Ezvac-ı Tahirat -20- Hz. Safiye (2)

On 24 Eylül 2014

Seyir Defteri | Bölüm 275 | 7 Temmuz 2013 | 39′ 56”

Efendimiz, Hayber’den dünüş yolundayken Safiye validemizin yüzünde bir morluk olduğunu farkeder ve bunun savaş sırasında olmuş olabileceğini düşünerek validemize nasıl olduğunu sorar. Validemiz şöyle cevap verir: “Hayır, muharebede olmadı, kuşatma sırasında bir rüya gördüm ve kocama anlattım, rüyamda Medine taraflarından gelen Ay’ın doğup benim kucağıma düştünügü gördüm.” Yahudiler’de de rüya tabiri vardır, bu ilmi bilirler. Safiye validemiz şöyle devam eder: “Rüyamı kocama anlatınca “Sen, Hicaz hükümdarı Muhammed’le evlenmek mi istiyorsun” diyerek bana tokat attı, bu morluk ondandır.” Bu rüya ile Hz. Safiye’nin Efendimiz’e zevce olacağı kendisine bildirilmiştir. (04:45)

Safiye validemiz çok akıllı, zeki, ibadete çok düşkün, yumuşak huylu ve çok hayırsever biridir. Cömertliği ve hayırseverliği öyle bir noktadadır ki, sağlığında hücresini sadaka olarak vermiştir. Hz. Safiye validemiz, Efendimiz’in göçmesine kadar, dört seneye yakın Efendimiz ile birlikte yaşamıştır. Buna rağmen Hz. Ayşe’ye nazaran çok az, 10 civarında hadis rivayet etmiştir. Bu hadislerin bir kısmı amel ve itikat ile direk alakalıdır. (08:00)

Arap milletinde çok olan kabile ve milliyet taassubu Hz. Safiye’ye karşı çok gösterilmiştir. Hz. Hafsa ile Hz. Ayşe, Efendimiz ile olan kabiledaşlık, soydaşlıktan dolayı “sen dışardansın, İbranîsin” kabilinden laflar söyleyince Hz. Safiye validemiz bu duruma üzülür. Efendimiz bu durum üzerine validemize “Ben peygamber zevcesiyim, Musa babam, amcam da Harun’dur. Siz niye benden yüksek oluyomuşsunuz? Yükseklik ancak Allah’ın emrine riayetledir” deseydin diyerek hem böyle konuşmanın doğru olmadığını göstermiş, hem de Safiye validemizi onore etmiştir. (10:40)

Safiye validemizin ırkından dolayı uğratıldığı üzüntüler bu kadar değildir, ancak söz konusu olan validelerimizdir, aralarına giremeyiz. Bize düşen bu hadiseleri ibret almamız açısından öğrenmektir. Efendimiz hazretleri, rahatsızlığı artınca sürekli Hz. Ayşe validemizin hücresinde kalmak için diğer validelerimizin rızalarını almıştır. Böyle olunca, diğer validelerimiz Efendimiz’i görmek için Hz. Ayşe’nin hücresine gelmişlerdir. Yine böyle bir günde, validelerimizden birkaçı ve Efendimiz Hz. Ayşe’nin hücresinde iken, Safiye validemiz’in üzüntüden gözleri yaşarır ve belli belirsiz “keşke senin yerine ben hasta olsaydım” der. Diğer validelerimiz bu söz üzerine birbirlerine bakınca Efendimiz “Vallahi Safiye sözünde samimidir” buyurur. (13:00)

Safiye validemiz hem çok merhametli, hem de çok cesur bir validemizdir. Bu iki meziyeti bir arada bulundurmak çok zor bir iştir. Asilerin Hz. Osman’a zarar vermeleri üzerine Safiye validemiz kendilerine yemek götürmüştür. Ne yazık ki o asiler validemize de terbiyesizlik yapmışlar ve eve sokmamışlardır. Ancak validemiz, cesur, merhametli ve beceriklidir. Bildiğimiz fırın küreği gibi bir tahta bulup üzerine yiyecekleri koyarak onları pencereden Hz. Osman’a ulaştırmıştır. (16:00)

Hz. Safiye epey uzun yaşamıştır. Efendimiz hazretlerinden otuzsekiz veya kırk sene kadar daha yaşamıştır. Medine’de vefat etmiştir, kabr-i şerifi diğer annelerimiz ile beraber Cennetül Baki’dedir. Allah şefaatlerine nail kılsın. (21:35)

Mü’minlerin anneleri olan Ezvacı Tahirat arasındaki anlaşmazlıklar veya kıskançlıklara iki yönden bakabiliriz; terbiye ve fıkıh. Terbiye bakımından kimsenin söz söylemeye hakkı yoktur, çünkü onlar mü’minlerin anneleridirler. Fıkıh bakımından ise bu olaylar, örnek alınması, ibret alınması ve misal edinilmesi açısından bilinmesi gereken şeylerdir. Hasbel beşeriye olanlar bize beşerlikten kurtulmanın mümkün olmadığını göstermektedir. Buradan şu sonuç da çıkar; Hz. Adem’den günümüze kadar gelmiş geçmiş her insan Efendimiz hazretlerinin şefaatine muhtaçtır. Allahu Zülcelal kendisine tevbe ile sığınılmasını ve tevbe edenleri sever. Tevbe etmek için bu hataların olması lazımdır, insanın mayası böyledir. (23:20)

Bize lazım olan şey şudur, biz terbiye bakımından validelerimizin hiçbir davranışını o doğrudur, bu yanlıştır diye tenkit edemeyiz. Efendimiz yarın Ruz-i Mahşer’de sen kim oluyorsun deyiverirse ne cevap vereceğiz? Bize düşen bunları normal kabul edip, Efendimiz hazretlerinin nasıl tedbirler aldığını, nasıl davrandığını bilmek ve bunlardan kendimize örnekler çıkartmamızdır. (31:00)

Safiye validemizden bahsetmişken bir diğer Safiye’den daha bahsedelim. Safiye binti Abdülmuttalib hazretleri Efendimiz’in halasıdır ve ilk müslümanlardandır. Hz. Safiye’nin önemli özelliği Efendimiz gibi bi’setten önce tefekküre çekilen birisi olmasıdır. Bu yüzden Efendimiz kendisine diğer halalarına göre daha bir yakınlık göstermiştir. Allahu teala, Şuara suresinde Habib-i Ekrem Efendimiz’e “akrabalarını uyar” mealindeki ayeti inzal edince Efendimiz akrabalarını toplar ve orada bulunan halası Hz. Safiye’ye “Ey Rasulullah’ın halası Safiye, ben bile seni Allah’ın azabından koruyamam” der. Efendimiz’in bu sözüne evvela Ebu Leheb hakaretamiz cevaplar vermiştir. Ebu Leheb’e ilk karşı çıkan ablası Hz. Safiye’dir. Hz. Safiye’nin Efendimiz ile birbaşka koldan daha akrabalığı vardır. Abdülmuttalib hazretlerinin zevcelerinden biri olan Hz. Safiye’in annesi Hale binti Vüheyb, Hz. Amine’nin amca kızıdır. Hz. Safiye validemiz evvela Ebu Süfyan’ın kardeşi Haris bin Harb ile evlenmiş, o vefat edince Hz. Hatice’nin kardeşi Avam bin Huveylid ile evlenmiştir. Zübeyr bin Avvam işte bu evlilikten doğmuştur. Böylece Hz. Hatice, Zübeyr bin Avvam’ın halası olmuştur. (31:45)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir