“Yazılır Halkın Beraatı, Gelince Berât Gecesi”

On 31 Mayıs 2015

Seyir Defteri | Bölüm 32 |  14 Ağustos 2008 | 54′ 16”

İslâm’da bir kurumun varlığı veya yokluğu Kur’an’da lafzı bir emir olup olmaması ile ölçülür hale geldi, bu yanlıştır. Asr-ı Saâdet’de, Hz.Ebubekir zamanında, Hz.Ömer zamanında, hatta Hz.Osman zamanında dahi müslümanların elinde bir mushaf var mıydı?

Biliyorsunuz, 70 hafızın şehit olduğu bir muharebe vardır. 70 hafız birden şehit olunca iki usûl  geliştirildi. Bundan sonra hafız ve alimler özellikle harbe gönderilmeyecekler. Savaş geçici bir zamandır. Sulh zamanında çocuklar okuyacak, ilim etrafa dağıtılacak, bunu da alimler yapar, onun için alimler askere gitmemelidir kaidesi kondu. Alim adam cepheye sürülmez, muhafaza edilir. Estetik olmadan ilim olmaz o yüzden sanatkarlar da çok önemlidir.

Arap toplumu Efendimiz zamanına kadar çok yüksek bir sözlü kültüre sahipti. Kur’an-ı Kerim nazil olmaya başladığı zaman Mekke’de okuma yazma bilen sayısı onyedidir. (03:15)

Kitapta yeri olmayan emir İslâm’da yok zannediliyor. Berât gecesi de böyledir, Regaib de böyledir, Miraç da böyledir. Mübarek geceler tabiri Kur’an’da vardır. Ayrıca herşey Kur’an-ı Kerim’de yazılı emirlerle sınırlı ise sabah namazını neden iki rekat kılıyorsun, akşamı niye üç kılıyorsun? O zaman sabahı 18, öğleni 3 rekat kılalım, olabilir mi böyle birşey? Dolayısı ile bir kurumun İslâm’da var olup olmadığının mutlaka bir emir ve yasağa bağlanması yanlışlığından kurtulmamız lazımdır. Berât gecesi kutlama yasağı var mı? (08:50)

İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri çok önemli bir zat-ı şeriftir, büyük bir alimdir. Rûhu’l Beyân tefsiri üzerine aşk ile yazılmış bir tefsir halen yazılmadı. Onun bir nutku şerifi var:

“Yazılır Halkın Beraatı,
Gelince Berât Gecesi
Ger Hayatı Ger Mematı
Gelince Berât Gecesi
Cennet Kapısını Açarlar
Âleme Rahmet Saçarlar
Mümine Hulle Biçerler
Gelince Berât Gecesi
Hakkı Hak Rızası Bulur
Her Kim Bu şeb Namaz Kılar
Dualar Müstecap Olur
Gelince Berât Gecesi”

Her gece namaz kılmıyor muyuz? Burada İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri’nin kastettiği manâ berât gecesinin varlığından haberdar olarak nafile namaz kılmaktır. Nafile zamanın fazlası olur mu? Efendimiz’in zaman zaman gecede yüz rekat kıldığını, ayakları şişinceye kadar namaz kıldığını biliyor muyuz? Nafile yani faydalı, artı ibadetin bir fazlası yoktur, istediğin kadar yapabilirsin. İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri’nin “her kim bu şeb namaz kılar” dediği, berât gecesi daha fazla nafile namaz kılmaktır. Nafile namaz cemaatle kılınmaz mı, ne münasebet, Hz. Ömer mi biliyor sen mi, teravih nafile değil mi?

Bir büyük zat-ı şerif kendi şahsında denediği ve ondan feyiz bulduğu bir nafile ibadeti bir başkasına tavsiye edemez mi? Bu bir dini kaide değildir, bir tecrübenin istifadeye sunulmasıdır. (10:55)

Berât namazı diye bir namazın olmadığı doğrudur ama berât gecesi nafile namaz kılmak vardır. Bir müslüman ibadet etmeye mi bahane aramalı ibadet etmemeye mi? İbadetin fazlası olmaz. Berât gecesi bunca asırdır bütün aklı başında yol gösterici ve yol başı olmuş Zevât-ı Kirâm’ın ittifakı ile çok önemli bir gecedir, bir nevi bilanço sonu ve yeni defter açılma olarak anlatılmıştır. 1 yıllık hesap kitap görülür, yerine arzedilir ve yeni defter açılır. Bundan sonraki 1 sene içinde olacak olanlar Ümmü’l Kitap’dan Levh-i Mahfûz’a, bir kısmı Levh-i Muallâk’a, oradan da kişinin şahsi defterine kaydedilir. Bu şahsi deftere kaydedilenlere ne kadar uygun davranılıp davranılmadığı “İkra kitabek”de belli olur. Deftere bir musibet yazılı, sabrederse o müsibet senin için bir yükselme vesilesidir, bir hasenat gelir o hasenata şükretmezsen neticesi kötü olur. Yazılı olanla kişinin yaptığı mutabık olursa işte o zaman doğru yere gidilmiş olur. Berât gecesinin özelliği budur.

Beraat kelime manası itibari ile aklanmak demektir. Kötülüklerden, fenalıklardan, pisliklerden, karalıklardan beri olmak demekdir. Kur’an’da bütün sureler besmele ile başlar, Tevbe suresi besmele ile değil “beraatün” kelimesi ile başlar. Bunda çok ince bir hikmet vardır çünkü besmele-i şerifin sırrı b’nin noktasındadır. O nokta tevhid noktasıdır. Beraatün kelimesi de b ile başlar. (16:00)

Allah hem rızasını hem de genel olarak mutlak şekilde affını gizlemiştir. Bize birçok mükellefiyetler vermiştir, çok az da yasaklar vermiştir. Üzerine mustakil sure inzal ettiği Kadir gecesinin hangi gece olduğunu söylememiştir. Allah bizi tanıyor, biliyor, bizi bize bildirmek için öyle yapmıştır. Mübarek zamanların da mutlak zamanı yoktur, mesela cuma vaktinde bir an vardır, o anda edilen duayı reddetmeyeceğim diye vaadi var ama o anın hangi an olduğunu söylemiyor. Buradan anlamamız gereken cuma vaktini namazla geçirmemizdir. İsmi Azam’ını saklamış… Her insanın kendisinin ismi azamı vardır. Allah’ın esmaları dünyadaki hadisâtın tecellisinin dayanağıdır. Kişilerde de esma mürekkebi vardır,  bunların içinde bir tanesi o kişide hakimdir. Bunların içinde bildiklerimiz var; Hz Ali Efendimiz buyuruyor ki “Benim ismi azamım Hayyû’l Kayyûm’dür”. (25:35)

Efendimiz Ramazan orucundan ayrı birçok orucu tavsiye buyurmuştur. Ahalimiz arasında üç aylar orucu yerleşmiştir. Bu 3 ayın tamamını tutamayanlar da bu ayların ilk günleri ile ortalarında oruç tutmalıdırlar. Zaten Efendimiz’in ayın orta günlerinde yani 13, 14, 15. günlerinde oruç tutmayı tavsiye buyuran emirleri vardır. Berât gecesi Şaban ayının tam ortası olduğu için o gün oruç tutulursa hem o gün ve gece ihya olunmuş olur hem de “her ayın ortasında oruçlu olunuz” tavsiyesi yerine gelmiş olur. Efendimiz’in tavsiyeleri ve Allah’ın emirleri sadece dünyada ekilen ahiret tohumları değildir, dünyada da faydası görülür. (36:30)

Bu gecenin bir özelliği varsa sen de bu geceyi diğer gecelerden ayıracaksın. Berât gecesi namazı mükellefiyet olarak yoktur ama nafile namaz olarak vardır. Efendimiz nafile namazlarının kısmı küllisini iki rekatte bir selam vererek kılmıştır. Efendimiz’in önem verdiği nafilelerden biri Tahiyyâtü’l Mescid namazıdır, biz onu çok ihmal ediyoruz. Efendimiz bu namazı iki rekat de kılmıştır, on iki rekat de… (42:15)

Berât gecesinin çok kati olmamakla birlikte bir diğer özelliği de Kur’an-ı Kerim’in bir yerlere nüzulu ile yani İlmullah’dan Ümmü’l Kitab’a, Ümmü’l Kitap’dan Levhi Mahfûz’a, Levh-i Mahfûz’dan semaya diye mutlaka Nüzûl-u Kur’an ile irtibatı vardır. Efendimiz Kur’an inmesine hazırlandığı zaman mağarada bekliyordu, Şaban ayı Kur’an-ı Kerim’in inzal olduğu Ramazan ayından bir evvelki ay, demek ki Allah, Habibini inzale hazırladığı gibi İlmullah’da var olan Kur’an-ı Kerim’ini de kendi bildiği bir yere nüzul ettirmiştir.

Allah emsali kesiresi ile müşerref kılsın, müslümanları sıradan olmaktan alıkoysun, vikaye ve himaye eylesin, geceler günler sıradan olmadığı gibi her bir müslüman fert de şu mübarek geceler hürmetine sıradan olmaktan muhafaza buyrulsun, her müslüman hem dünyada hem ahirette hem Allah indinde hem diğer müslümanlar indinde özel olsun… (49:40)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir