Gönül Sultanları 4: Hz. Zeyneb binti Cahş validemiz
Gönül Sultanları | 4. Bölüm | TRT TÜRK | 35′ 18”
Hz. Zeyneb’in hayatındaki gidişat birçok hükümlere temel olmuştur. Bunlardan bir tanesi köle hukukudur.
Bugün kölelik yok… mu? Bir kere çoğumuz nefsimizin kölesiyiz. İkincisi sömürgeciler sömürdüklerini deklare etmiyorlar, medeniyet götüreceğiz diyorlar. Belçika kralı Leopold’un ne yaptığını meraklılar inceleyiversinler. Kauçuk hammaddesi getirmeyen köylülerin burun ve kulaklarını kesenler Batılılardır.
O zaman harpler dünya harbi gibi değil, kabileler arasında küçük harpler oluyor. Bu harplerde esir alma, verme oluyor ve esir alınanlar köle ve cariye oluyorlar. İslâm bunlara bol bol azad etme imkanı tanıyor, mesela Hz. Ebubekir köle satın alıp azad ediyor.
Bu o zaman için tabii bir hal çünkü biz yenildiğimiz zaman bizim esirlerimiz de köle pazarında satılıyor veya fidyeyi necat veriliyor.
Efendimiz Hazretleri’nin evlat edindiği Zeyd bin Harise azadlı bir köle, ama hür olarak doğmamış çünkü köle çocukları da köle oluyor. Hürler kölelerden üstün görüyorlar kendilerini. Örneğin Romalılar’da kolay kolay azad etmek de yoktur, köle doğulur, köle ölünür. Hırsız köle ise öldürülür, Roma vatandaşı ise yakalanırsa mal tazmin edilir, yani insanın değeri farklıdır. Hz. Zeyneb’in Efendimiz tarafından hicretten sonra Hz. Zeyd bin Harise ile evlendirilmek istenmesi böyle bir yanlışı ortadan kaldıracak ilk adımdır.
Hz. Zeyneb aynı zamanda Efendimiz Hazretleri’nin halasının kızıdır. Babası Cahş bin Riab’dır, bi’setin ilk yılında vefat etmiştir, dolayısı ile Efendimiz hazretlerine biat edip etmediği bilinmiyor. Annesi Ümeyye binti Abdülmuttalib’dir. (00:50)
Hicretten sonra Efendimiz Zeyneb binti Cahş’a seni evlendirelim der. Validemiz o sırada otuz küsür yaşındadır. Validemizin o zamandan önce evlendiğine veya evlenmediğine dair bir kayıt yoktur. Hz. Zeyneb Efendimiz böyle deyince kendisinin onunla evlenmek istediğini düşünerek memnun olur ve “Siz bilirsiniz” der. Ama Efendimiz Hz. Zeyneb’e “Seni Zeyd ile evlendirelim” der. Bu sırada Zeyd bin Harise, Usame bin Zeyd’in annesi, kendinden daha yaşlı Habeşli Ümmü Eymen ile evlidir. Bunu duyunca Hz. Zeyneb, abisi Abdullah olmaz diyorlar ve suratlarını asarlar. Sonunda “Allah ve Resûlu bir hüküm koydukları zaman hiçbir mümin ve mümine bu hükme karşı başka bir tercihte bulunamaz” mealindeki ayet nazil olur. Bunun üzerine Hz. Zeyneb evliliği kabul eder. Fakat ne kendisi kocasına ne kocası kendisine ısınamaz.
Hz. Zeyneb minyon yüzlü, güzel bir hanımdır, aynı zamanda hırçındır. Zeyd bu geçimsizliklerini ikide bir Efendimiz’e arz eder, Efendimiz sabretmesini söylerr. Ancak bu geçimsizlik sürünce boşanırlar. Evlilikleri 1 seneyi biraz geçmiştir. (06:55)
Bu boşanmadan sonra Ahzab suresinin 37 ve 38. ayetleri nazil olmuştur. “Evlatlık, hanımı ile alakasını kesince biz onu sana nikahladık, ta ki eski cahiliyye adeti olan evlatlıkların karısı ile evlenme müminler için günah değildir.”
