Safiye validemiz Efendimiz’in çok itina gösterdiği bir validemizdir

On 3 Ağustos 2015

Gönül Sultanları – 1. Bölüm | 2 Haziran 2015 | TRT TÜRK | 38′ 59”

Evvela maddi olayları doğru anlamamız lazım ki manevi olayları bu maddi olaylara intibak ettirip, örnek alıp davranış biçimlerimizi düzenleyebilelim. İslâmiyet kadına ve erkeğe değildir, insanadır. Dolayısı ile hanımların erkeklerden, erkeklerin hanımlardan alacağı örnekler ve davranış biçimi düzelticileri vardır. Yani biz erkekler de annelerimizin davranışlarından örnek alıp bozuk davranışlarımızı düzeltebiliriz, çünkü annelerimizin davranışları Efendimiz’in rızasına uygun davranışlardır. Arada uygun olmayanlar olmamış mıdır, olmuştur, Efendimiz de bu uygun olmayanlar hakkında bir tavır koymuştur. (01:00)
Safiye validemiz Efendimiz Hazretleri’nin çok itina gösterdiği bir validemizdir. Resûlullah Efendimiz Hazretleri’nin evliliklerini doğru anlamak lazımdır. Orta yaşının üstüne kadar Hz. Hatice ile evli kalmış, onun ahireti teşrifinden sonra bir seneden az bir müddetlik dulluk döneminden sonra Hz. Sevde ile evlenmiştir. Hz. Sevde ile üç seneden fazla yine tek eşli yaşamıştır ve bu sırada Efendimiz’in yaşı 54-55’dir. Diğer evlilikleri bu yaşlardan sonra olmuştur.
Medine-i Nebi hicretten önce müşrikten çok yahudi kabileleri barındıran bir yerdi. Bu yahudi kabilelerinden olan Beni Nadir’in reislerinden Huyey bin Ahtab vardı. O zamanki Yahudi toplumu bir peygamber geleceğini biliyorlar ancak kendi burnu büyüklüklerinden dolayı -bu burnu büyüklük yalnızca o zamanki yaudilere ait bir şey değildir, yahudilere ait bir şeydir- yeni bir peygamberin ancak kendi içlerinden çıkacağını kabul etmişlerdi. Abdullah’ın yetiminin, Efendimiz’in peygamber oluşunu kabul edemiyorlardı.
Efendimiz Kuba’ya geldiğinde Medineliler de Kuba’ya gelmişlerdi. Hz. Safiye sonra anlatıyor: “Amcam Ebu Yâser beni çok severdi, biz evde otururken babam ve amcam Kuba’dan döndüler, babam çok perişan halde gözüküyordu, amcam ile konuşurlarken duydum, sence o mu dedi, amcam evet evet o, o peygamber dedi. Amcam Peki ne yapacağız bundan sonra deyince babam, ben bizden başka peygamber tanımam, ona ömrüm boyunca düşman olacağım dedi” Yani Efendimiz daha Medine’ye ayak basmadan Beni Nadir reisi olan Huyey bin Ahtab düşmanlığını kendi içinde ilan etmiştir. (02:55)
Efendimiz Medine’deki yerli yahudilerle nasıl yaşanacağını belirten Medine Senedi diye bilinen bir arada yaşama prensiplerini yazılı metin haline getirtti. Ama kendi ırklarından başkasını insan olarak kabul etmeyen yahudiler sözlerinde durmadılar ve arkadan iş çevirmeye başladılar. Hayber civarındaki kuvvetli yahudilerle gizli ittifaklar yaptılar. Sonunda Beni Kureyza yahudileri cezalandırılırken Huyey bin Ahtab da Beni Kureyza ile birlikte öldürüldü.
