Berat Kandili ve Mübarek Günler
Seyir Defteri | Bölüm 315 | 8 Haziran 2014 | 36′ 27”
“Yere göğe sığmam, mü’min kulumun kalbine sığarım” hadisi kudsisini Allah’ın sonsuzluk sıfatına ters gibi anlamak bu lafı anlamamaktan kaynaklanmaktadır. Mü’minin kalbi öylesine geniştir ki, kainattan bile geniştir. Mü’minin kalbi, dört odalı yürek demek değildir, makam ve mekan aynı değildir. Mesela, Beytullah deyince, Allah orada mı oturuyor? Kabe’ye Beytullah deniyor çünkü Kabe Allah’ın mü’minler için tayin ettiği tevhid noktasının makamı ve mekanıdır. Böyle maddi Allah telakkisi olmaz. (01:30)
Sübhan kelimesini insan aklı fehmedemez. Zaten Allahü Zülcelal Kur’an’ı Kerim’de birçok yerde “Velakin lateşurun” diyor, yani bu böyle böyledir ama siz bunun şuuruna varamazsınız, yani Allah bize sizin aklınız basmaz diyor. Peki Allahu Zülcelal Kitabı Kerim’indeki bazı hususları biz anlamayalım diye mi koydu. Allah bize aklımızla anlayamayacağımızı, şuuruna eremeyeciğimizi bildiriyor, çünkü şuur zihni bir haldir. Biz farkında değildiz, hareketlerimizin yüzde sekseni şuur altımızla olur, şuurla değil. Bunlar ancak akla akılla veda ederek anlaşılır, yani muhabbetle… (06:30)
Allahu Zülcelal’in mekanlardan münezzeh olmasına rağmen mü’minin kalbine sığıyor olmasına doğru açıdan bakarsak, mü’minin kalbinin genişliğini anlarız, Allah’a sınır koymuş olmayız.
“Mekânlardan münezzehtir senin zât-ı şerîfin,
Nedir bu kalb-i vîrânımda mihmân olduğun, cânâ…”
Allah yeryüzünde insana insandan tecelli eder, işte o hane-i kalbinde Allahu Zülcelal’i misafir edenler içindir. Şemsettin Sivasi hazretleri ne güzel söylemiş:
“Sür çıkar ağyârı dilden tâ tecellî ede Hakk
Pâdişâh konmaz saraya, hâne mamûr olmadan.”(14:10)
Mukabele okurken ve dinlerken biri makam-ı Risaletpenahi, biri makam-ı Cebrail’dir. Makamı Risaletpenahi’de olmak peygamber olmak demek değildir, biz Muhammed Mustafa’nın hatemül enbiya olduğunu biliyoruz, lafı ters anlamasın kimse. (18:45)
Efendimiz hazretlerinin Ramazan’a mahsus yaptığı nafile ibadetler var, bunların içinde mukabele ve teravih başta geliyor. Diğer aylarda da var, ayların başı ortası sonu var. Özellike hakkında hadis olan Recep, Şaban ve Ramazan ayları için ahalimiz pratik bir çözüm getirmiş ve üç aylar ortaya çıkmıştır. Üç aylar dini bir tabir değildir, örfi bir tabirdir. (21:45)
Recep ayı içinde iki tane mübarek günü ve geceyi yani Regaip ve Miracı, Şaban ayı Efendimiz’in tabiri ile “nısfı Şabanı” bizim tabirimiz ile Berat günü ve gecesini ihtiva eder. Allahu Zülcelal “kadirini” ise Ramazan ayına koymuştur. Allah’ın her günü bir değildir, her günü birse cuma namazlarını salı kıl o zaman, orucu Şevval’de, Zilkade’de tut. Bu yanlışlıklar sadece bugüne özel değildir. Mevlidi Şerif’in yazılmasına vesile de bu tür bir yanlışlıktır. (23:25)
Eyüp Sultan gibi bazı yerlerde “Nisan Tası” denilen içinde şifa ayetleri, salavatlar yazılı taslar vardır. Bu taslarda nisan yağmuru biriktirilir ve şifa için içilirdi. Yağmurun nisan ayında yağanı bile farklı iken neden Allah’ın günleri bir olsun.(29:00)
Berat kandili hadisi şerif ile gayet sabittir, ismi de Nısfı Şaban’dır. Ayrıca asırlardır bu kadar ümmet Berat kandilini bu gece ile ihya oluyor. Efendimiz benim ümmetim hatada ittifak etmez buyuruyor. Dolayısı ile Berat kandili hadis ile sabittir, icma ile sabittir, aleyhinde olanlar alim olmadıkları için kıyası fukaha da buna cevaz verir. Aleyhte olanlar alimler değil cahillerdir. Edepsiz adamdan ilim zahir olmaz. (32:00)
Kabe, iman, kalb, mekan, makam, Beytullah, şuur, insiyak, muhabbet, sezgi, Molla Nureddini Cami, kelam, Ashabı Keyf, Ramazan, Şaban, Berat Kandili, mukabele, Cebrail, sakal, üç aylar, Receb, Fuzuli, Su Redifli Naat, Nisan Tası, Mevlidi Nebi, Kadir gecesi






