Güzellik Hasen’dedir ve Huseyn’dedir

On 8 Mart 2015

Gönül Dünyamız | Bölüm 25 | 20 Haziran 2014 | 39′ 00”

Hz. Mevlâna’nın bir sözü vardır, “Dane harmana işarettir, katre deryaya işarettir, zerre kubbeye işarettir.” Biz İmameyn Efendilerimiz hakkında harmandan tane kadar, deryadan katre kadar bahsedebiliriz ancak… Efendimiz’in övdüğü zevatı biz aciz kulların hakkıyla övmesi mümkün değildir. Efendimiz Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e “Seyyidi Şubbâni Ehlil Cennetî” yani cennet gençlerinin efendileri demiştir. Burada Efendi hakim manasına değildir. Herkesin onlara hürmet ettiği yüce şahsiyetler manasına gelir. (01:00)

Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin abi kardeş ancak araları 11 aydır. Hz. Hasan hicri 3 yılının Şubat ayında, Hz. Hüseyin Hicri 4 yılının Ocak ayında dünyaya gelmiştir. Hasan ismi şerifini Efendimiz hiç kullanılmamış bir isim olarak Hz. Hasan’a vermiştir. Hasan bin Sabit’in ismi olan Hasan aslında Hassen’dir. Türkçe’de Arapça’da olan inceliklere dikkat etmediğimiz için iki ismi aynı telaffuz ediyoruz ancak farklıdırlar. Doğduğunun yedinci gününde akika kurbanı bizzat Efendimiz tarafından kestirilmiştir. Aynı durum Hz. Hüseyin için de geçerlidir. Efendimiz, her iki torunu için saçları ağırlığında gümüş miktarını sadaka olarak dağıtmasını kızı Hz. Fatıma’ya tembih etmiş ama o sadaka miktarını kendisi ödemiştir. Efendimiz torunlarına sevgisini çok aşikar belli etmiştir. Efendimiz bırakın insanları, hayvanatı ve cemadatı da severdi. Nereden biliyoruz? Çok bilinen bir hadistir: “Ben Uhud’u severim, Uhud beni sever” Uhud bir dağ değil mi? Bir dağ sevilmekten ve sevmekten anlar mı? (02:45)

Bizde sevgiyi mukayese etmek daha bebeklikten itibaren insanlara empoze edilir. Çocuk yeni konuşmaya başladığı zamanlarda sorarlar anneni mi çok seviyorsun, babanı mı? O yavrucak bilemez henüz, annesini babasına, babasını annesine tercih etmemesi gerektiğini… Halbuki Efendimiz Hz. Ali vasıtası ile bakın ne öğretiyor. Sormuş Hz. Ali’ye: “Ali, Allah’ı mı çok seversin, beni mi çok seversin, Fatma’yı mı çok seversin, Hasan Hüseyin’i mi çok seversin?” Hz. Ali cevabında mütereddid kalınca Efendimiz’den düşünmek için müsaade istemiş. Düşünceli hali ile eve gittiğinde her hanımın yapması icab ettiği gibi Hz. Fatıma “Hayırdır inşallah, bir derdin mi var” diye Hz. Ali’ye sormuş. Hz. Ali Efendimiz’in bir soru sorduğunu ve onu düşündüğünü söylemiş. Bunun üzerine Hz. Fatıma “Ne var bunda, dersin ki, Allah’ı kulluğumla, sizi ümmetliğimle, Fatıma’yı erkekliğimle, çocukları babalığımla seviyorum” dersin demiş. Hz. Ali hemen Efendimiz’in yanına gitmiş ve bu cevabı iletmiş. Efendimiz bu cevap üzerine mütebessim bir şekilde “Cevap doğru da biraz Fatıma kokuyor” demiş. Efendimiz birgün hutbedeyken Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin patırtı gürültü içinde düşe kalka mescide girmişler. Efendimiz hutbeyi kesmiş, torunlarının yanına inmiş. Üstlerini başlarını temizlemiş, onları okşamış… Tekrar geri çıkınca şöyle buyurmuş “Rabbim ne güzel buyuruyor, mallarınız ve evlatlarınız sizler için bir imtihan vesilesidir. Torunlarımı öyle görünce dayanamadım indim. Şimdi devam edelim…” Böyle bir sevgi ızharı var Efendimiz’in… (06:50)

Hane-i Saadet’te sünnet veya nafile namaz kılarken bir keresinde secdede sırtına binmişler, Efendimiz kalkınca düşmesinler diye secdeyi uzatmış. Birgün Hz. Hasan ve Hüseyin babaları Hz. Ali’den deve yavrusu istemiş ama Hz. Ali’nin mâli durumu buna müsait değil. Her dedeli çocuk gibi babasından olumsuz yanıt alınca Hz. Hasan ve Hüseyin Efendimiz’e gitmişler. Efendimiz torunlarına “Yavrularım, deve yavrusu alacak param yok ama ister misiniz ben sizin deveniz olayım” diyerek torunları ile oynamıştır. (12:30)

