Allah görülmez, bilinir; Resûlullah görünür, bilinmez!
Seyir Defteri | Bölüm 12 | 27 Mart 2008 | 49′ 59”
Allah-u zü’l Celâl’in Hz. Adem’e verdiği esmalarla aslında kurum olarak Muhammed Aleyhisselâm oluşmuştur. Kişi, beden olarak değil, kurum olarak… Adem Aleyhisselâm’da Muhammed Aleyhisselâm gizlidir. Süleyman Çelebi’yi çok iyi anlamamız lazım. Nur bahri diye bir bahir vardır Mevlid-i Şerif’de, o bahirde şu satır geçer:
“Bil Habibim nurudur bu nur dedi”
Hz. Abdullah bütün Arap kadınlarının talip olduğu bir delikanlı… Hanımlar beni al diye kendisi ile evlenmek istiyorlar. Ama Allah Efendimiz’in anneliğini Amine validemize bahşediyor. Hz. Amine Medinelidir, çok iyi şiir okur. Aynı kadınlar Hz. Abdullah Amine validemiz ile evlendikten sonra “Talib olduğumuz Abdullah o kadar da güzel değilmiş” demeye başlamışlardır. Bu sefer de Amine validemizin Medine’deki akrabaları “bu kız ne kadar güzelmiş, biz neden farketmedik” demişlerdir. Çünkü artık Nur-u Muhammedî Âlak-ı Muhammedî oldu, Efendimiz’in manadan oluşan kurumsal varlığı maddesel varlığa dönüştü.
Efendimiz’in güzelliğini herkes görmemiştir, tahammül edilemez. Beşer kudreti ile Cemal-i Mustafa’nın seyri mümkün değildir. Allah özel kuvvet verirse ne âlâ… Hatıralarını, insan yapısı kubbesini görmeye tahammül edemeyenler vardır. Herkesi kendimiz gibi katı, kaya gibi zannetmeyelim, ne râkik, ne ince, ne duygulu insanlar var yeryüzünde… Kubbeni göreyim öleyim diyor, yaya gidiyor, kubbeyi gördüğü anda düşüyor… Hadi bunlara menkıbe diyecekler, Mısırlı meşhur şarkıcı Ümmü Gülsüm, Allah rahmet eylesin, Suud Devletinin kadınlara başka türlü ziyaret ettirme sistemine muhalefet edip kendi popülaritesini kullanarak “ben Bâbü’s Selâm’dan gireceğim” diyor, onun hatırı için tenha bir zamanda müsaade ediyorlar. Şarkıcı Ümmü Gülsüm sağ elini kaldırarak “Esselâmü Aleyk…” diyor, düşüyor bayılıyor, lafı tamamlayamıyor. Ümmü Gülsüm Hazretleri… Şarkıcıya hazret denir mi? Efendimiz’i böyle sevene hazret denir! Kimin ne gönül olduğunu bilemeyiz. Musikînin ne olduğunu bilmeyenler Ümmü Gülsüm’den ne anlayacaklar. Bu ince adamların işidir.
Müslümanlık ince insanların işidir. Dervişlik de ince müslümanların işidir. (03:20)
Yusuf Suresi konuşulurken Hz. Ayşe validemiz “Mısırlı kadınlar Hz. Yusuf’un güzelliğini görüp ellerini kestiler ama o güzelliğin seyrinin verdiği keyifle ellerinin kesildiğini hissetmediler. Yusuf’un güzelliği ile ellerini kesen kadınlar benim Efendim’in güzelliğini görselerdi o bıçakları kalplerine sokarlardı” buyurmuştur.
Allah görülmez, bilinir; Resûlullah görünür, bilinmez! (10:40)
Ayet-i Kerim’de “Ey iman edenler, siz de salât edin” buyruluyor. İman etmeyenler salât etmezler. Peki biz ne yapıyoruz, “Allahümme” yani “Ey Allahımız” diyerek duaya başlıyoruz. “Biz senin bize salât etmeyi emrettiğin Habibi’ne layık bir şekilde salât edemeyiz, öyleyse lütfen, Allahımız, Sen Senin uygun gördüğün tarzda O’na ve ailesine, ashabına salat et Ya Rabbi”. Allah’ın salat ettiğine kulun salat etmesi mümkün müdür? (12:40)
Efendimiz’in alemlere rahmet olarak gönderildiğinin buyrulduğu ayet-i kerimenin Efendimiz hakkında değil Kur’an-ı Kerim hakkında olduğunu iddia edenlere de rastladım. Bu ayette “Vema erselnâke” kelimesi çok önemlidir, Arapça kaidelere göre “ke” eki insana söylenir, bu kadar basittir. Yani senin yüzün suyun hürmetine günahları affederim, mükâfat veririm… Allah nasıl alemlerin Rabbi ise o alemlere rahmet olarak da Muhammed Mustafası’nı göndermiştir. Alemlere ahiret alemi, ruhlar alemi, cisimler alemi de dahildir. Allah’ın alemleri rakamlara sığmaz. 18 bin kelimesi kesretinden kinayedir. (16:40)
Cenab-ı Allah Hâlık-ı Mutlak’tır. İnsan bedeni şekil itibari ile dünyanın en estetik varlığıdır. Genel ölçüler oranı vardır, o oranlara estetik ilmi denir. Sadece bedenden ibaret olmayan insanın başka boyutları da vardır. Bu boyutların yaratıcısı da Allah’dır.
Huy demek iç yapı demektir. Halûk diye kullandığımız isim güzel ahlak sahibi demektir. Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde “İslâm güzel ahlaktır” buyurmuştur. Bu insana “benim ahlakım güzel, ben yeterince müslümanım” demek yetkisini vermez. Çünkü huy, hulk, davranış biçimi başkadır, mükellefiyetler başkadır, muhabbet başkadır. Bunların hepsi birden olursa olur. Benim kalbim temiz, karnım semiz olmaz, mutlaka mükellefiyetlere riayat edilmelidir.
Güzel ahlak ahalinin güzel gördüğü değildir, Allah’ın güzel gördüğüdür. Allah neyi güzel gördüğünü, neyi görmediğini Kur’an-ı Kerim’de bize bildirmiştir. Mesela Allah temizleri sever. Zahiri temiz olmayanın batını temiz olmaz. Çok nadiren bazı evliya menkıbelerinde başka meseleler için bazen beden temizliğine riayet edilmediğine dair meseleler vardır, bunlar ahalinin anladığı gibi değildir, ehline malum şeylerdir. (27:40)






