İnsan, kul olsun diye yaratılmıştır

On 9 Şubat 2014

Gönül Dünyamız | Bölüm 7 | 22 Temmuz 2013 | 51′ 11”

İbadet, ilmihal kitaplarında “ibadet” adı altında anlatılanlar olarak algılanıyor ki bu fevkalade yanlıştır. “Ben cinleri ve insanları yaratmazdım, ancak kul olsunlar diye” ayeti tercüme edilirken “ya’büdü” ibaresini sadece tapınma ritüelleri olarak anlamak yanlıştır. Bu ibarenin manası “kul olsunlar diyedir” (01:50)

Kalbin temiz olması Allah’ın bizden istedikleri arasındadır ancak tek değildir. Bu yüzden “kalbim temiz” demek yeterli değildir. (06:00)

Bir binanın temeli şeriat, üzerine kurulan ev tarikat, içinde oturuyor olma hali Hakikat, içinde otururken o hakikatın şuuruna erip bu evin bir de temeli var, bu evden ibaret değil demek marifet makamıdır. Ancak mertebeler bunlarla sınırlı değildir. Hakikat ehli içinden başkalarını da hakikate erdirmeye yol gösterecek kişilerin makamına kutbiyet denir. Bu kadar yüksek hizmetler yapıldığında Allah’a yakın olursun bu makama da kurbiyet denir. Kurbiyyete erdikten sonra şieriatten uzaklaşmamaya abdiyet denir. Abdiyet en yüksek makamdır. (12:30)

Kul olabilmek için bizi kendi başımıza bırakmamıştır Allah. Bu başıbozukluktan ve başıboşluktan korumak için Allah insanlara peygamberler göndermiştir. Tapınma ritüelleri Allah’a ulaşmak için kısa yol olarak verimiştir. (23:45)

Yemekten içmekten kesilmek insanın hayvani ruhunun tarafıdır. Ruh kademe kademedir. Ruhu cemadi, ruhu nebati, ruhu hayvani, ruhu insani, ruhu sır. Yemek içmek üremek hayvani rula ilgilidir. Dedikodu yapmamak, kimsenin kuyusunu kazmamak ruhu insaninin orucudur, 365 gün devam eder. Kulluk budur. (35:00)

Kadılar insanların namazı ile ilgilenmiyorlardı. Kadılar mensup oldukları içtihada göre hüküm verirler. Namazla niyazla ilgisi yoktur. Neden bu içtihad, mezhep meselesini illaki ibadete getiriyoruz? (41:00)

İbadet ritüellerini gerçekleştirmekle bir yükseklik, bir mesafe kazanılmaz. Sadece kendine sağlam basılacak bir yer edinir kişi. Onun üzerine Ahlak-ı Muhammedi ile yükselinir. (43:00)

Allah’ın elbette kulun ibadetine ihtiyacı yoktur. Kulun Allah’a teşekkür etmesinin yoludur ibadetler. Allah ile kulu arasında bir rabıta vardır. O rabıtanın harekete dönüşmüş halidir ibadetler.  (46:30)

Bu sohbette geçen diğer kişi ve kavramlar: cin, melek, can, ten, ben, ruh, namaz, peygamber, seyri süluk, şeriat, tarikat, meşreb, hakikat, marifet, kutbiyet, abdiyet, terörizm, terörist, insan, ikame, namaz, salati daimun, miraç, oruç, zekat, hac, mezhep, kadı, içtihad, emanet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir