Kıyamet ne zaman kopacak?
Seyir Defteri | Bölüm 292 | 17 Kasım 2013 | 38′ 31”
Allahu zü’l Celâl Kitab-ı Kerîm’inde “la tecessesü” buyuruyor. Merakı bırakın demektir bu. Kişilerin, olayların ibini dibini kurcalamayın, çok sual sormayın. Söyleneni anlamak için sual sorun, merakınızdan kaynaklanan sualler sormayın. Kıyamet ne zaman kopacak sorusuna benim cevabım şudur: Sanane!.. Sen kendi kıyametin için ne yaptın? Nasreddin Hoca’ya sormuşlar kıyamet ne zaman kopacak diye, ben ölürsem hanımın kıyameti kopar, hanım ölürse benim kıyametim kopar demiş.
Arif olanlar kendilerine kabir hazırlamazlar, kendilerini kabre hazırlarlar. Kıyametin ne zaman kopacağını öğrenmek bana dünyevi ve uhrevi olarak ne kazandırır?
İrfan elzemi lazıma, ehemmi mühime tercih etme yeteneğidir. Kıyamet ne zaman kopacak sualini irfansız olarak görüyorum dersem, kabalık etmiş olmam inşallah. (02:00)
Başka yerde canlı var mı, olabilir. İnsan var mı, yok. Nereden biliyorum, ayetten biliyorum. Arz üzerinde kendime halife yaratacağım diyor Allah.
Bir insan her şeyi ile müslüman oldu ise başka bir şey olmasına gerek yoktur. Müslümanlıkta eksiklik yoktur. Ama müslümanlarda eksiklik çoktur. İslam’da eksiklik yoktur. Hesap vereceğimiz bu dünya fanidir, ama ben öldükten sonra dünyada olanlar beni alakadar etmiyor.
Biz topraktan geldik toprağa gidiyoruz sözü doğru değildir. Biz Allah’dan geldik, Allah’a gidiyoruz. Bedenimiz topraktan yapıldı, toprağa dönen bedendir.
Hayat fani değildir, dünya hayatı fanidir. Dünya hayatından evvel de bir hayatımız vardı. (07:00)
İnsanın ebedi olmayan aklı ile ebediyeti anlaması mümkün değildir. Ama gönül ebedidir, o anlar.
Ahiret hayatı ölümle kıyamet arasındaki hayattır. Eğer öyle bir hayat olmasaydı Efendimiz “Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe, ya cehennem çukurlarından bir çukurdur” demezdi. Kıyamet koptuğu anda yaşayanların ruhları hem kabz edilecek hem iade edilecek. Ahirette olanların ise ruhları iade edilecek.
Hz. Ali Efendimize atfedilen bir söz vardır: İnsanlar uykudadır (yani gaflettedir) kafaları teneşire vurduğu zaman uyanırlar. Ondan evvel uyanmak nasip olsun inşallah. (11:30)
Bize lazım olan için, hem bizim için belirlenmiş olana bakacağız hem biz belirleyeceğiz. Evvela belirlenmişi bilmek lazım ki hangilerini biliyoruz hangilerini bilmiyoruz görelim.
Biz Allah’a kul, Resûlüne ümmet olduğumuzu söylüyoruz ama Allah’ı tanıyor muyuz? Allah’ın tanımak mümkün mü? Kendi kapasitemizce, evet. Allah’ın zatı tanınmaz, sıfatı, fiili, esması tanınır. Ağacı görüp, meyvesini yiyince kökünü görmen gerekiyor mu, gerekmiyor. Köksüz ağaç olur mu? Onun için: “Allah görülmez bilinir, Resûlullah görünür ama bilinmez”. Çünkü 5 duyuya sığmaz, görmeyi tanımak mı zannediyoruz? (19:00)
Bugün herkesin ağzında sakız bir laf var mesela, ben Allahla arama kimseyi sokmam. Peygamberlik kurumunu öğren o zaman. İkincisi sorduğum zaman müslümanım diyorsun, amentüde geçen Allah’ın melekleri var, 4 büyük melekten biri olan Cebrail a.s neci o zaman? Allahu zü’l Celâl kendisine Resûl olarak tayin ettiği zevât-ı kirâma Cebrail vasıtası ile ilişki kuruyor, sen kim oluyorsun da Allahla arama kimseyi koymam diyorsun?
İslâmda ibadet için özel bir adam gerekmez, araya sokmamak bu manada olabilir. Ama Hristiyanlıkta Musevilikte papaz veya haham olmalıdır. (21:30)
Kıyametin kopmasının ne zaman olacağından ziyade bize lazım olan, bir iş yaptığımızda ya dünyaya yaramalı, ya ahirete yaramalı şuurudur. Ayrıca, “Dünyası için ahireti, ahireti için dünyayı tercih eden bizden değildir” diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Senelerce önce bir TV programında bir büyük devlet idarecisine şöyle dedim: “Kapınızda devlet görevi ile ilgili insanlar beklerken sizin vakit sünneti kılmanız caiz değildir.” O neşriyatı yapan TV’nin müdürü bunları söyleyemezsin dedi. Sünnet namazı şahsi mükellefiyettir. Ama devlet meselesi ile ilgili kapıda bekleyenler ashâb-ı mesâlihdir, onları sünnet namazı için bekletemezsin. Hala aynı şeyi döylüyorum. Ertesi hafta o yayın müdürüne hadis-i şerifi gösterim, bir daha da programına çıkmadım.
İşte dünyası için ahireti, ahireti için dünyayı terketmemek veya tercih etmemek demek hakikatte dünya ve ahiret ayrımının olmadığının ifadesidir, bunu anlamak lazımdır. (30:30)
Öncelikler vardır ve daima değişebilir. Kokteyl partilerinin bol olduğu bir zamanda içki içmenin günahının anlatılması önceliklidir. Böyle bir ortam yoksa önceliği düşer.
Mesela bir padişah meclis-i mebusanda, cumhurbaşkanı TBMM’de Ramazan’da milletin gözüne baka baka su içmiyorsa, bu saygısızlığı yapmıyorsa, Ramazan orucundan ve oruca saygıdan bahsetmenin gereği yoktur. Ama Cumhurbaşkanı Ramazan’da, sanki 15-20 dakikalık bir konuşmada boğazı çok kurumuş gibi, TV’den nakledilen bir konuşmada milletin gözünün içine baka baka Ramazan’da su içiyorsa, bu terbiyesizlikten dolayı Ramazan’daki oruca saygı göstermenin bir toplumsal vazife olduğu anlatılmalıdır.
Ehemmiyet, öncelikler irfan ile tespit edilir. Tekrar edelim, irfan, ehemmi mühimme, elzemi lazıma tercih etme yeteneği demektir. (34:00)