Hz. Zeyneb hem Zeyd bin Harise ile evlenerek hem de Efendimiz ile evlenerek iki yanlışın ortadan kalkmasının fedaisi olmuştur. Efendimiz ile evliliği beklemek açısından fedailiktir. (11:55)
Bu ayet gereği, evlatlık karısı gelin gibi değildir, tesettür gerekir, aynen baldız gibidir. Bu arada tesettür bahsi geçince şunu söyleyelim, Türkiye’de bir başörtüsü meselesidir gidiyor. Allah başınızı örtün demiyor, meseleye başörtüsü meselesi demek yanlıştır, mesele örtünme meselesidir. Başörtü diye diye şimdi millet başını örtüyor, başka yerini açıyor. Kimse kusura bakmasın!.. Böyle tesettür mü olur. (16:30)
Hz. Zeyneb validemiz, Hz. Sevde gibi deri işlemekten anlardı. Boncuk dizer, takılar yapar bunları satardı. Parasını da sadaka olarak dağıtırdı. Hz. Ömer, validelerimizden muhacir olanlara yıllık 12 bin, muhacir olmayanlara yıllık 6 bin tahsisat bağlamıştır. Zeyneb validemiz 12 bin dirhemin tamamını sadaka dağıtmıştır. Validemiz göçtüğünde mirası yoktu, hiçbir şey bırakmamıştı.
“Çektim elimi gayri bu dünya hevesinden
Azâd edeyim mürg-i dili ten kafesinden”
sözünü onlar vakti ile söylemişler. (19:50)
Hac sırasında Efendimiz Hz. Zeyneb’e devesini Hz. Safiyye’ye vermesini söyleyince Zeyneb valide “o yahudiye vermem” demiştir, Efendimiz hala böyle bir ırkçılık yapılmasının hoş olmadığının ifadesi olarak 3 ay Hz. Zeyneb’in yanına uğramamıştır. Bir ırklarımızdan mesul değilir, davranışlarımızdan mesuluz.
Hz. Zeyneb aynı zamanda gazi bir annemizdir, Mekke’nin fethinden sonra Taif muhasarasına katılmıştır. Nerede kaçgöç? Allah’ın müsaade ettiği örtünme içerisinde kadın ve erkek İslâm’da beraberdir. Kafes arkasında değildir, ihtiyati tedbir olarak öyle gerekir mi, o ihtiyadi tedbirdir, alırsın almazsın o senin bileceğin bir iştir, Allah’ın böyle bir emri yoktur, Efendimiz’in böyle bir tatbikatı yoktur.
Resûlullah Efendimiz’den uzaklaşa uzaklaşa bugün kendi icat ettiğimiz bir müslümanlık içindeyiz. Bazen fakire soruyorlar bu işler ne zaman düzelir diye, hepsinin cevabı aynıdır “müslüman olduğumuz zaman”… Biz değil miyiz diye soranlar, bu soruyu kendilerine sorsunlar, bana değil. (25:10)
O zamana kadar vefatlarda cenaze bir sala konur üzerine örtü örtülürdü, eğer kadınsa bedeni belli olmasın diye üzerine iki tane çubuk konurdu. Habeşliler ise cenazelerini tabuta koyarlardı. Bir ilk olarak Hz. Zeyneb göçtüğünde cenazesi tabuta konmuştur. İlk tabuta konan müslüman cenazesi Hz. Zeyneb’in cenazesidir. Hz. Zeyneb validemiz Efendimiz’in göçmesinden sonra vefat eden ilk validemizdir. Validemiz kabre konulurken yine bir ilk olarak kabrin üstüne örtü tutulmuştur. Bu sadece hanımlara mahsus değildir, bazı meşayih-i kirâm hazerâtına da mahsustur. Çünkü kabrin içinde yapılacak bazı işlemler vardır ve herkes onu anlamaz.
Validemiz’in kabri saadeti Cennetü’l Baki’dedir, cenaze namazını Hz. Ömer Efendimiz kıldırmıştır. (31:05)






