Maksat Allah (c.c) ve Rasûlüdür (sav)

On 2 Kasım 2016

Seyir Defteri | 7 Eylül 2013 | Bölüm 284 | 53′ 06”

Bahariye Mevlevîhanesi Şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede Hazretleri’nin bir beyti vardır:

“Fahriya, malûmudur erbab-ı irfânın bu râz,

Lâfzı Mevlâna’dan Zat-ı Mevlâ’dır garaz”

Yani biz Hz. Mevlâna’dan bahsediyoruz ama bizim gayemiz, garazımız Allah’dan bahsetmektir diyor. Bunu ancak irfan sahipleri anlar. Bizim de yaptığımız bu sohbetlerden garazımız hep Allah ve Resûlüdür. Bizim konuşmamızın kenarı, köşesi, evveli, ahiri hep Efendimiz Hazretleri’dir. Çünkü Efendimiz’in hoşnutluğu kazanılmadan Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak mümkün değildir. Allah ve Resûlü derken de aradaki “ve” ayraç değil beraberlik ifadesidir.  (02:35)

Bir şeye hazırlanmış olmak yetmiyor, vakt-i merhunu var. O vakit gelmeden, yani Allah izin vermeden yaprak düşmez ya o vakit olmadan olmuyor.

Ehl-i Beyt-i Mustafa’yı sevmek her müslümanın asgari olmazsa olmazlarındandır. Hele hele Ehl-i Beyt ile Hamse-i Âli Âba’yı ayıramamak, “sadece biz severiz başkası sevmez” demek müslümanlık değildir. (07:10)

Elbette yapan, yaptıran Kadir-i Mutlak olan Allah’dır. Ama Ebu Cehil ebu cehilliğinde ısrar ederken Efendimiz cevap vermesin miydi? Bunu nereye koyacağız?

Kaab bin Eşref diye bir herif vardır. Onun hakkında Efendimiz’in ne emretmiştir, kardeşlerimiz bir tetkik etsinler. “Ne yapalım, söyleyen söylediğini söylesin, yapan istediğini yapsın, nasıl olsa Allah yaptırıyor”. Her şeyi Allah yaptırıyor tamam da Allah senin her yaptığından veya yaptırdığından razı değil. Burada şu meseleyi gözden kaçırıyoruz, ayet-i kerîmede ne buyruluyor: “Size bir musibet isabet ettiği zaman nefsinizden bilin, bir hasenat isabet ettiği zaman Rabbinizden bilin.”

Şeytan, Adem Aleyhisselâm’a secde etmedi, O Kadir-i Mutlak şeytanı ensesinden tutup burnunu yerlerde sürtmeye kadir değil mi? Kâdir… Ama yapmadı. Keza Adem Aleyhisselâm’a “Sen zevcenle beraber cennete gir ama şu yasak ağaca yaklaşma” dedi, Hz. Adem yaklaştı mı? Yaklaştı. Allah onu yaklaştırmamaya muktedir değil miydi? Bunlar olan hadiseler… Bu olayların neticesinde neler oldu ona bakalım şimdi: Adem Aleyhisselâm dedi ki, “Biz Senin emrini dinlememek sureti ile nefsimize zulmettik. Sen bize acıyan olmazsan vay bizim halimize”. Hz. Adem “Sen beni o ağaca yaklaştırdın” demedi, “ben o haltı ettim” dedi. Şeytan ise “Beni sen azdırdın kabahat senin” dedi. Bu neticeden çıkan hüküm şudur, Allah diyor ki ceddiniz Adem’in yaptığı gibi kabahatı kendinize yükleyin, şeytanın yaptığı gibi yapmayın. İşte Adem ile Şeytan arasındaki fark budur.

Ama şeytan Allah’ın emrine muhalefet etmedi diye Allah’ın rahmetinden kovuldu. Hem onu secde ettirmeye kâdirim hem de secde etmedi diye kovdum, bunu nasıl açıklayacağız? Akıl ve mantık ile Kaderullah, irade-i cüziyye, irade-i külliye meseleleri anlatılamaz. İrade-i cüziyeyi inkar edersek mükafaat ve müzacâtı izah edemeyiz. İrade-i külliyeyi inkar edersek Rabbü’l Âlemîn’in kudretini inkar etmiş oluruz. Konuyu bunların inkarına varmadan yerli yerine oturtmak da marifet ister. (10:05)

İsrâ suresinin 82. ayeti genel olarak şifa ayetidir. Kur’an-ı Kerim’in tamamı da şifadır. Ancak gözümüz ağrıdığında diş hekimine gitmiyoruz. Bu okumalar mevzuunda da ihtisaslaşmadan mâdâ bir de bu ihtisası aldığı hocası vardır. Ocak tabir edilen okuma silsileleri vardır. Yetki kazanılmaz, verilir. Aynen miras gibidir. Ocak sahibi olan zâta okutmak lazımdır. (19:45)

Allah’ın kullarını hoşnut etmeden Allah’ı hoşnut etmek mümkün değildir. Kul kelimesinden kasıt Efendimiz’dir. Rabbü’l Âlemin’in abd-i hâsı Efendimiz’dir. Kendisine inanmış veya inanmamış kişilere yardım, hayvanat nebatat her şey O’nun yüzü suyu hürmetine yaratıldığı için her şeye yapılan yardım O’nun hürmetinedir, O’na yapılmış gibidir, O’na yapılan ile kendi büyük gönlü razı olunca Allah da Habibinin razı olduğundan razı olur.

Safer Efendim Hazretleri merhumun bir dörtlüğünü okuyayım:

At ekmeği denize

Bu fiilini Hak bile

Halk bilmezse kime ne

Gel zikredelim Hakk’ı 

Yapılan iyiliklerin karşılığı değil, O’nun ihsanı mutlaka tecelli eder. Karşılık beklemek çok ayıp bir şeydir, terbiyesizliktir. (30:05)

Şia’da İmamiyye diye bir mezhep vardır, her Şii İmamî değildir. Bu İmamiyye de 3 bölümdür: Zeydîler, İsmailîler ve İsnâaşeriyyeler. Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Hz. Zeynel Abidin’de münakaşa yoktur, beşinci imamdan sonra münakaşa başlar. İmam Zeyd’i imam olarak kabul edenler Zeydî’dir ama onlar da İmamiyye’dendir.  İmam Ali Rıza, İmam İsmail, İmam Musa Kazım arasında İsmail r.a’ı imam kabul edenler İsmailî’dir yani yedi imamcılar… Bir de oniki imamcılar vardır. Muhammed Mehdi o sülaleden gelir, çocuk yaşta vefat etmiştir o yüzden onikide bitmiştir. Hz. Hasan dışındakilerin hepsi Hz. Hüseyin sülalesindendir.

Hz. Hüseyin’in hanımı Şehribanu son İran hükümdarı Yezdicerd’in kızıdır. Zeynel Abidin Hazretlerinin baba dedesi Hz. Ali, ana dedesi Yezdicerd’dir, o yüzden İranlılar onları tutar. Yani bu mesele kavmi bir meseledir.

Hadislerle anlatılan Mehdî kurumundaki zât-ı şerif İsnâaşeriyye İmamiyyesine göre küçük yaşta vefat eden Muhammed Mehdi’dir. Bu şekilde vefat etmiş bir zat sonra gelip Mehdi olmaz, Efendimiz’in hadislerinde böyle bir şey yoktur. Ama kıyamet alametlerinde Mehdi de vardır, Deccal de vardır, Duhan da vardır. Muhammed Mehdi ile Mehdi kurumu arasında sadece isim benzerliği vardır, meseleleri doğru anlamak lazımdır.

Senin için hidayete vesile olan zat senin Mehdindir, seni dalalete sevk eden senin Mudillindir. Mudill-i Mutlak Allah’tır, Allah’ın Mudil isminin tecellisi şeytandır. Hâdi-i Mutlak Allah’dır. Allah’ın Hâdi isminin tecelli-i mutlakı Efendimizdir. Tecelli-i nisbisi senin koluna girip hadi camiye gidelim kişidir. Koluna girip meyhaneye gidelim diyen de mudillindir. Nisbileri ve mutlakları karıştırmamak lazımdır.  (43:00)

One Response to “Maksat Allah (c.c) ve Rasûlüdür (sav)”

  • Kıymetli Hocam Öğretmenler gününüz kutlu olsun..
    Yeryüzünün gerçek zenginleri ve Öğretmenleri
    Güzellikleri mayalayıp etrafına hiçbir karşılık beklemeden sırf Hakk rızası için mayalayan Efendilerdir..
    Onlar hakiki insan yetiştirme derdindedirler…
    Ruhları zindandan kurtarıp özgürlüğe kavuştururlar…
    Gönül dokuyan hekimlere selam olsun illa Hu…!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir