Tövbe, istiğfar ile birlikte olmalıdır
Gönül Dünyamız | Bölüm 33 | 41′ 18”
Her şeyi yapıp “Tövbe Ya Rabbi” demeyi tövbe zannediyoruz. Bu değildir. Biz kuluz, hata yaparız. Biz zayıfız, kavî olan ancak Allah’dır, dolayısı ile mutlaka hata yaparız. Allah’ın emaneti dağlara taşlara verilmek istendiği halde, dağlar taşlar bu emaneti taşımaktan çekindi, insan zalim ve cahil olması sebebi ile bu emanete sahip çıktı. İnsanın zalimliği ve cahilliği şuradan gelir; Allah’ın emirlerine riayetsizlik nefse en büyük zulümdür. Rabbül Alemin’in Zât-ı Seniyyesini asla ve kat’a ihata edememek de cahilliktir. Koca Resûl-u Ekrem bile “Ya Rabbi, ben seni hakkıyla bilemedim” diyor. (00:30)
Kusurlarımız Allah indinde zannettiğimiz kadar önemli değildir, ne kusur işlersek işleyelim. Tabi isteyerek yapılmaz ayrı mesele. Nefsine uydun şöyle oldu böyle oldu bir kusur yaptın. Bu Allah indinde önemli değildir, bizim en mühim kusurumuz aynı delikten ikinci kez ısırılacağımızı bile bile deliğe parmağımızı sokmaktır. Bir günah bir defa işlendiğinde Allah mutlaka affeder, çünkü bir daha işlememek fiili tövbedir.
İnsanoğlunda günahı sevabı yani bize fayda ve zarar verecek şeyleri bilme cevheri vardır. Yaratıcısını bulup tanıyıp kulluğunu arzetme cevheri var. Bu cevheri örten nefis vardır. Bu nefsi beslersen kalınlaşır, o cevherin ortaya çıkmasına mani olur. Sen kendi gayretinle o nefis tabakasını temizleyip cevheri ortaya çıkarabilir misin? Çok zor… Madenciler maden çıkarır, sendeki cevheri de bu nefis temizleme işini bilenler çıkarır. Her insan bilaistisna terakki etmeye elverişli olarak yaratılmıştır. Ne kadar, kendi miktarı kadar… (03:10)
Allah ile kul arasına kim girmiş, giremez ki? Allah ile kul arasına kimse girmez ile şu anlatılmak isteniyor; müslümanlıkta ibadet için de, dua için de Allah ile arana kimsenin girmesine ihtiyaç yoktur, çünkü müslümanlıkta ruhbaniyyet yoktur, din adamı sınıfı yoktur. Hristiyan olsaydık dua vakti gelseydi papaz olmadan dua edemezdik ama namaz kılacak olsak kıraatı iyi olan imam olur kılarsın. Hristiyanlık ve Musevilikte ibadet etmek için papaza, hahama ihtiyaç vardır, Allah ile araya kimseyi sokmamak demek bu demektir. Bu konuyu İslâm tasavvufundaki mürşidlere ve şeyhlere paralel görmek cehalet bile değil olsa olsa ihanettir. (08:00)
Tövbe yalnız başına bir işe yaramaz çünkü tövbe bir daha yapmayacağım demektir. Bir daha yapmayacağım demek bizâtihi günahtır. Sen kimsin diye sorarlar adama. Onun için istiğfar ile olmalıdır. İstiğfar sığınmaktır, Allah’ın koruyucu kanatları altına girmektir. Bu sadece günahı affettirmek için değil bundan sonraki hayatımızda günaha sevk olunmamak için Allah’a sığınmaktır. Onun için istiğfarsız tövbe olmaz.
Buna rağmen tekrar günah işlersek Allah’ın affına boyun bükmekten başka çaremiz yoktur. (11:50)
Efendimiz de tövbe ederdi ancak Hz. Peygamber’in tövbesi ile kendi tövbesini aynı teraziye koyan bazı mahlukat var. Bu ne haddini bilmezliktir. Efendimiz günde en az 70 defa tövbe ederdi, doğru. Efendimiz Hazretleri bu tövbeyi yaparak bize bir şey öğretiyor. Bunları büyüklerimizden öğreniyoruz. Resûlullah’a Rabbü’l Âlemin öylesine nimetler ihsan ediyordu ki bu aynı zamanda manevi mertebe yücelmeleriydi. Günde en az 70 mertebe katediyordu. Her mertebe katettiğinde bir alt mertebe için tövbe ediyordu. (14:50)
Tövbenin kabul edilip edilmemesinin ölçüleri vardır. Bir günah işledik, sonra pişman olup tövbe ettik, bir daha da yapmıyoruz. Ama o eski hali özleyerek mesela içki içiyorduk bıraktık ama arkadaşlarla konuşurken ben eskiden şişe devirirdim deyip o zamanları özlemle yad edersek bu tövbenin kabul edilmediğine işarettir. Bir de var ki aklına gelince içi titriyor, keşke yapmasaydım diyor, o zaman tövbenin kabulüne çeyrek kalmıştır. Bir de var ki hiç aklına gelmiyor, unutmuş, burada Efendimiz’in müjdesi geliyor, “Bir zenbine tövbe eden onu hiç işlememiş gibidir.”
Allah Kur’an-ı Kerim’de “Allah tövbe edenleri sever” buyuruyor. Sevdi mi ne yapar, bırak kabahatı affetmeyi kabahatini bile görmez. Biz sevdiğimize öyle yapmıyor muyuz? Başka ayetlerde “Allah tövbeyi kabul edicidir, kabul etmekle kalmaz rahimiyyeti ile de tecelli eder” manasına “Allahu tevvaburrahim” ayeti vardır. (20:00)
Bir büyük zât öyle söylüyor, ahirette pişman olmayacak kimse yoktur, peygamberler dahil. Bu ne demek diyorlar? Şöyle diyor; günah işleyenler işlediklerine pişman olacaklar, bunu izaha lüzum yok. Ve, Allah’ın nimetleri o kadar akıl üstü -akıl dışı değil- şeylerdir ki veliler ve nebiler keşke daha çok hayır, hasenat, iyilik, güzellik yapsaydık, daha çok olsaydı diyecekler. (26:30)
Kur’an-ı Kerim’de geçen nasuh tövbesi şu demektir; öyle bir tövbe edip o kirden temizlenir ki kişi o kirin başkasına bulaşmamasına örnek ve sebep olur. Hz. Ömer buna örnektir. Hz. Ömer çok akîl bir adamdır, genç yaşta Kabe safiri olmuştur. (32:40)
Güneş balçıkla sıvanmadığı gibi “Muhammed Mustafa Resûl-ü Kibriyâ’dır” diyenlerin ufak tefek kirleri ile de iman güneşi parlaklığından bir şey kaybetmez. Yeter ki aynı hataya tekrar düşmeyelim, tövbenin aslı budur. (40:00)





