Ezvac-ı Tahirat -3- Hz. Hatice

On 15 Mayıs 2014

Seyir Defteri | Bölüm 258 | 3 Mart 2013 | 47′ 42”

Seyir Defteri – 258. Bölüm

Hz. Hatice’nin “Kübra” olması, yani “Büyüklüğü” Efendimiz’in zevceleri arasında en kıdemli ve en büyüğü olmasından değildir. Büyüklük, küçüklük insanın iradesi ile kazanılan şeylerdir. Birisi diğerinden önce doğdu diye ondan büyük olmaz, ondan yaşlı olur. Hz. Hatice validemiz “büyük” olduğu için Kübra’dır. (03:00)

Hz. Hatice’nin, diğer validelerimiz gibi, Kur’an-ı Kerim’den kaynaklanan lakabı “Ümmül Mü’minin”, fiilinden kaynaklı lakabı da “Evvelül Müslimindir”. Hz. Hatice validemize, Efendimiz ile izdivaçlarından önce de Arap toplumu içinde çok iffetli olmasından dolayı “Tahire” lakabı verilmiştir. (07:00)

Bugünkü bilgilerle kırkından sonra yedi tane çocuk dünyaya getirmek biyolojik, jinekoloji açısından uygun değil diyenler olabilir ama bir düşünelim, Yakup aleyhisselamın çocukları kaç yaşında dünyaya geldiler? Hz. Sare validemiz kendisi itiraz etmişti Hz. İbrahim’e, “bu yaştan sonra benden çocuk olur mu” diye. Allah herşeye kadirdir. (11:30)

Varaka bin Nevfel’e “hristiyan bir rahipti” demek büyük bir hatadır. Validemiz ve Efendimiz Sevr’de olanları anlatınca Varaka bin Nevfel “Sana gelen Cebrail’dir, sen de Allah’ın peygambersin” demiştir. Bir kişinin müslüman olması için daha ne demesi gerekir? Bu yüzden Varaka bin Nevfel sonradan müslüman olmuştur denmelidir. (20:30)

Hz. Hatice validemizin önceki evliliğinden olan, Efendimiz’in de üvey oğlu olan Hind hazretleri bizim için çok önemlidir. Bizim duvarlarımızı, eskiden evlerimizin çatı altlarını, saçaklarını, camilerimizi, tekkelerimizi süsleyen hilyei şerif yani Efendimiz’in şemaili şerifini anlatan levhalar vardı. Efendimiz’i en teferruatlı ve ilk tarif eden zat işte bu Hind hazretleridir. (23:30)

“Rızkın onda dokuzu ticarettir” hadisi şerifi vardır. Bu hadis Mekke için söylenmiştir. Geriye kalan onda biri ise hizmet sektörüdür, yani bugünkü anlamda otelciliktir. Hem bu sektör, hem de ahalinin mal temini ticaret ile yapılmıştır. Başka bir çok sektör var. Mesela inşaat sektörü… Bu sektör hadiste yer almıyor, peki Efendimiz, estağfirullah, eksik birşey söyler mi? Bu söz Mekke ahalisine söylenmiş olmasına rağmen umuma söylenmiş gibi anlaşılıyor, böyle olunca da manasız laflar ortaya çıkıyor. Sonra da Efendimiz manasız laflar söyledi diyen ağzı karalar ortaya çıkabiliyor. Onun için hadisi şerif metni okuyarak bu işler öğrenilmez. Hadisin kime, ne zaman, hangi şartlarda söylendiğini bilmeden, sadece hadis metnini tercüme ederek hüküm çıkarmamalıyız. (31:00)

Hz. Hatice validemiz, Efendimizle Suriye’nin güneyine, Şam’a gidecek bir kervan için anlaşıyorlar. Hz. Hatice validemizin bir de ticaretten anlayan kölesi Meysere hazretleri var. O da hazrettir çünkü ashabtandır. Hz. Hatice, Meysere’ye daha önceden Efendimiz’in hareketlerini takip etmesini, kervan ahalisine davranışını, konaklamalardaki hallerini izlemesini ve kendisine daha sonra anlatmasını tembih ediyor. Bu kervan o zamana kadarki en yüksek karlı kervan oluyor. Meysere, Efendimiz’in davranışlarının kendisini mest ettiğini iletiyor. Hz. Hatice’nin arkadaşları arasında daha sonra kendisi de müslüman olan Nefise binti Ümeyye var. Nefise binti Ümeyye zaten Efendimizin yüksek ahlakından haberdar, bu haberleri de duyunca Hz. Hatice’ye Efendimizle evlenmesini tavsiye ediyor, hatta kendisinin aracı olabileceğini belirtiyor. Hz. Hatice validemiz Nefise hazretlerinin bu tavsiyesine sıcak bakıyor. (33:30)

Ebu Talib hazretleri bu evlilik için geline 400 veya 500 dirhem, veya 20 dişi deve mihr teklif etmiştir. Bu teferruatlar çok önemlidir, bize ne diyemeyiz, çünkü günümüzde mihr önemsenmiyor, boşanmalarda eğer kanunun verdiği nafakalar olmasa mihr hakkından dolayı bütün boşananların öbür tarafta yakaları ateşten kurtulmaz. Efendimiz mihr hakkında şu nasihatta bulunuyor ki bizim için talimat demektir: “Ne erkeğe yük olacak derecede çok, ne kızın şerefine halel getirecek kadar az olacak”. Yani mihr örfe göre uygun olmalıdır. (39:50)

Efendimiz evlenmesine kadar çok temiz, iffetli bir yaşam sürmüştür. Herşeyde olduğu gibi bu konuda da zirvedir. O dönemde benzer şekilde iffetli hayat süren başkaları da vardır. En önde gelenlerden biri de Hz. Ebubekir efendimizdir. Hz. Ebubekir kırklı yaşlarına kadar bir tebliğ almamasına rağmen Efendimiz gibi temiz, iffetli yaşamıştır. Bu özellikleri ile Efendimiz’in yanına geldiklerinde ise onlar da zirveye çıkmışlardır. (44:00)

Hz. Hatice, Ezvac-ı Tahirat, Ebu Talib, Hind, Varaka bin Nevfel, ticaret, rızık, mihr, Hüveylid, Fatıma Binti Esed, hilyei şerif, Haticetül Kübra, Hz. Ebubekir,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir