Merhume Ayşe Şasa Hanımefendi
Seyir Defteri | Bölüm 317 | 22 Haziran 2014 | 50′ 30”
Allah Ayşe hanıma muhabbeti ile muamele buyursun, çünkü onun Allah’a, Rasul’une ve velilerine ciddi muhabbeti vardı. (01:50)
Herkesin zatı alidir, ama sıfatlarımız bozuktur. Sıfatlarımızı düzelttiğimizde âlî insan oluruz. Tipik misal Ömer bin Hattab ile Hz. Ömer’dir. Ayşe hanım o zamanın modası olarak Alman bir mürebbiyenin elinde büyümüş. İnsan eğitilmemelidir, insana bilgi verilir, insan o bilgiden çıkarımlar yapar. Nakillik ilim değildir, ilim ortaya birşey koymaktır. Eğitimde eğiticinin öğrettiği ile kalınır. (06:30)
Rahmetli Ayşe hanımın bu sıkıntıları daha sonra hastalık olarak zuhur etmiş. Yirmi küsür sene evinden çıkmadan yaşanan bir hayat… Zevci Bülent bey Rauf Orbay’ın kuzenidir. Rauf Orbay’ın Londra’ya elçi atanması sürgündür. Dünyada ne kadar gam, keder, tasa varsa ilacı muhabbettir. Bu muhabbetin kanalize olmuş, sistematize olmuş hali tassavvufdur. (14:00)
Tasavvuf, sevgi sahibini, Allah ve Rasul’unu sevmeye yöneltmektir. Sevgi sahibi olmadan ehli tasavvuf olunmaz. Bu sevgiyi doğru yere kanalize etmezsen nefis onu istediği gibi kullanır. (16:20)
Ayşe hanımda da bir muhabbet var ama bu muhabbeti ailesinden alamamız. Zevci Bülent abi ona hep muhabbet gösterdi, abi gibi koca gibi… Bu muhabbet ile bir süre sonra Ayşe hanım toplarlamaya başladı. Önce kendini hapis olmaktan kurtardı, daha sonra da kendi kendinde hapis olmaktan kurtardı. Allah şefaatine nail etsin, Allah derecatını âlî etsin, Sefer Efendi hazretlerinden de çok doğruluk ve teselliler aldı. Sefer Efendi’nin göçmesinden sonra da fakir ile irtibatı oldu. (20:00)
Rüya ile amel olunur, rüya görenin amelini gerektirir, umumi hüküm çıkmaz. Hz. İbrahim rüya ile Hz. İsmail’i kurban etmeye götürmedi mi? Rüya ile amel edilmez sözü yanlıştır, rüya ile hüküm verilmez. Rüya edille-i erbaa’dan değildir, sadece göreni bağlar. Ayşe hanım rüyalarla bir takım engelleri aştı, bazılarının üzerinden atladı, bazılarının etrafından dolaştı. Gençlerle çok ilgilenirdi, onlarla sohbet eder, tahsillerine de yardım ederdi. (21:40)
Vakte Karşı Sözler kitabımız Ayşe hanım’ın sorduğu sorularla oluşan bir kitaptır. Kitabın ismini de o vermiştir. Ayşe hanım topluma çok borçlu olmayan ama alacağından çok ödeyen biriydi. (26:20)
Ayşe hanım tasavvuf neşvesi ile baskıları hissetmez hale gelmişti. Ayşe hanımda bugünün en büyük korkusu olan ölüm korkusu yoktu. Hastalığını duyduğunda “bu imtihanı da vereceğiz” demiştir, bu ancak doğru inanç ile olur. (31:30)
Fani olan insan değil, dünya hayatıdır. Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Hangi hal ile yaşarsanız, o hal ile ölürsünüz, hangi hal ile öldüyseniz ahiret hayatınız öyle olur, ahiret hayatınız nasıl olursa, edebi hayatınız öyle olur.” (37:00)
Velilerin kitapları birçok hususta Kur’an-ı Kerim’in yansımasıdır. Kur’an-ı Kerim nasıl fasıkın fıskını, mü’minin imanını artırırsa bu kitaplar da öyledir, kafirin küfrünü, aşıkın aşkını artırır… Ayşe hanım İbni Arabi’yi ve Tahirül Mevlevi’nin Mesnevi şerhini okumuş ve çok faydalanmıştı. (40:30)
Merhume Ayşe hanım muhabbeti ile, o muhabbetin insanlara yansıması olan yardımseverliği ile dünya çapında, müslümanlar çapında bazı meselelere üzülür ve bunları beyan ederdi. Bir sohbetimizde Merkez Efendi’den ve kendisine herşeyin yerli yerinde olduğunu belirttiği için Merkez dendiğini anlatınca sohbetten sonra Merkez Efendi’ye gitmiş. Sonra tekrar görüştüğümüzde “herşey yerliyerindeymiş” demişti. Allah Ayşe hanımın ahiretini dünyasından daha mamur etsin. Daha önceki ruhî rahatsızlığı ve ahir ömründeki bedenî rahatsızlığı günahlarının kefareti değil, terfi-i derecatının sebebi olsun inşallah. (43:15)
Ayşe Şasa, iradeyi cüziye, eğitim, ilim, alim, internet, çocuk, tasavvuf, tarikat, rüya, Sefer Efendi, talik, tabir, evlat, terbiye, muhabbet, ölüm, kabir, kıyamet, ahiret, Mesnevi, İbni Arabi, Tahirül Mevlevi







“her şey (ve herkes) yerli yerinde.. herşey (ve herkes) merkezinde…” (yani) herşey (ve herkes) istidadı dairesinde var olmuş kendi cinsinin ve cibiliyetinin yörüngesinde layıkı vechi ile dönmektedir.. anla! terbiye, var olan istidadı işler, gizli cevheri açığa çıkarır ve ancak müstaidi geliştirir.. “eşeğe altın semer vurmuşlar eşek gene eşek..” demişler (yani) aslından eşek olan âdem insanî terbiyeyi haiz değildir, eğitim öğretim talim terbiye.. ne kadar zorlarsan zorla; anda eşeklik baki sırtarıp durur.. demektir.. vesselam..
“..cehenneme de kütük LAZIM..” cehennem kütükleri bu dünyada zulüm ve küfürle yerli yerince (ayn-ı sabitleri ve cibiliyetleri iktizası üzre) iş tutarlar; yevmü’lfasl ve cezâ’da da mukteza-i yerleri nar-ı cehennem olur.. bir kütük eğitilmekle asla GÜL olmaz; kütük ancak ateşte ihrâka salihtir…