Hayber tek bir kale değildir, hayber kalelerden müteşekkil bir bölgenin adıdır. Yahudiler oraya gittiler. Safiye validemiz de oraya gitti. Safiye validemiz ikinci evliliği sırasında bir rüya gördü. O sırada Efendimiz Hayber seferine başlamıştı. O rüyada Medine’den doğan bir ayın kucağına düştüğünü gördü. Bunu kocasına anlatınca kocasından fena bir yumruk yedi. Rüya tabirinden anlamak imanla alakalı bir şey değildir, bir ilimdir. İlmi ledün ile kisbi ilmi birbirine karıştırmamak lazımdır, ilmi ledün ancak iman sahiplerinde olur. Validemizin ikinci zevci Kinane bu rüya üzerine “Sen Medine’nin kralı ile evlenmek istiyorsun” demiş ve validemizin yüzüne vurmuştur. (08:05)
Hazret-i Safiye validemiz Ketibe kalesinde idi ve orada esir düştü. Bu esirlikte o günün hukuku içinde ganimet malı oldu. Validemiz Hz. Dıhye tarafından seçildi. Fakat sahabiden bir zat itiraz etti, “Ya Resûlullah, Dıhye kabile reisinin kızını seçti, uygun değildir, o bir kabile reisi olması itibari ile sizin hissenizde olması lazımdır.” Hz. Dıhye de bunu doğru buldu ve Hz. Safiye Efendimiz’in hissesine düştü.
Efendimiz Hz. Safiye’yi alması için Hz. Bilal’i gönderdi. Dönüşte validemiz ile birlikte yanında amca kızı da vardı. Efendimiz’in yanına gelirken ölülerin yanından geçtiler, manzarayı gören amca kızı üzüldü, korktu ve çığlık attı, bunu duyan Efendimiz Hz. Bilal’e biraz kızdı: “İki tane kadını ölülerin arasından geçirmeye insafın nasıl müsaade etti?” Esir ama kendi ölülerinin arasından geçirilmesine Resûlullah’ın mübarek gönlü razı değil. Efendimiz validemizle görüşünce validemiz şöyle dedi: “Ben daha önce müslümanlığı kabul etmiştim, ben sizi, ashabınızı düşündüm, bize bildirilenlerle sizin yaptıklarınızla tamamen paralel, fakat İbranî olmadığınız Arap olduğunuz için babam ve amcam sizin peygamber olduğunuzu biliyorlardı ama söyleyemiyorlardı” Resûlullah Efendimiz o zaman validemiz azad ettiğini söylemiş ve evlenme teklif etmiştir. Validemiz de kabul etmiştir. Efendimiz validemize mihr olarak hürriyetini bağışladığını söyledi. (14:00)
Efendimiz Hayber’den ayrılacağı zaman devesini istedi, getirdiler. Hz. Safiye yanında… Dizini kırdı, Hz. Safiye’ye “Bas dizime, bin deveye” dedi. Böyle bir ince zattır Efendimiz’dir. Hz. Safiye Efendimiz’in dizine basarak deveye bindi. Sonra Efendimiz de bindi, üst örtüsünü ikisinin de üzerine örttü. Altı mil kadar uzaklıkta bir mola yerine geldiklerinde Efendimiz’in burada molalayalım deyince Hz. Safiye “olmaz ya Resûlullah” dedi, Efendimiz neden diye sormadı, peki dedi biraz daha devam ettiler.
Bir ara yorgunluktan Safiye validemizin kafası düşer gibi oldu, deve üzerinde durmak zordur, bu şekilde deveden düşülür, Efendimiz hemen eli ile validemizi tuttu ve validemizi uyanık tutmak için onunla sürekli konuştu. Efendimiz böyle bir ince zat-ı şeriftir.
Yeni mola yerinde düğün için hazırlık yapıldı. Hanımlardan ödünç olarak takılar toplandı, validemizin saçına kokular sürüldü. Düğünlerde gelinin ve güveyin süslenmesi ve mutlaka yiyecek ve içecek bir şeyler ikram edilmesi fiili bir sünnettir. (19:55)
Hz. Safiye çok güzel yemek pişirirdi, çok da alim bir hanımdı. Eğer Efendimiz Hazretleri gerek Safiye validemize gerek daha sonra İslâmla müşerref olmuş yahudilere bu yakınlığı göstermeseydi müşriklerden daha büyük düşmanlık edebilirlerdi. Müşrikler erkekçe düşmanlık yapmışlardır yahudiler ise hep arkadan iş çevirmişlerdir. Onun için yahudilere karşı diğer annelerimizde birikmiş bir kızgınlık vardı. Bu nedenle Safiye validemizi pek kolay kabul etmediler. Efendimiz bu konuda validelerimizi müteaddit kereler ikaz etmiştir. (24:40)
Düğün yemekleri yendikten sonra Efendimiz validemize ilk mola yerinde neden durmak istemediği sordu. Validemiz mümkün mertebe yahudi bölgesinden uzaklaşmak istediğini, kenarda köşede Efendimiz’e zarar vermek isteyen biri olabileceği için orada durmak istemediğini söyler. Efendimiz bu sırada validemizin yüzündeki morluğu da sorar. Validemiz rüyasını anlatır ve Efendimiz bunun üzerine “Sen hakikaten evvelden beri mümineymişsin” der ve o yeri sıvazlar. Birkaç sıvazlamadan sonra validemizin acısı geçer.
Sabahleyin Efendimiz namaza kalktığında kapıda kılıcı, kalkanı ile Ebu Eyyûb el-Ensarî Hazretleri’ni gördü. Sebebini sorunca Ebu Eyyûb el-Ensarî şöyle açıkladı: “Ya Resûlullah, kusura bakmayın, zevcenizdir ama daha dün müslüman oldu, babası, kardeşi, kocasını biz öldürdük, belki bir şey olur diye bekledim.” Efendimiz bunun üzerine iki mübarek elini Hz. Halid’in omzuna koydu ve şöyle dua etti: “Ya Rabbi, bu Halid kulun beni korumak için sabaha kadar uykusunu feda etti, sen de onu her türlü kötü halden koruyuver”. (30:10)
Ordu Medine’ye yaklaşırken Efendimiz’in devesi tökezledi ve Safiye validemizle birlikte deveden düştüler. Ebu Talha yanındaydı, hemen yanlarına koştu, bir şey var mı diye sorunca Efendimiz “ben iyiyim, beni bırak, hanıma bak” dedi.
Henüz o sırada Hz. Safiye’ye mahsus hücre yapılmamıştı, Halise bin Numan hazretlerinin tahsis ettiği eve yerleştiler. Bu sırada validelerimizin Safiye validemize takılmaları devam etti. Validemiz bu üzüntüsünü Efendimiz’e dile getirince Efendimiz şöyle dedi: “Niye üzülüyorsun, ben de sizin gibi peygamber zevcesiyim, ayrıca benim babam Musa, amcam Harun’dur. Ayrıca benim sülalemde Yusuf, Yakup, İshak, İbrahim daha nice peygamberler var. Sizin yukarınızda sadece İsmail ve İbrahim var, dersin”.
Hz. Safiye Efendimiz’in hastalağı sırasında çok üzülmüştür, gözünden yaş dökülmüştür. Validemiz çok cömert bir hanımdır, düğündeki takılar sahiplerine iade edildikten sonra Efendimiz ona bir takım takılar hediye etmiştir. Validemiz bunların çoğunu Hz. Fatma’ya hediye etmiştir. Daha sonra Hz. Hüseyin’in kızı Hz. Ümame’ye hediye etmiştir.
Hz. Safiye validemiz Resûlullah Efendimiz’in yakını olmak itibari ile ve Ahzab suresinin hükmüne göre müminlerin annesi olması itibari ile biz O’ndan ancak şefaat dileniriz. Safiye validemiz Efendimiz’in dizine bastırarak deveye bindirecek kadar iltifat buyurduğu bir annemizdir. Şimdi otomobile binerken hanımının elini tutmayı kılıbıklık zannedenler Resûlullah Efendimiz’den örneklenmeyi öğrendikleri zaman adam olma yoluna girmişler demektir. (32:40)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir