Ezvac-ı Tahirat -7- Hz. Ayşe (2)
Seyir Defteri | Bölüm 262 | 31 Mart 2013 | 49′ 26”
O dönemde aktif olmak, savaşlara katılmak sadece Hz. Ayşe’ye veya Hz. Fatma’ya mahsus bir durum değildi, tüm sahabe hanımları bu şekilde aktiftiler. Mesela, Hendek muharebesinde Beni Harisi kabilesinden Saad bin Muaz’ın annesi ile birlikteydi Hz. Ayşe validemiz. Hakeza, Hubeydiye barışı sırasında da orada hanım sahabe efendilerimiz vardı. (03:40)
Hz. Ayşe validemizin Efendimiz’e yakınlığı çok başka idi. Şu hadise bu yakınlığı göstermesi açısından çok önemlidir: Efendimiz, Hubeydiye’den sonra Mekke seferi için hazırlıkları başlamıştı. Ancak Efendimiz’in seferin nereye yapılacağını kimseye söylemiyordu. Ashabına sadece sefer olacağını, hazır olmaları gerektiği söylüyordu. Ancak Hz. Ayşe müstesnaydı. Efendimiz, Hz. Ayşe’ye Mekke’ye gidileceğini söyledi. (05:55)
İmam-ı Azam hazretleri beni affetsin, bir içtihad olarak ehli kıbleyi tekfir etmeyiniz diyor. Yani, kişi kıbleye dönüyor, namaz kılıyorsa buna kafir demeyin diyor. Büyük imam kusura bakmasın, bastığı yerin tozu olayım o ayrı, fakat validem Hz. Ayşe’ye laf söyleyene ben din kardeşim demem. Tahran’da benim adımdan “Ömer” lafını çizene din kardeşim dersin, sonra Hz. Ömer’in huzurunda hesabını verirsin, ona karışmam, ama Hz. Ayşe benim annem, ben anneme laf söyletmem ve anneme laf söyleyeni de din kardeşim olarak kabul etmem. (09:50)
Beni Mustalik gazvesinin dönüşünde Medine’ye doğru yola çıkıldı ve yolda konaklama yapıldı. Konaklama sırasında Hz. Ayşe validemiz bir ihtiyaç için ordugahtan uzaklaştı. İhtiyacını gördükten sonra ordugaha dönerken boynundaki gerdanlığın yerinde olmadığını farketti ve gerdanlığı aramaya başladı. Validemiz deve sırtında mahmilde taşınıyordu. Mahmil, hem içerde olanın rahat olması, hem de dışardan görünmemesi ve sıcaktan korunması için devenin üzerine konan dört tarafı kapalı odacık demektir. Ordugahtakiler Hz. Ayşe validemizi orada zannederek hareket ettiler. Validemiz de arama sırasında vakit kaybetti, geri döndüğünde ordunun gitmiş olduğunu gördü. Validemiz kendisinin orada olmadığını anlayacaklarını ve geri dönerek alacaklarını düşündü ve beklemeye başladı. Ordularda piştar ve dündarlar olurdu, piştar öncü demektir, dündar da artçı… Piştar, önden gider, keşif yapar, yolda bir tehlike yok gelin diye haber verir, dündar yani artçı da arkadan baskın yenmemesi için orduyu kollar. Beni Mustalik gazvesi ordusunun artçısı Saffan bin Muvattal hazretleridir. Hz. Saffan, Hz. Ayşe validemizi orada görünce validemizi devesine almış ve orduya yetiştirmiştir. (18:35)
Münafıkların en şerlilerinden olan İbni Selül denen herif-i naşerif, bu olay sonrasında Hz. Ayşe hakkında dedikodu üretmeye başlar. Ve ne yazık ki, bu dedikodu ve iftira makes bulur. Efendimiz de, Hz. Ebubekir de bu duruma çok üzülürler. Ama bu dedikodu Medine’ye geldikten sonra daha da yayılır. Hz. Ayşe’nin annesi bu dedikoduyu üretenlerle ciddi münakaşalara girmiştir. Ashab-ı Kiram elbette başımızın tacıdır ancak bu dedikoduya inananların kim olduğunu da iyi düşünmemiz lazımdır. (21:05)
Bu olay üzerine Hz. Ali’nin de Efendimiz’e “madem böyle bir olay oldu, boşayıver ya Rasulullah” dediğini ve Hz. Ayşe’nin Hz. Ali’ye muber olduğunu söyleyenler vardır. Böyle birşey yoktur. Bunu söyleyen ahmaklar, Hz. Ali Efendimiz’in Rasulullah Efendimiz’e “Sana kadın mı yok” diyecek kadar kendileri gibi mi düşüneceklerini mi sanıyorlar? Rasulullah Efendimiz orada kadınsızlıktan mı şikayet ediyor, yoksa Ayşeciğine bu şekilde bir iftira edildiğine mi üzülüyor. Onun taraftarı gibi geçinip, nasıl Hz. Ali’ye böyle birşey yakıştırabilirler? Bunu ancak echeller söyler. Bunu söyleyen ne Efendimiz’i, ne Hz. Ali’yi, ne de Hz. Ayşe’yi tanımıştır. (25:30)
Hz. Ayşe’ye hala iftira edenler iki noktadaki ayetlere muhalif davranarak İslam dairesinin dışına çıkmaktadırlar. Kaide şudur; ameldeki ayete muhalefet günahtır, itikaddaki ayete muhalefet küfürdür. Namaz kıl dedi, kılmadı, ameli yapmamış olduğu için günahkar oldu, ama namaz yoktur derse bu itikada girer, kafir olur. Nur suresinin 11. ve 21. ayetleri arasındaki on ayet, Hz. Ayşe validemizin iffeti, temizliği ve iftiraya uğradığı hakkındadır. Azhap suresindeki ise genel hükümdür: “peygamberin zevceleri mü’minlerin anneleridir.” Bu iki yerdeki ayetlere muhalefet küfürdür! Günah değildir, küfürdür! (30:15)
Nur suresinin 11. ve 21. ayetleri arasındaki ayetler Hz. Ayşe hakkındaki söylenen lafların doğru olmadığının ayetle delilidir ve ayete muhalefet küfürdür. Buradaki ayetler bizim amelimizle ilgili değildir. (31:30)
Nur suresindeki bu ayetler nazil olunca, Hz. Ebubekir ve Hz. Ayşe’nin annesi Ümmü Rumman, Hz. Ayşe’ye evine dönmesini ve peygambere teşekkür etmesini söylediler. Validemiz bunu kabul etmedi, “gitmem vallahi” dedi ve ekledi: “Ben suçsuzluğumu ortaya koyan rabbime hamdederim, gelecek beni alacak”. Buna hanım kaprisi denilemez. Üçüncü kişiler karı koca arasına giremezler. Zevc ve zevce aralarında kendilerine mahsus bir ilişki vardır ve bu ilişki bir takım hayvani yaşayıştan yükselememişlerin zannettiği gibi yatak odası ilişkisinden ibaret değildir. Nihayetinde, Efendimiz hazretleri kayınbabasının evine gitti, Ayşeciğini aldı, evine getirdi. Buradan şu hüküm çıkar, olmaması mümkün değil, hasbel beşeriye her evde olabilir, olur ki hanım giderse adam gidip kayınbababanın evinden zevcesini almayı Hz. Peygamber’den istimdat ederek yapacak, o zaman bu iş nefsine de ağır gelmez. (33:10)
Hz. Ayşe, Beni Mustalik, Ezvac-ı Tahirat, Hz. Ali, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Ashab-ı Kiram, Nur Suresi, Azhap Suresi, Medine, gazve, Hz. Fatma, lakap, mensuh ayet






