Gönül Sultanları 2: Hz. Sevde Validemiz

On 16 Eylül 2015

Gönül Sultanları | 2. Bölüm | TRT TÜRK | 41′ 04”

Gönlümüzdeki en büyük yer annelerimizindir. Bizi dünyaya getiren annelerimiz, evlendiğimiz zevc ve zevcelerimizin anneleri yani kaim-validelerimiz, bizi emzirdi ise süt annelerimiz, babamız bizi dünyaya getiren annemizden sonra başka bir hanımla evlendi ise o annemiz, bir evlatlık olarak verildi isek o da annemiz ve Allah’ın emri ile bize anne olarak tayin edilen Resûlullah’ın zevceleri… Bunların hiçbirini birbirinden ayırmak mümkün değildir. (01:00)

Hz. Sevde validemiz Kureyş kabilesinin ileri gelenlerindendir ve Amiroğulları kolundandır. Validemizin annesi Medineli’dir. Validemiz ilk müslümanlardandır. İlk olarak Sekran bin Amr ile evlenmiştir. Hz. Sekran da ilk müslümanlardandır. Bu evlilikten hiç çocuğu olmadığı da söylenir, beş çocuğu olduğu da söylenir. Efendimiz’in bi’setinden sonraki hayatı hakkındaki bilgiler belgelidir, hicretten sonrası ise daha çok belgelidir. (03:30)

Hz. Sevde validemiz kardeşi Hz. Malik, onun eşi, zevci Hz. Sekran’ın kardeşleri ile birlikte ikinci kafile ile Habeşistan’a hicret etmiştir. Daha sonra Habeşistan’a gidenlere eziyetlerin bittiğine dair bir haber ulaşınca Mekke’ye dönenler olmuştur. Bunların bir kısmı haberin yanlış olduğunu duyunca tekrar Habeşistan’a döndüler, bir kısmı dönmediler. Habeşistan’daki bütün muhacirlerin dönmesi Hayber gününde, Necaşi’nin hazırlattığı iki gemi ile olmuştur. Sekran Hazretleri bir ihtimal Habeşistan’da, büyük bir ihtimal ise döndükten sonra ahirete göçmüştür.

Hz. Sekran vefatından önce bir rüya görür, bu rüyada Resûlullah Hazretleri elini Sevde validemizin omzuna koyar. Hz. Sekran bu rüyayı validemize anlatır: “Sevde, ben yakında göçeceğim, sen de Resûlullah ile evleneceksin”. Daha sonra Hz. Sevde bir rüya görür. Bu rüyada ay gökten iner ve Hz. Sevde’nin bütün üstünü kaplar. Validemiz bu rüyasını Hz. Sekran’a söyleyince “benim rüyam ile manası aynı, zuhuru farklı, sen Resûlullah ile evlenceksin” cevabını alır.

Efendimiz’in zevceleri içinde bu şekilde ay gören başka validelerimiz de vardır. Neden hep ay görüyorlar? Efendimiz Hazretleri aynı zamanda latife sever. Biz de latife yapalım: Temel’e sormuşlar, güneş mi faydalı ay mı faydalı. Ay demiş. Niye demişler. Gecelerimizi aydınlatıyor demiş. Gündüz zaten aydınlık…

Gece aslında karanlıktır ama bir ayın üçte birinde aydınlıktır. Gecenin aydınlanması gündüzün aydınlanmasından daha çok gönle hoş gelir. Gönül karanlığını da güneş değil ay aydınlatır. Güneşe dayanamaz gönül… (08:15)

Daha sonra Hz. Sekran göçtü. Bu arada Hz. Hatice validemiz de göçtü. Efendimiz’in, çocuklarının ve evinin bakıma ihtiyacı var. Ümmü Hanî ve Havle binti Hakim Efendimiz’e yardıma gelen kişilerdir. Havle binti Hakim Efendimiz’e bu yalnızlık olmaz evlenin der ama Efendimiz’in gönlünde Hz. Hatice validemiz vardır. Kimseyi Haticesi’nin yerine koyamaz, hemen gözleri yaşarır.

Hz. Cebrail Efendimiz’i bir ziyaretlerinde “Allah sana ve Hatice’ye selam ediyor Ya Resûlullah” şeklinde selam vermiştir. Efendimiz bu selamı validemize söylediği zaman Hz. Hatice “Selâm Allah’tır” demiştir. Bu basit bir cümle gibi geliyor kulağa ama bu söz ve Hz. Hatice’nin bu sözü nereden, nasıl bildiği üzerine ciltlerle kitap yazılmıştır. Hz. Hatice validemiz Allah’ın selam ettiği bir validemizdir.

Daha sonra Hz. Havle Zem’a’dan Hz. Sevde’yi ister. Zem’a evliliğe rıza gösterince, Hz. Sevde de kabul edince nikah kıyılır. O sırada validemizin kardeşi Abdullah müşrik. Bu haberi alınca kendini aşağılama anlamına gelen yerden toprak alıp başına saçar.  Bu hareketin toprağın altına gireydim de bu hali görmeyeydim gibi bir anlamı vardır. Müslüman olduktan sonra ise bu hareketine hep pişmanlık duymuştur.

Affın belirtileri şöyledir, Abdullah bin Zem’a bunu hep söylediğine göre henüz affolmamış, aklına geldiği zaman eyvah demesi bile daha tam tövbenin kabulüne işaret değildir, hiç aklına gelmeyecek kadar unutursa bu tövbenin kabul olduğuna işaretir, mutlak değildir ama işaretidir.  (14:10)

Hz. Sevde validemiz çok asil, çok vakur ama latifeci bir hanımdır. Vakarını bozmadan şakacı olabilmek çok önemlidir. Halvetî büyüklerinden Kemaleddîn-i Bekrî Hazretleri vardır, onun kitabında der, tevazu ve şaka kişinin işgal ve temsil ettiği makama laf getiriyorsa yapılmaz. Keza latifeci bir kişi kendisine ve makamına halel geliyorsa latife yapmayacak. Bazı değişik meşrebde şeyhler vardır, Kemaleddîn-i Bekrî Hazretleri onları ikaz için yazmıştır.

Validemiz çok çalışkandır, sanatkardır. Efendimiz’den beş yaş yaşlıdır. Validemiz Taif işi deri işlemekte mahirdir. İşlediği derileri satmış ve kazandığını sadaka olarak vermiştir.

Validemiz iri yapılıdır, yaşı ilerlediğinde biraz daha kilo almıştır. Validemiz çok şakacı aynı zamanda saftır. Hatta Hz. Ayşe ve Hz. Hafsa gibi genç validelerimiz Hz. Sevde’ye şakalar yapmışlardır. Şaka yaparken muhatabı üzmek, incitmek mevzubahis olmadığı için Efendimiz bu şakalara müsaade etmiştir.

Sevde validemiz yaşlı bir validemiz olduğu için diğer genç validelerimize kol kanat germiştir. Hz. Ayşe “Benim annemle ablam arasıydı” demiştir Hz. Sevde için… (20:10)

Hz. Sevde validemiz hakkında iki hüküm inzal olmuştur. Veda haccında Müzdelife’ye dönülünce Hz. Sevde validemiz “Ya Resûlullah, ben biliyorsunuz ağır yürüyorum, binek de yok, müsaade eder misiniz Mine’ye erken gideyim” diye sorunca Efendimiz buna müsaade etmiş ve “senin gibi yavaş yürüyen, hasta olan, çocuklu olanları da yanına al” demiştir. Başlarına da çok büyük bir alim olan Abdullah ibni Abbas’ı vermiştir. (28:50)

Efendimiz’in hastalanmasına yakın Hz. Sevde validemiz nöbetini Hz. Ayşe’ye vermek için Efendimiz’den izin istemiştir. Efendimiz ilk önce tereddüt eder, bakarız der. Daha sonra Nisâ suresinin sıraların değişebileceğini, mühim olanın ailede barış ortamı sağlamak olduğunu bildiren 128. ayeti nazil olur. Bu ayette çok önemli iki kelime vardır: “Hayır barıştadır”. Bu yalnızca aile barışı için değil bütün dünya barışı için geçerlidir.

İslâm’da kutsal savaş yoktur, Hristiyanlarda vardır. Son haçlı seferi Niğbolu’da bitmiştir. Peki Çanakkale? Çanakkale’de yanımızda Almanlar vardı. Savaş arzu edilen bir şey değildir. (33:10)

Hz. Sevde Hicretten sonra 8 ay Mekke’de kalmıştır. Efendimiz Zeyd bin Harise ve Ebu Rafi hazretlerini Mekke’ye göndermiş ve Hz. Sevde, Hz. Ümmü Gülsüm, Hz. Fatıma, Zeyd’in hanımı Ümmü Eymen ile onun oğlu Usame bin Zeyd onlarla birlikte Medine’ye hicret etmişlerdir. Aynı kafilede Talha bin Ubeydullah Hz. Ayşe’yi ve Hz. Esma’yı getirmiştir. Hz. Sevde validemiz o zamana kadar 8 ay Mekke’de iki yavrusu ile oturmuştur, kimse kendisine yan bakamamıştır.

Hz. Zeyneb binti Resûlullah erken göçtü, Efendimiz buna çok üzüldü, Hz. Zeyneb’i Hz. Ümmü Seleme ve Hz. Sevde validelerimiz gasledip kefenlediler. Efendimiz sırtından ridâsını çıkarıp Hz. Zeyneb’e kefen diye vermiştir. (37:25)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir