Ezvac-ı Tahirat -13- Hz. Zeyneb binti Huzeyme ve Hz. Ümmü Seleme
Seyir Defteri | Bölüm 268 | 12 Mayıs 2013 | 52′ 17”
Efendimiz’in Hz. Hafsa validemiz ile evlilikleri bugünkü tarih ile 625 yılının Ocak ayındır. Aynı ay içinde bir başka mutlu hadise daha olmuştur. Efendimiz’in torunları, Hz. Hasan efendimiz dünyaya teşrif etmişlerdir. Böylece Efendimiz Ocak ayında hem validemizle evlenmiş, hem de dede olmuştur. Efendimiz’in o sırada hayatta üç zevcesi vardır. Efendimiz’in izdivaçları bir takım iftiralara cevap verecek şekilde iyi bilinmelidir. 625 yılında Efendimiz 54 yaşlarındadır yani artık ortayaşı geçmiş, yaşlılığa merdiven dayamıştır. Bu yaştan sonra çok kadınla evlenilse ne olur, evlenilmese ne olur? Bu iftirayı atanlar niye herkesi kendileri gibi düşünüyorlar? (03:50)
Zeynep binti Huzeyme validemiz, cahiliyye döneminde bile yüksek ahlakı ve yardım severliliği ile tanınmış asil bir hanımdır. Genç yaşından itibaren yüksek faziletleri etrafta konuşulan bir hanımdır. Bu konuda lakabı bile vardır; “Ümmül Mesakî”. Mesaki’nin anlamına yoksul demek yetmez, yoksul pek birşeyi olmayana denir ama miskin hiçbirşeyi olmayana denir. Ümmül Mesakî, miskinlerin anası demektir ve validemiz bu lakabı yirmili yaşlarından önce almıştır. (06:00)
O dönemin kabilelerin en güçlülerinden biri de Amir ibni Sasa oğullarıdır. Hz. Zeynep validemiz bu kabilenin ileri gelen bir ailesinin kızıdır. Validemiz, evlenme yaşı geldiğinde Tufeyl bin Haris isminde bir zat-ı şerif ile evlenmiştir. Daha sonra bu zevcinden boşanmış ve Ubeyde ibni Haris ile evlenmiştir. Ubeyde ibni Haris, Kur’an-ı Kerim’de methedilen Bedir ashabındandır ve Bedir şehitlerindendir. Ubeyde ibni Haris hazretleri Bedir’de şehit olunca Zeynep validemiz dul kaldı. Bedir ashabının Kur’an-ı Kerim’de övüldüklerini tekrar hatırlayalım ve Efendimiz’in kimlerle evlendiğini düşünelim. Efendimiz, Kur’an’da övülen kimselerin dul kalmış zevceleri ile evlenmiştir. (10:20)
Efendimiz’in tebliğ için ashabdan bir grup gönderdiği kabilelerden biri de Ben-i Sasa kabilesidir. Ancak Beni Sasa kabilesi bu hareketi bir düşmanlık belirtisi olarak algıladığı için gelen zevatı pusuya düşürüp kılıçtan geçirmişlerdir. Bu olaydan dolayı bu kabile ile müslümanlar arasında ciddi bir soğukluk hatta düşmanlık meydana gelmiştir. Efendimiz hazretleri bu kalabalık ve güçlü kabile ile düşmanlık olmasını istemiyordu. Bir şekilde sulh haline döndürülmesi gerektiğini düşündü. Bu düşüncesinden dolayı, Bedir’den sonra dul kalmış olan ve bu kabilenin ileri gelenlerinden olan Zeynep validemize evlenme teklif etti. Efendimiz, bu şekilde Ben-i Sasa kabilesine enişte olacak, böylece düşmanlık bitecekti. (12:30)
Zeyneb binti Huzeyme validemiz bu evlilik ile mü’minlerin annesi olma şerefine nail oldu, evliliklerinden önce olduğu gibi “Ümmül Mesakin” lakabına uygun olarak yaşamını sürdürürken Efendimiz ile evlendikleri yılın Eylül ayında, otuzlu yaşlarında ahirete göçtü. Validemizin Efendimizle evlilikleri sekiz ay kadar sürmüştür. Cenaze namazını bizzat Efendimiz hazretleri kıldırmış ve validemiz Cennetül Baki’ye defnedilmiştir. Allah şefaatine nail etsin. (16:10)
Ümmü Seleme validemiz, Efendimiz’in bi’setinden yaklaşık onbeş sene önce, asil bir ailenin mensubu olarak Mekke’de doğmuştur. Asıl adı Hind’dir, Ümmü Seleme künyesidir. Validemiz önemli bir kabile olan Ben-i Mahsun kabilesindendir. Evlenme yaşı geldiğinde halazadesi Abdullah ibni Abdulesed ile evlenmiştir. Ümmü Seleme validemiz Darül Erkam’da yer almış, ilk hanım müslümanlardandır. Halazadesi Abdullah ile evlendikten sonra Habeşistan’a hicret etmişlerdir. (21:50)
Ümmü Seleme validemiz ve ailesinin Habeşistan’dan döndükten sonra Medine’ye hicretleri çok sıkıntılı olmuştur. Beni Mahsun kabilesinin kısmı küllisi müşriktir. Bu kişiler Ebu Seleme’ye Ümmü Seleme validemizi yanında götüremeyeceğini söylemişler, yollarını kesmişler ve Ebu Seleme’yi zevcesinden ve ailesinden ayırmışlardır. Validemiz bu günleri şöyle anlatır: “Akrabalarım kocamı benim yanımdan alınca, kocamın akrabaları da oğlumu yanımdan aldılar. Oğlumu benden almaları bile çocuğumun canını acıtarak oldu, bir sene sabah akşam gözyaşı döktüm. Sonraları, nihayet acıdılar da istersen kocanın yanına git dediler, kocamın akrabaları da oğlumu yanıma getirdiler ve oğlumla beraber gittik.” Bu süreç bir seneye yakın sürmüştür. (27:45)
Ümmü Seleme validemiz birgün kocasına şöyle bir anlaşma teklif eder: “Cennetlik kocası ölen bir kadın sonradan başkası ile evlenmezse Allah mutlaka onu cennette kocası ile yanyana getirecektir, aynı şekilde cennetlik bir hanımı vefat eden cennetlik bir erkek de sonra başka bir hanımla evlenmezse Allah onu da cennette hanımı ile bir araya getirecektir. Öyleyse gel seninle bir sözleşme yapalım, ne sen benden sonra kimseyle evlen, ne ben senden sonra kimseyle evleneyim.” Ebu Seleme bu teklifi kabul etmez ve zevcine kendisi öldüğü zaman evlenmesini söyler. Muhabbete bakın ki, Ebu Seleme bunu dedikten sonra şu duayı etmiştir: “Ya Rabbi, Ümmü Seleme’ye ben öldükten sonra benden daha hayırlı, onu hor görmeyecek, incitmeyecek bir zevc nasip et”. Sevgi böyle olur, benden sonra evlenirsen hortlar gelir gırtlağına sarılırım demek sevgi değildir. Bu incelikleri öğrenmemiz için bu teferruatı anlatıyoruz. Teferruatlarda kemal gizlidir. (31:30)
Ebu Seleme’nin vefat haberi Risaletpenah Efendimiz’e gelince Efendimiz hemen Ebu Seleme’nin evine gitmiş, orada naaşı şerifin baş ucuna oturmuştur. Gözlerini mübarek elleri ile kapatmış, yüzünü örtmüştür. Bu esnada “Ruh çıktığında göz onu takip eder” hadisini buyurmuştur. Gözleri açık mevtalara dikkat edilirse gözler ekseriyetle yukarı bakar. Bir kısmı da yana bakar, o yana bakılan ruh değildir. Bunlar umumi konuşulacak konular değildir ancak yeri geldi söyleyelim, sağa veya sola bakmak katip meleklere bakıştır. (35:45)
Dört çocukla birlikte, bir Uhud şehidinin kavî bir müslüman olan hanımının bu şekilde çocukları ile yalnız kalmasına razı olmayan Efendimiz, validemizin iddet müddeti bitince ashabına Ümmü Seleme ile evlenmeyi isteyen varsa gitsin söylesin, Ümmü Seleme de razı ise evlensin, buyurmuştur. Ancak validemiz bu teklifleri kabul etmemiştir. Hatta teklifi yapanlar için Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer de vardır. Bir müddet daha geçince bu sefer Fahri Kainat Efendimiz teklifinde bulunur. Validemiz bu teklifi duyunca merhum zevcinin duasının kabul olduğunu görür ve buna çok sevinir. (41:00)
Ümmü Seleme hazretlerinin Efendimiz hazretlerine açıkladığı endişeleri Efendimiz tarafından cevaplandırılınca Ümmü Seleme hazretlerinin zihnini meşgul eden endişeler yok olur. Validemiz, o sırada reşid bir delikanlı olan oğlu Ömer’e seslenerek “Ömer, kalk beni Rasulullah’a nikahla” buyurur. Böylece, Hicri 4. yılın Şevval ayının sonlarına doğru yani 626 Mart ayında Efendimiz ile Hz. Ümmü Seleme nikahlanmışlardır. Ümmü Seleme validemize hücre olarak evvela ahirete göçen Zeynep validemizin hücresi verilmiştir, daha sonrasınra Hz. Ayşe validemizin hücresinin kıble istikametinden tersine ilave hücre yapılmış ve validemiz orada yaşamıştır. Efendimiz’in daha sonraki zevceleri hep bu yönde yapılan hücrelerde yaşamışlardır. (47:00)
Ümmü Seleme, Hz. Zeynep binti Huzeyme, Ezvac-ı Tahirat, Ebu Seleme






