer mahlukâtı sevmek demektir. Bu eklemeleri yapanlar demek ki müslümanlığı bilmiyorlar, din onlara anasının babanın mirası… Kendine gavur diyemiyorsun ama müslümanlığa eksiklik koyuyorsun, o zaman müslüman değilsin kardeşim! Tevhid halinde olmazsak zulüm görürüz. Tüm zulümlerin sebebi tekdir, sadece ve sadece ehli tevhid olmamamız… Halâ müslüman dünyasının çektiği azabı soruyorsak cevabını anlamayacak kadar iptidaiyiz demektir. (01:40)
“Namaz insanı kötülüklerden alı koyar”, hadis bu… Hem namaz kıl hem kötülük işle… Demek ki sadece şeklini yapıyorsun. Hem oruç tutuyorsun, hem nefsinin dediğini yapıyorsun, demek ki şekilde kalmışsın. Bu ruhun tekrar kazanılmasında tasavvufun rolünü soranlar bunu 1925’de tekkelere kapatana, halâ bu yasağı devam ettirenlere sorsunlar! Halâ 1925 tarihli kanunu değiştirmeye cesaret edemeyenlere sorsunlar bu suâlleri! Tasavvuf var mı ki rolünü söyleyelim. Her kurum merasimi ile yaşar, tekkeyi kapatmak kurumu kapatmak demektir. Hala devam ediyor diyenler var. Hacıanneler, çavuşlar, onbaşılar, vekillerle devam ediyor diyenler var, aslı olanın vekili mi olurmuş. Böyle birşey tasavvuf hayatında yoktur. 1925’den önce bana bir tane vekil gösterin, yanıldığımı kabul edeyim. Hacıanne ders mi verirmiş, kadından mürşid mi olurmuş. Kadından mürşid olmaz demek, kadın yetersizdir demek değildir, lafı tersinden anlamaya meraklı çok insan var. Peygamberlik gibi ağır bir görevi Allahu Zülcelal kadın kullarından berî kılmıştır. Mürşidliği posta oturup el öptürmek mi zannediyorlar? Evladının ayağına diken battığı zaman senin yüreğin cızlıyor mu? Mürşid binlerce de olsa dervişinin ayağına diken batınca yüreği cız eden adamdır. (11:00)
Evde huzurun olması müslüman olmamıza bağlıdır. Elektrikler kesildi, çamaşır yarım kaldı, evin hanımı sinirlendi, hangi hanım sinirlenmez, bey eve gelince üzülme, merak etme, sana yardım edeyim diyerek kalbini almalıdır. Tersine bana ne senin çamaşırından diyenden müslüman koca olmaz. Veya tersi, adamcağız arabası ile trafiğe takıldı. İstanbul trafiği şeytanın cirit attığı bir yer, kendini müslüman zanneden hak yiyenlerle dolu ortalık. Adamcağız hakkı yene yene gelmiş evde sinir içinde, hanım cevap veriyor, banane ben mi tıkadım trafiği diye… Bu da müslüman kadın değildir. Beycim, gel sana bir yorgunluk kahvesi yapayım deyiverse… Böylece adamın hemen vidaları gevşer. Müslüman gibi yaşayınca evler ev olur… Mutluluğun şartı sevgidir, çünkü sevgi Allah’ın kainatı yaratma bahanesidir. (20:40)
Gelen sorularda, kendi dertlerinden ziyade müslüman olamayışının dertlerini dile getiriyorlar. Ben bunu soranlara değil, müslüman olamayışımıza kızıyorum. Allah’ın bu nimetinden yeterince istifade edemeyişimize kızıyorum. Sual öğrenmek için sorulur ve soranın bilgi seviyesini gösterir. Suâl, sâil yani isteyen demektir. Sert konuşuyor diyorlar, sert konuşmuyorum, kat’i konuşuyorum. Buna alışık olmadığımız için kesin konuşmaya sert diyorlar. (31:45)