Hz. Hasan ve Hüseyin Efendilerimiz babalarının hilafetine kadar pek siyaset ile meşgul olmadılar. Gençliklerinde, Hz. Osman’ın hilafeti sırasında, Horasan seferine katıldılar. Hz. Hasan ve Hüseyin Efendilerimiz’in Türklerle karşılaşması Horasan seferinde olmuştur. Hz. Hasan fitne sebebi olmaması için 6 ay 3 gün süren hilafetinden Muaviye leyhine feragat ettiğinde o sırada Kasıdiye’den sonra müslüman olan Türk boylarından Mekke’ye Medine’ye gelenler vardı. Hz. Hasan’ın bu feragatı üzerine bu Türkler Muaviye’nin hareketinin gasp olduğunu, eğer isterse maddi manevi askeri destek verebileceklerini söylediler. Hz. Hasan Efendimiz bu davranıştan çok memnun olmuş ve şöyle bir dua etmiş ki biz Türkler için çok müstecab bir dua olduğunu tarih göstermiştir: “Allah sizi adil hükümdarlar çıkaran bir millet eylesin. Siz Hak’tan yana olduğunuz için Allah size fütühhatı İslamiyye ile şeref versin” Tarihe bakın fütühhatı İslamiyye’yi Türkler kadar yapan yoktur. (14:30)

Hz. Ali Efendimiz bizzat her iki oğlunu muhasara altında olan Hz. Osman’ın evine su götürmek için vazifelendirmiştir. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin son gün muhasarayı iyice darlaştıran asilere karşı kılıç çekmek mecburiyetinde kalmışlardır. Onların bu tavrından dolayı kapıdan kimse girememiştir ancak maalesef bacadan giren katil Hz. Osman’ı Kur’an okurken şehid etmiştir. Bu haber dışarda duyulunca olan kapışma sırasında Hz. Hasan’ın eli yaralanmıştır. Eve döndüklerinde Hz. Ali Efendimiz’e Hz. Osman’ın şehadetini haber verdiklerinde Hz. Ali’nin celali galip gelir ve elini tokat atmak için kaldırır. Hz Hüseyin, Hz Hasan’ın yaralı elini göstererek asilere engel olmaya çalıştıklarını ancak bacadan giren katilin şehit ettiğini söyleyince Hz. Ali yarayı okşamış- Hz Ali’nin okşaması tedavidir- ve oğullarına sarılmıştır… (18:20)

Bunları tarihi vaka olarak bilmeyince bir takım uydurma tarihi vakalarla dini itikat sahibi olmaya çalışanlar çıkmıştır. Onları takip edenlere tavsiyemiz evvela doğruyu öğrenmeleridir. Vakalar ne şekilde cereyan etmiştir bunlar öğrenilmelidir. (21:55)

Hz. Hasan Efendimiz Hz Ali’nin şehit edilmesinden sonra büyük ısrarlarla ve büyük amcaoğlu Ubeydullah bin Abbas hazretlerinin kendi namına biat toplaması ile halife olmuştur. Hz. Ali Efendimiz Kufe’ye mesele halletmek için gittiğinde misafir kaldığı veya ikametine tahsis edilen evden sabah namazına camiye giderken Ramazan ayında İbni Mülcem namındaki harici tarafından hançerlenmiş, ağır yaralanmış ve kendine tahsis edilen yere gitmiştir. Orada ilk “saldırgana sakın eziyet etmeyin, ben iyi olursam hesabını sorarım, iyi olmazsam kısas yapabilirsiniz” demiştir. İki gün sonra yarası ağırlaşırsa kendisinden sonra oğlu Hasan’a biat edelim mi diye sorulur. Hz. Ali “Ben Hasan’ın hilafeti için size ne emrederim, ne nehy ederim” demiştir. (23:35)

Hz Hasan Efendimiz uzun bir müddet Medine’de sakin yaşamakta iken Yezid’in veliahtliği meselesi gündeme gelmekte iken, nasıl olsa bu işe Hasan mümanaat eder diye bir rivayete göre karısı bir rivayete göre cariyesi tarafından elmas tozu ile şehit edilmiştir. Hz. Hüseyin Efendimiz’e gelince, asırlardır müslümanların gözyaşının akmasına vesile olan Kerbela belası ile şehit edilmiştir. Hz. Ali’nin şehadeti arkasında bir siyasi mesele yoktur, ferdidir, ancak Hz. Hüseyin’in şehadeti arkasında siyasi bir hareket vardır. Bu yüzden Hz. Hüseyin’in şehadeti çok gündemdedir. Hz. Hasan’ın vefat günü olan 28 Safer’i kimsenin bildiği kanaatinde değilim. Ama 10 Muharrem’i herkes bilir. Çünkü istismar konusu yapılmaya müsait siyasi bir meseledir. Hz. Hüseyin’in katili siyasettir, dünya saltanatıdır. Siyasette adalet olmazsa, adaletin karşılığı olan zulüm olur. Adalet yoksa zulüm vardır. Onun için kuvvetler adil, adaletler kuvvetli olmalıdır. (28:00)

Hz. Hüseyin, Hz. Hasan’ın hilafetten çekilmesine razı olmamıştır ama itaat etmiştir. Hz Hasan’ın bu feragat fiilini kabul etmeyenler vardır. Kendilerine Şii dedikleri halde Hz. Hasan’a söven Şii bir grup vardır.(33:10)

Hz Hasan 46 yaşında, Hz Hüseyin 57 yaşında şehit olmuşlardır. Bütün halleri müslümanlara örnek olacak şekildedir. Beden itibari ile Hz. Hüseyin’in göğsünden yukarısı aynen Efendimiz gibidir, Hz. Hasan Efendimiz’in de göğsünden aşağısı… Allah Hasan ve Hüseyin kullarının bedenlerini Resûlullah Efendimiz’e benzeterek de onları Efendimiz’e benzetmiştir. Dolayısı ile “Güzellik Hasen’dedir ve Huseyn’dedir” İkisi de hüsün kökünden gelir.  (34:50)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir