Efendimiz’in ahvâl-i umumîsine tasavvuf denir

On 3 Şubat 2017

Seyir Defteri | Bölüm 106 | 28 Ocak 2010 | 42′ 29”

Laik devlet anlayışı başkadır, laik düşünce başkadır. Bu İslâm ile bağdaşan bir sistem değildir. İslâm’da helaya girmekten uyumaya, Kâbe avlusunda bulunmaktan meyhanede bulunmaya kadar her şey dinî kaidelere bağlanmıştır. Dolayısı ile din içi – din dışı diye bir ayırım yoktur. Dine ya uygunluk vardır, ya muhalefet vardır.

Para kazanacaksın, bunun da dinle alakası var, haram kazanırsan dine muhalefet olur, helal kazanırsan olmaz. Helaya gitmeyi de dinle bağdaştıracaksın, sol ayakla gireceksin, sağ yakla çıkacaksın. Bak, helaya gitmek bile kaideler yerine getirilirse ibadet hükmünde oluyor. Öyle ise düşüncede, hadisede, ilimde din içi din dışı diye bir şey yoktur.

Coğrafya bilirsen kıbleyi doğru tayin edersin, astronomi bilirsen namaz saatlerini doğru tayin edersin. Tarih de böyledir. Bugün İslâm dünyası içerisinde en büyük tefrika sebebi olan Şia, dini akidelerden değil, tarihi vakıalardan doğmuş bir tefrikadır.

Tasavvuf ise dinin bizatihi kendisidir. Sütün kaymağını sütten gayrı görebilir miyiz? Tasavvuf İslâm sütünün kaymağıdır.

Tasavvufu dolayısı ile dini günlük konulardan hariç tutmak İslâm tefekküründe, düşüncesinde yoktur. (04:05)

Tekke tasavvufun lokalidir. Tekkedeki faaliyetler bir derneğin lokalindeki faaliyetler gibi günlük faaliyetlerdir. Nasıl bir dernek üyeliği o derneğin lokalinde bulunmaya indirgenemez ise bir tarikat müntesibiyeti de bir dergahta bulunmaya indirgenemez. (07:45)

Dini hayatın belli bir alanına hapsedip hayatın geri kalan kısmını dinsiz bırakmak laik düşüncenin tesiridir. Tekkede derviş, dışarıda keşiş gibi olunmaz. 24 saat müslüman gibi ve derviş gibi yaşanır, uyumak da dahil. (09:30)

Muhabbet her yerde vardır. Mükellefiyetten ibaret görme meselesini bitirmemiz lazımdır. Bugün bile kendini din alimi sanan zatlara sual sorulduğunda böyle bir şey Kur’an’da var mıdır diye, lafzî olarak vardırı arıyor, lafzî yoksa yok diyor. Din mükellefiyetten ibaret değildir, mükellefiyyet kuşun tek kanadıdır. Tek kanatla uçulmaz.

“Lâ yukellifullâhu nefsen illâ vus’ahâ”. Allah bize taşımayacağımız yük yüklememiştir. Kolay mı zor mu diye sormaya lüzum yok. Yapanlar, yapmışlar. Niye yapmışlar, demek ki kolay tarafı var. Hele biz bir adım atalım, bize on adım atarak gelirler onlar. Bunlar şeytanın akla verdiği iğvaların sualleridir. Yapabildiğin kadarını yaparsın.

Biz dini evvela öğrenelim, sonra yapalım istiyoruz. Olmaz, din evvela yapılır sonra öğrenilir. (18:20)

Namazın hareketini yapmak namaz kılmak demek değildir. Mesela Resûlullah Efendimiz’in “namaz kötülükten alıkoyar” diye hadis-i şerifi var, hem de bu mealde ayet var. Peki bizim namaz kılan bazı din kardeşlerimiz bazı kötülükleri işliyorlar değil mi? Allah ve Resûl’u yalan söylemeyeceğine göre, namaz insanı kötülükten alıkolacağına göre demek ki o kardeşlerimiz namaz kılmıyorlar.

Namaz kılmak vasıtadır, o vasıtayı yerine getirenler “olmak” noktasına, hedefine ulaşamadılarsa yaptıkları iş midir? (21:20)

Tasavvuf dediğin şey, şeriat yani meşruluk dairesi içinde muhabbetin kurumsallaşmasıdır. Şeriatsız tarikat batıldır. Tarikatsız şeriat de atıldır, o ayrı mesele. Muhabbetsiz, sadece mükellefiyetlerle bir yere sadece sek sek gidebilirsin. Tek bacak ile hem çabuk yorulur, hem hızlı yol alamazsın. Tek kanatlı kuş zaten uçmaz.

Bugün camilere bakalım. Cuma namazından sonra, cumanın son sünnetini kılmayıp çıkanların hepsinin işe yetiştiğine ben inanamıyorum, beni affetsinler. (26:20)

İslâm hak din olduğu için diğer batıl inançlar gibi hayatın dışında değildir. Ne evde seccade üstüne, ne dışarıda cami duvarları arasına, ne mevsim olarak Ramazan-ı Şerif ayına, kandil gün ve gecelerine hapsedilemez. Tasavvuf dinden ayrı bir kurum olmadığı için keza o da öyledir.

Tasavvufun pek çok tarifi yapılmış. Büyüklerimiz toplum neye ihtiyaç duydu ise o ihtiyaca cevap verecek tarzda tasavvufu tarif etmişlerdir. Şeriat kavl-i Resûl’dur, Efendimiz’in söyledikleri… Efendimiz’in “Allah kelâmıdır bunlar” dedikleri ayât-u beyyinâttır. “Benim sözlerim” dedikleri ehâdis-i Nebeviyye’dir. Hepsi fem-i saâdet-i Muhammedi’den çıkmıştır. Bunlar tatbik edildiğinde mükellefiyetler meşru olarak yerine getirilmiş olur.

Efendimiz’in bir de hali vardır. Efendimiz’in ahvâl-i umumîsine tarikat denir, tasavvuf denir.

Bir de sırrı vardır, esrâr-ı Resûl… Ona da marifet denir. Bunların hiç birini birbirinden ayırmak mümkün değildir. (30:05)

Kainatı yaratma iradesinin ortaya çıktığı kün emri Cenab-ı Allah’ın Zâtından Sıfatına verdiği emir ile başlamıştır. Ve kendi nurundan bir nur ayırıp O’na “Kün Muhammeda” demiştir. O nur bir insan şeklinde tecessüm etmiştir, parmakları, burnu, ağzı elleri vs ile… Her insan vücudu o Nur-u Muhammedî’nin şeklini taşıdığı için muhteremdir, naaşı da ne yakılır, ne atılır.

Allah-u zü’l Celâl nezaket ve zarafet sahibidir. (35:10)

Nasıl Hazret-i Peygamber Aleyhüsselâtu Vesselam “Ya Rabbi, cehaletten, tembellikten, korkaklıktan, faydasız ilimden sana sığınırım” buyurdu, Efendimiz’in yüzü suyu hürmetine Rabbimiz bizi bu cehaletten, tembellikten ve toplumsal değil ama ferdi korkaklıktan kurtarsın. Ne yazık ki, rızkımızı işimizden bilir hale gelmişiz. Nefsimiz öne geçmiş, insana yakışmayan siyasi, ekonomik, sosyal mücadeleler içinde bulunuyoruz. Rekabet güzel bir şeydir ama rakibin ayağının altına karpuz kabuğu koymak demek değildir. Dostluk, ahbaplık, yarenlik, aynı bayrağın gölgesinde, aynı Kıbleye müteveccih, aynı Allah’ın kulu, aynı peygamberin ümmeti, aynı kitaba tabi olduğumuz halde bu ayrılıklar hep cehaletten kaynaklanıyor. Rabbimiz, Efendimiz’in hürmetine bizi bu cehalletten biran önce halas buyursun. (38:35)

 

2 Responses to “Efendimiz’in ahvâl-i umumîsine tasavvuf denir”

  • Merhabalar…..Sayın Tuğrul İnançer ‘ in tüm tv ve radyo programlarını elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum…Kendisini çok seviyorum…Çok değerli Hocamızın engin bilgilerinden yararlanmaya çalışıyorum…Bu siteyi oluşturup Hocamızın sohbetlerini, katıldığı programları burada toplayarak çok önemli bir hizmeti yerine getirdiğiniz için minnettarız….Allah razı olsun…Acizane bir ricam olacak….Buradaki sohbetleri bilgisayarıma indirmek istiyorum…Ama indirmek için bir fonksiyon yok…Nasıl indirebilirim acaba….Bir yolu var mıdır ? Saygılar….

İrfan Sohbetleri için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir