Ezvac-ı Tahirat -16- Hz. Zeyneb binti Cahş (2)

On 9 Eylül 2014

Seyir Defteri | Bölüm 271 | 2 Haziran 2013 | 52′ 18”

Efendimiz, Hz. Zeyd için Hz. Zeynep’i istemeye gittiğinde ne Hz. Zeynep ne kardeşleri bu talebi uygun karşılamamışlardır. Çünkü hürre bir kadının azadlı bir köle ile evlenmesi o günkü örfe muhaliftir. Bu örfün Allah’ın emrine uygun olup olmadığı hakkında da henüz ayet yoktur. Zeynep validemiz “Ya Rasulullah, ben senin halanın kızıyım, Kureyşîyim, yapma bunu” diye itiraz edince Allahu Zülcelal Ahzap suresinin 36. ayetini nazil buyurmuştur: “Allah ve Rasulu bir işe hüküm verdiği zaman, mümin ve müminelerin o işi kendi arzu ve isteklerine göre seçme hakları yoktur. Allah ve Rasul’unun sözünü dinlemelidirler. Kim Allah Rasul’une karşı gelirse aşikar bir sapıklığa düşmüş olur.” (08:00)

Bu ayet gelince Zeynep hazretleri dayıoğlu Efendimiz’e gelir ve “Ya Rasulullah, Zeyd ile evlenmemi o mu istiyor, sen mi?” deyince Efendimiz kendisinin istediğini söyler. O zaman Hz. Zeynep “Ben Rasulullah’ın sözüne asi olmam ve ayete de muhalif davranmam” diyerek teklife peki demiştir. (11:00)

Hz. Zeyd ile Hz. Zeynep arasında bir evlilik için olmazsa olmaz olan muhabbet tesis ve teessüs olmamıştır. Muhabbet olmayınca, anlayış da olmaz, canım desen canın çıksın anlaşılır. Bir müddet sonra bu evlilikte geçimsizlik artmıştır. Bunun üzerine Hz. Zeyd Efendimiz’e bunu arz etmek durumunda kalmış ve ayrılmak için Efendimiz’den müsaade istemiştir. (11:55)

Gönüller soğuyunca aşağı yukarı bir sene kadar daha bu evlilik devam etmiştir ancak bu hale tahammülü kalmayınca Hz.Zeyd Zeynep valideyi boşamıştır. Bu evlilikte asıl sorun ısınamamadır, bu ısınama sonrasında “sen köleydin” gibi sözler söylense de önemli değildir. Hz. Zeynep’te kendini asilzade görme beyanı vardır, Hz. Zeyd’de de layık olmama endişesi taşıması vardır. Efendimiz’e karşı gelemediklerinden mecburen bir süre bunlara tahammül etmişlerdir. (14:30)

Hz. Zeynep, Hz. Zeyd’den boşandıktan sonra Ahzap suresinin dördüncü ve beşinci ayetleri nazil olmuştur. Bunun için her zaman diyoruz, ayetlerin sebebi nüzulu bilinmeden o ayetin tefsirini anlamamız mümkün olmaz. Ancak bu hadiseleri bilirsek bu ayetleri anlayabiliriz. “Evlatlıklarınız sizin özoğullarınız (buradaki oğul zade manasınadır, yani hem erkek hem kız için geçerlidir) gibi değildir. Bu sizin ağzınızda çevirdiğiniz boş laftır. Allah doğru söyler, doğru yolu gösterir. Evlatlıklarınızı babalarından nispet ederek isimlendirin ve çağırın. Bu Allah katında daha doğrudur. Evlat edindiklerinizin babasının kim olduğu bilinmiyorsa onları din kardeşiniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak addedin. Yanılarak yaparsanız size vebal yoktur ama kalpleriniz yanlışa yönelirse günah vardır.” (16:25)

Bu ayetlerin arkasından konuyla ilgili başka ayetler inmeye devam etmiştir. Bu ayetler Ahzap suresinin dördüncü ve beşinci ayetlerinden sonra gelmelerine rağmen otuzyedinci ve kırkıncı ayet olarak yazılmıştır. Efendimiz böyle buyurmuştur. Bu ayetler mealen şöyledir: “Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye (Hz. Zeyd’e) Allah’tan kork, eşini yanında tut diyordun, Allah’ın açığa vuracağı şeyi sen içinde gizliyordun. Artık gizlemene hacet kalmadı çünkü Zeyd o kadından boşanınca biz Seni ona nikahladık.” (19:30)

Zeynep validemizin düğün ziyafeti önemlidir. Bu yemeği, Efendimiz’in çok sevdiği, ashabın gençlerinden Enes bin Malik’in annesi Ümmü Süleym r.anha hazırlamıştır. Medine hurması ayrı bir cinstir, sadece Medine’de yetişmez, başka hurmalıklarda da yetişir ama adı Medine hurmasıdır. Ümmü Süleym hazretleri medine hurmasını yağ ile karıştırarak ismi hays olan özel bir yemek yapmış ve oğlu Enes bin Malik bu yemeği Efendimiz’e götürmüştür. (28:30)

Düğün yemeğinin sonunda çoğu davetli o yerden ayrılırlar. Ancak iki üç kişi çene çalarak oturmaya devam ederler. Efendimiz nazik, ince, zarif olduğu için artık gidin dememiştir ama anlamaları için odaya sürekli girip çıkmıştır. Efendimiz bütün validelerimizin odalarını dolaşmasına rağmen tekrar geldiğinde halen bu kişileri oturur görür. Efendimiz’in buna canı sıkılmıştır ve Allahü Teala Efendimiz’e Azhap suresinin 53. ayetini inzal ederek yetişir: “Ey iman edenler, peygamberin evlerine yemeğe davet olunmadan, vaktine de bakmadan, yerli yersiz zamanda gitmeyin. Davet edildiğiniz zaman gidin. Yemek yediğinizde dağılın, sohbete dalmayın. Bu hareketiniz peygamberimi üzmekte, fakat o size bunu söylemekten utanmakta ve çekinmektedir. Ama Allah hakkı söylemekten çekinmez.” Habibullah’ı Allah işte böyle sever. Onun söylemeyemediğini, rahatsız olmasını, yine onun vasıtası ile tebliğ etmiştir. (32:20)

Ayetin devamında bütün müslümanları alakadar eden şu ayetler gelir: “Peygamberin hanımlarından birşey istediğiniz zaman bir perdenin arkasından isteyin, bu hem sizin için, hem kalpleriniz için, hem onlar için, hem onların kalpleri için daha yüce, daha temiz bir davranış biçimidir. Size hiçbir şekilde Allah’ın Rasul’unu üzmenize ve kendisinden sonra onun hanımları ile nikahlanmanıza cevaz verilmemiştir. Bu Allah katında çok büyük günahtır.” (35:10)

Efendimiz’in muhterem zevceleri, bu ayet nazil olduktan sonra artık Ashab’la perde arkasından görüşmeye başlamışlardır. Dışarıya çıkmaları icab ettiğinde de tamamen örtünmüşler ve kıyamete kadar gelecek müslüman hanımlara da örnek teşkil etmişlerdir. Tamamen örtündüler derken elleri, yüzleri, ayakları açıktır. (37:55)

Hz. Zeynep validemiz çok namaz kılar, çok oruç tutardı, ibadete çok düşkündü. Efendimiz birgün, daha çok hanımların namaz kıldıkları bir bölümde, iki direk arasında bağlı bir ip görür ve bu nedir diye sorar. Bilenler bu ipin Zeynep validemizin olduğunu söylerler. Daha sonra Zeynep validemizin bazen kıyamda çok uzun durduğunu, yorulduğunda da bu ipe tutunduğunu öğrenir. Efendimiz bunun üzerine “İbadette böyle bir güçlüğe talip olunamaz, böyle ibadet olmaz. Zinde olduğunuz miktarda ayakta durun.” der ve ipi çözdürür. Efendimiz böylece ibadetin çok olanının değil, devamlı olanının makbul olduğunu Hz. Zeynep üzerinden bizlere bildirmiştir. Zeynep validemiz bize haber gelmesi açısından çok önemli bir validemizdir, hatta en önemlisidir. (40:10)

Hz. Ömer döneminde sahabenin ileri gelenlerine ve validelerimize maaş bağlanmıştır. Hz. Ömer, Zeynep validemize de bağladığı maaşı kendisine gönderir, Hz. Zeynep gelen parayı görünce çok olduğunu söyler ve diğer kardeşlerimin hissesi de bunun içinde mi diye sorar. Validemizin diğer kardeşlerim dedikleri diğer validelerimizdir. Hayır der gelen kişi, sadece kendisine düşen pay olduğunu söyler ve parayı validemize teslim eder. Validemiz paranın üzerine bir örtü serer ve hizmetçisine avucu ile bir miktar almasını ve fakirlere dağıtmasını söyler. (44:20)

Hz. Zeynep validemiz Efendimiz’den sonra ilk vefat eden annemizdir. Hz. Sevde yaşı ilerlediği için hep vefat bekler bir haldedir. Yaşı Efendimiz’den kıdemlidir, arada Efendimiz’e bununla ilgili soru sormaktadır. Yine böyle bir sorudan dolayı Efendimiz bir gün validelerimiz içindeyken şöyle buyurur: “Benden sonra bana en çabuk kavuşacak olan eli en uzun olanınızdır.” Bu söz üzerine validelerimizden kollarını ölçmeye kalkanlar olur ancak Efendimiz’in bu sözünde kinaye vardır. Hz. Zeynep validemiz, en çok sadaka dağıttığı için eli en uzun olandır. (46:40)

Zeynep validemiz, Efendimiz’den sekiz küsür yıl sonra, elliüç yaşındayken vefat etmiştir. Cenaze namazı Hz. Ömer tarafından kıldırılmış ve Cennetül Baki’ye defnedilmiştir. Allah Efendimiz ile nikahları Allah katında kıyılmış olan validemizin şefaatine nail etsin. Efendimiz aleyhine kitap yazan batılı müsteşriklerden biri, Efendimiz’in Zeynep valideye -estağfirullah el azim- evlatlığının karısı iken göz koyduğu iftirası vardır. Türkiye de bu halt yenmiştir. Çok basittir, Zeynep validemiz Efendimiz’in halasının kızıdır, evlenmek istese o zaman evlenirdi, validemiz o zaman otuzüçlü yaşlardaydı. Rasulullah’ı tanımadığımız için böyle bir iftiranın Türkiye’nin uzantılarına da cevap verecek müslümanlar yok! Annene, peygamberine laf söyletilmemelidir! (47:35)

Hz. Zeynep binti Cahş, tesettür, örtünme, nüzul sebebi,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir