İnsandan maksut Aleyhisselâtu Vesselâm’dır
Ramazan Sevinci | 8 Haziran 2016 | TRT 1 | 84′ 42”
Sevgi çok noksan kaldığımız bir haldir. Sevgi duygudan ibaret kalırsa zaten makbul değildir, ona sevgi demezler. Sevgi bir haldir, ama toplum olarak da fert olarak da çok mahrumuz. Tatmadığımız lezzetlerin tarifini yapma küstahlığına düşmüşüz.
Muhabbetullahdan haberi yok, ben Allah’a aşığım diyor… Olamazsın. Her varlık kendi cinsine aşık olur. Allah yarattıklarından münezzehtir. Resûlullah Efendimiz’imi devreden çıkarmak küstahlığını işleyenlerin getirdiği rüzgarlar tesir ediyor ve Efendimiz’e aşık olmanın Allah’a aşık olmak olduğunu, Efendimiz’i üzmenin Allah’ı üzmek olduğunu, Efendimiz’in rızasını almanın Allah’ın rızasını almak demek olduğunu anlamıyoruz. (09:50)
İnsandan maksut Aleyhisselâtu Vesselâmdır. Diğer tüm insanlar O’na yakın oldukları kadar insan olma haysiyetini kazanırlar. İnsan bir anne babadan doğmak insan olmak için yeterli değildir. Etrafa bakınca öyle olduğunu görüyoruz. Etraf deyince bu meydanı kastetmiyoruz, etraf 360 tane 360 dereceden oluşan bir küredir. Suriye de etraftır, Alaska da etraftır.
Bugün yaklaşık iki milyarlık müslüman toplumunun ve yetmiş milyonluk müslümanlı diyelim -ne dereceye kadar doğru olduğunu tartışırım- Türkiye’nin bugünün tarihinden haberi var mı? 8 Haziran’ın neyin sene-i devriyesi olduğundan haberi olan var mı?
Bugün Aleyhisselâtu Vesselâm Efendimiz Hazretlerinin 1384. ahirete doğuş yıldönümü. Bu habersizlik yani bilgisizlik bize bir takım insanların yalan yanlış bilgiler vermesine ve neticede kendi güdümüne getirmesine neden oluyor. (12:00)
Bir şey sorayım, Efendimiz’in cenaze namazını kim kıldırdı veya kılındı mı? Bu sualin cevabını kimseden alamadım şimdiye kadar, mevzunun mütehassısları hariç… Ahali bilmiyorsa akademik faaliyet kendin çalıp kendin oynamaktır.
Fakir senelerdir bu davetlere icabet ederek bir şey yapmaya çalışıyorum, farkına varılır varılmaz ama varanların olduğunu biliyorum. Bir şey söylemeye çalışmıyorum. İnsanların merakını kurcalayıp kendilerinin araştırma yapıp emek verip bir şeyler öğrenmelerini arzu ederek konuşuyorum.
İslâm’ın şartını beşe, imanın şartını altıya indirmek kimin haddine? Ha, bu hadistir, inkar etmiyoruz ama Efendimiz bunu kim için söylemiş? Allah Kitab-ı Kerim’inde akıl sahiplerine başka konuşur, ulül elbâba farklı konuşur. Ulül elbâb leb demeden lebleniyi anlayanlara denir. Allah onlara iki misal veriyor. Efendimiz de seviyeye göre konuşmuyor muydu? Hz. Ebubekir’e söylediği ile ilim meraklısı genç Abdullah ibni Abbas’a söylediği, ilmin kapısı Hz. Ali’ye söylediği, mahalledeki torununun arkadaşlarına söylediği aynı mı? Hakikat aynı ama söyleyiş tarzı farklı.
Allah müminleri sayarken şöyle şöyle yaparlar ve tefekkür ederler diyor. Tefekkür kelimesini bilmeyenlere ne diyeceğiz? Düşünmek menfaati temin etmek için tedbir almaya yönelik ise düşünce değildir. Sevmeyi bilmek lazımdır.
İbni Arabi Hazretleri, Hz. Mevlana ve sair zevât-ı kirâm Resûlullah Efendimiz’e yakin oldukları için büyüktürler. İbni Arabi Hazretleri buyuruyor ki “Resûlullah dedi ki, ben sarımsağın kokusunu sevmem. Sarımsağı sevmiyorum demedi, sevmemeyi umumileştirmedi, siz de öyle yapın”. (17:10)
Bu nevi sohbetlerde ne şiş yansın ne kebap zihniyetindeki insanlar çok konuşuyor. Resûlullah Efendimiz Hazretleri’nin yetim başı okşayan mübarek eli anlatılıyor da kılıç kabzası tutan eli niye anlatılmıyor. Bu aynı zamanda müslümanları pasifize eder. Onun için fakir kat’i konuşunca onu celal zannediyorlar. Gönül kırmayacağız diye Efendimiz’in gönlünü kırdığımızın farkında mıyız? Celal tecellidir, kati konuşmanın adı celal değildir. (25:10)
Resûlullah Efendimiz’in cenaze namazı kimse tarafından kıldırılmamıştır. Hz. Ali Efendimiz evlatlığı Zeyd’in oğlu Üsame bin Zeyd Hazretleri, amcasının iki mahdumu Fadıl ve Kusem, bu dört zat Efendimiz Hazretlerini gasletmişler ve definlerini de onlar yapmışlardır.
Efendimiz son nefesinde kelime-i şehadet getirmemiştir, Allah dememiştir, Refîku’l Âlâ buyurarak gitmiştir. Dikkat edin, ne dediğimi anlayın!.. Refik dost demektir, arkadaş demektir, sevgili demektir.
Ertesi gün salı sabahı namazından itibaren, dokuz metrekare bile olmayan hücrede, Hazretim’in mübarek bedeni orada bulunuyordu. Hz. Ali ve Hz. Ebubekir’in tanzimi ile önce erkekler, sonra hanımlar, sonra çocuklar akşam üstüne kadar münferid cenaze namazı kılmıştır. Hücreye kaç kişi sığdı ise, imamet yok.
Cenaze namazını cenazeye en yakın olan zât kıldırabilir. Efendimiz’in en yakını Allah’dır, O da imam değildir. Efendimiz’in cenaze namazını kimse kıldıramaz!.. Sadreddin Konevi Efendimiz, Hz. Mevlâna’nın yakını diye cenaze namaza durdu, Allahu Ekber, düştü bayıldı. Neden acaba, ne gördü de bayıldı… Anlayan anlar, anlamayan anlamaz…
Kusem Hazretleri önemlidir, Efendimiz’in amcaoğlu. Hz. Hüseyin’in süt kardeşi. Hz. Kusem Kabri Saadet-i Nebevî’den en son çıkan zâttır. Muaviye zamanında Mekke valiliği yaparken Hacc emirliğine Muaviye münasebetsiz birini tayin etti, Kusem Hazretleri o herifi Hac emiri olarak buraya sokmam dedi. Muaviye üzerine ordu gönderdi, Kusem Hazretleri direndi. Sonunda dediğini yaptırdı, Osman bin Şeybe’yi hac emiri yaptırdı. Sonra Hz. Osman’ın oğlu Said bin Osman ile birlikte Semerkand seferine gitti ve orada şehit oldu. Kabri oralardadır. (29:20)
Efendimiz Hazretleri’nin bir borcundan dolayı zırhının bir yahudide rehin olduğunu biliyor muyuz?
Efendimiz’in yedi dirhem mangırı vardı, yedi dirhem çok küçük para. Bununla Rabbimin huzuruna gitmeyeyim, bunu dağıtıverin dedi. Yattığı döşek kıl dokumaya hurma lifi geçirilmiş. Efendimiz’in arazisi vardı diye yazar bazı kitaplarda, peygamberlerin arazisi yoktur. Gelirinden istifade edeceği tahsis edilmiş Fedek hurmalığı vardır, maliki değildir.
Doğrusunu bilirken kandırılmayız, doğrusunu öğrenelim. (36:45)
Faniliği bitiş olarak algılıyoruz, fanilik dünya hayatından fani olmaktır, insanın sonu yoktur. Allahu Tealâ esması ile donattığı insanı yok olsun diye yaratmamıştır.
Sen çıkarsan aradan, kalır seni Yaradan. Bu kadar basittir. (60:10)
Hâmûş ise de bülbül-i nâlân unutulmaz
Gül mevsimi geçmekle gülistân unutulmaz
Peymâne tehî meykede der-best ne mâni
Sâkî-i vefâkâr ile peymân unutulmaz
Ya’kûb-ı dilin dîdesi rûşen olur elbet
Ye’se düşerek Yûsuf-i Ken’ân unutulmaz
«Ahbebtü»ye peyveste olur rişte-i ülfet
Sohbetleri lillâhtır ihvân unutulmaz
Bî-nâm u nişân kaldı nice sadr u şehenşâh
Ammâ yine Âsaf’la Süleymân unutulmaz
Hayr ile çalış nâmını ibkāya ki hâlâ
Haccâc ile Mervân ile Hâmân unutulmaz
Bilmem ne füsûn etti dil ü dîdeye Remzî
Bir lâhza o çeşmân-ı gazâlân unutulmaz
Remzi Dede Hazretleri’nin bir nutku… Elbette gül mevsimi geçecek, zaten Remzi Dede Hazretleri’nin mutlaka feyzini aldığı Muhammed Celâleddin-î Rumî buyurmuyorlar mı “Gül mevsimi geçti diye niye üzülürsün, gül suyu var ya”. Gül suyunun varlığı güle de, gül mevsimine de, gülzâra da işarettir. Elhamdülillah ki bugün Efendimiz Hazretleri’ne işaretgâh olacak zevât-ı kirâm var.
81 veya 82 Ramazan’ında ilahi söyleyeceğiz ama önce banda alınacak, banttan yayınlanacak. İlahilerde acaba hatalı bir laf olur da ceza yer miyiz diye bazı abilerimiz güfte değiştirirlerdi. O günden bugüne gelindi. Dolayısı ile bir gülümüz var. O gülün hizmetkârları var. Hasılı “Gülle Hem Bezm-i Visâliz Gerçi Hâr Olsak Da Biz”… Diken de güldendir ama gülden kasıt diken değildir. Dikene dirsek çevirmeyiz ama muhabbet dikeni azaltır. Bugün toplumumuzdaki muhabbet eksikliği tenkid ederken bile “ben senden üstünümün” göstermek istenmesidir. Adam beğenmemek en büyük hastalığımız. Hz. Mevlâna “bir çobanı bile can kulağı ile dinle, hiçbir şey bilmiyorsa senden iyi koyun gütmesini biliyor” buyuruyor. Demek ki herkeste sevilecek, istifade edilecek, takir edilecek bir şey var. (68:45)
Efendimiz Hazretleri’nden bizâtihi örneklenmek O’nun Zât-ı Şerif’i ile sınırlı kalmak değildir. Kendisinin bulunduğu ortamda, hayat-ı saadetinde, huzur-u şerifinde bulunanlarda gördüğü ve itiraz etmediği, artı iyi olmuş diye tavsiye ettiği, onayladığı hususlar da aynen Efendimiz’in yapmış olduğu gibi meşrebimize uyarak yapabileceğimiz şeylerdir. Efendimiz Hazretleri’nin sadece Zât-ı Şerif’inin her hareketi bize örnek değildir. Niçin civarı da dahil, çünkü Efendimiz’in meşrebi her meşrebi karşılar ama bizlerin meşrebi Efendimiz’in meşrebine paralellik arzedemez, bir noktada, iki noktada, o kadar…
Malûm Efendimiz Hazretleri Medine’ye teşriflerinde ensar ile muhacirin arasında kardeşlik kurdu. Hz. Abdurrahman ne dedi ensara, bana çarşının yerini gösterin yeter. Allah ona öyle bir bereket vermiş ki tuttuğu altın derler ya öyle bir zât. Peki, kendisi zengin ama Aşere-i Mübeşşere’den. Efendimiz Hazretleri’nin en sıkıntılı günlerinden biri; Hz. Sirin Hz. İbrahim’in hastalığını Efendimiz’e haber veriyor, Efendimiz oğlunun göçeceğini anlıyor ve Hz. Abdurrahman ile elele tutuşarak oğluna gidiyor, Hz. Abdurrahman Efendimiz’e o kadar yakın. Ve oğlunun gaslini yapan zat da Abdurahman bin Avf Hazretleri’dir
Eğer sen müslümanlığın önüne bir sıfat koyuyorsan müslüman değilsin. Neden, çünkü müslümanlığı eksik görüyorsun, Allah’ın tam gördüğünü, razı oldum dediğini, size nimetimi tamamladım dediğini sen eksik görüyorsun, bir de müslüman olmak için antikapitalist veya çevreci olmak lazım diyorsun. Müslüman olmak için “adam” olmak lazımdır. (77:30)
(İftar Duası) Ol Cenab-ı Rabbü’l Âlemînin gınasından, lütfundan, kereminden umarız, dileriz ve dileniriz ki, cümlemize mededü inâyet eyleye. Aleyhisselâtu Vesselâm Hazretlerine ümmet olma şerefinden cümlemizi haberdar eyleye. Yakîn kesbetmek ihsan eyleye. Efendimiz Hazretleri buyuruyor, oruçlunun iki sevinci vardır, biri iftar sofrasında biri Huzurullah’da; o sevinci de yaşayanlar zümresine ilhak eyleye… (81:44)







Değerli Hocam Siz çıkınca ekranlar izleyenler bayram ediyor…Programlara şöyle bir baktım konuklar dikkatli seçilmemiş iç açıcı mana’ya dair içimizi aydınlatacak bir sohbete rastlayamıyoruz sıradan şeyler…Fakat siz çıkınca herkes gönüllerde Güller açıyor, kandiller uyanıyor…Ekran işe yarıyor…
Vesselâm… Efendim hürmetle…Saygıyla…
Allah Razı olsun çok Sevdiğiniz Sevgili Peygamberimize komşu olmakla şerefyâb olun …Binler salat ve selam üzerine olsun Canım Peygamberim !