Ezvac-ı Tahirat -19- Hz. Mariye ve Hz. Safiye

On 18 Eylül 2014

Seyir Defteri | Bölüm 274 | 30 Haziran 2013 | 50′ 19”

Efendimiz hazretlerinin hususi hayatlarından bahsederken, selamete ermek için lisanımızı muhafaza etmeli, ancak hadiseleri doğru anlamak için de konuların kronolojisine dikkat etmemiz lazımdır. (03:35)

Bugünkü tarihe göre, Mariye validemiz 628 yılının Mayıs ayında Medine’ye gelmiştir. Hz. İbrahim’in doğumu ise Nisan 630’dur. Demek ki, İbrahim bin Rasulullah’ın ana rahmine intikali 629’un haziranı veya temmuzudur. Dikkat buyrulsun, validemiz, 628’in mayısından, 629’un haziranı veya temmuzuna kadar da Efendimiz’in cariyesiydi. Efendimiz’e kimseyi iftira ettirmem! Bu detayları bilgisizlikten kaynaklanan iftiralara mani olmak için veriyoruz. Efendimiz’in yaptıkları nefsinden değildir, kendimizle mukayese etmeyelim! (04:40)

Birgün Hz. Mariye validemiz Mescid-i Nebi’ye gelir ve Efendimiz ile birlikte Hz. Hafsa hücresinde değilken o hücrede otururlar. Buna Hz. Hafsa validemiz tepki gösterir. Rasulullah Efendimiz, Hz. Hafsa’nın üzülmemesi için “Mariye’yi kendime haram kıldım” der. Hz. Hafsa validemiz ile Hz. Ayşe’nin arası çok iyidir. Hz. Hafsa bu olayı Hz. Ayşe’ye de anlatır. Daha önce bahsettiğimiz bal şerbeti olayı da bu zamanlarda olmuştur. Bu iki hadise üstüste gelince, Tahrim suresi nazil olmuştur. “Allah’ın sana helal kıldıklarını kendine haram kılamazsın.” Bu sadece Efendimiz’e hitap değildir, Allah’ın ayetleri, ne hitap ettiği zat ile ne de hitap olunduğu zaman ile sınırlıdır. Ayet-i Kerimelerin hükmü kıyamete kadar değil, ebediyete kadar geçerlidir. (06:50)

Allah’ın haram kıldığına helal demek küfürdür, peki helal kıldığına haram demek küfür değil midir? Televizyon haram diyor, ne münasebet, haram olan senin kullanma şeklindir. Ev ahalisi Mekke Medine’den 24 saat yayın yapan kanalları izlemek istedi, yeni makine aldık, izliyoruz. Aynı makineyi münasebetsiz bir frekansa ayarlayıp haram da işleyebilirsin. Otomobil ile meyhaneye de gidilebilir, camiye de… Aletlerin zat olarak haramiyeti yoktur. (10:05)

Umumî haramların yanında bir de şahsi haramlar vardır. Tipik misali şudur; bir kişinin safra kesesi hasta ise o kişiye yumurta yemek haramdır. Bir kişide gut rahatsızlığı varsa et ona haramdır. (13:40)

İbrahim alayhisselam vefat ettiği zaman, Efendimiz aleyhissalatu vesselam oğullarını defnetmenin verdiği üzüntü ile hüzünlenip mübarek gözlerinden yaş dökmüştür. Ashab-ı Kiram, Efendimiz’in bu hüznüne itiraz ederek “Hani ölünün arkasından ağlanmazdı” demişlerdir. Efendimiz’in bu itirazı yapanlara verdiği cevap çok önemlidir “Ben babayım, elbette yavrum gitti diye hüzünlenirim, ben size yaka bağır yırtmayı, bağırıp çağırmayı, niye benim yavrumu aldın diye Allah’a kafa tutmayı yasakladım, beşer olarak baba olarak bu hal normaldir.”  (15:40)

Efendimiz’in Hz. İbrahim’in kabri başında, kendisine hitaben söylediği sözler bugünkü telkin kurumunu oluşturmuştur. Efendimiz, “kul ya veledi” yani “ey oğlum de ki” diyerek Hz. İbrahim’e şunları söylemiştir: “Oğlum, de ki Rabbim Allah’tır, peygamberim babamdır, kardeşlerim müslümanlardır, kıblem Kabe’dir, kitabım Kur’an’dır.” Efendimiz kabirdeki ilk suallerimizin ne olacağını da bizlere böylece anlatmıştır. (17:00)

Hz. Mariye, evlat acısı yaşamış bir validemizdir. Validemiz, Efendimiz’in irtihalinden sonra çok uzun yaşamamıştır. Hz. Ebubekir devrini idrak edip, Hz. Ömer’in hilafeti zamanında Medine’de ahirete göçmüştür. Cenaze namazını Hz. Ömer efendimiz kıldırmıştır. Mariye validemizin mübarek kabirleri, diğer validelerimiz ile birlikte Cennetül Baki’de, Ezvac-ı Mutahhara validelerimizin arasındadır. Elhamdülillah, müteaddid kereler ziyaretiyle müşerref olduk, Allah o annemizin de şefaatine nail buyursun. (17:45)

Her velinin keşfü kerameti bağlı olduğu peygambere aittir. Efendimiz’e bağlı olan kişilerin keşfü kerameti olur da, vasıta olan Nebi-i Zişan’ın olmaz mı? İstanbul’un fethini haber vermesi böyledir. Efendimiz hazretleri Mısır’ın fethini de müjdelemiştir. Ancak orada başka bir incelik daha vardır, Efendimiz Mariye validemiz dolayısı ile Mısırlılar’ı kendisine hısım kabul etmiştir. Efendimiz “ben Mısır’ın eniştesiyim, fethettiğiniz zaman ahaliye güzel davranın” buyurmuştur. Rasulullah Efendimiz’in rahmetine bakar mısınız? Bir kişiden dolayı bütün Mısır ahalisine güzel davranılmasını tavsiye buyuruyor. (20:05)

Efendimiz’in yaptıklarının, ileride sadece müslümanlara değil, bütün insanlara örnek olması açısından çok önemlidir. Bu yüzden Efendimiz’in yaptıklarını zatı ile sınırlı görmemeliyiz. Ayet kavramının lugat manası, aksi hiçbir şekilde ispat edilemeyecek gerçek demektir. Kur’an-ı Kerim cümleleri böyledir ancak Allah’ın ayetleri ayat-ı Kur’aniyye’den ibaret değildir. Ayet-i Kevniye de vardır, belgesel programlarının hepsi ayat-ı kevniyeden birer cümledirler. Efendimiz’in her fiili bir ayettir. Efendimiz, Allah’ın emrine, rızasına muhalif bir hal işleyebilir mi? (27:15)

Hz. Mariye validemizin gelmesinden sonra Efendimiz hazretlerini sevindiren bir hal daha olmuştur. Sevgili yavrusu Zeyneb binti Rasulullah validemizin müslüman olmadığı için boşanmak mecburiyetinde kaldığı Ebu’l As müslüman olmuş ve Hz. Zeynep ile tekrar evlenmiştir. Hz. Zeyneb ve zevci arasında çok ciddi bir muhabbet vardır. Hz. Zeyneb validemiz Efendimiz’in hayat-ı saadetlerinde göçmüştür. (31:40)

Medine Senedi, bir gayrimüslim toplumla müslüman bir toplumum bir arada nasıl yaşaması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu anlaşma 42-43 maddedir ancak her bir kabile için aynı maddeler tekrar edildiği için aslında madde sayısına 26-27 denilebilir. Rasulullah Efendimiz’in bu senette imzası vardır. Allahu Zülcelal Bakara suresinin sonunda anlaşmalarınızı yazın, yazma bilinmiyorsa adil bir katibe yazdırın buyuruyor. Bu bir emirdir. “Benim bir sözüm senettir, yazmaya gerek yok” demek bu emre muhalefettir. (32:45)

Beni Nadir kabilesinin reisi olan Huyey bin Ahtab’ın Safiye isminde bir kızı vardır. Huyey’in hanımı ise önemli bir asilzade olan Berre binti Semev’dir. Hz. Safiye’nin yaklaşık olarak 610 yılında doğduğu rivayet edilmektedir. Validemiz ilk evliliğini Beni Nadir’in ileri gelenlerinden Sellam bin Mişkem ile yapmıştır anca bu evlilik yürümemiştir. Daha sonra validemiz bir kumandan olan Kinane bin Rebi ile ikinci evliliklerini yapmıştır. (36:25)

Esirlerin taksimi sırasında Safiye validemiz Ashab-ı Kiram’dan Dıhye bin Halife’nin hissesine düşmüştür. Ashab-ı Kiram bu paylaşımdan sonra Safiye validemizin kabile reisi kızı ve kumandan hanımı olduğunu farkederek, bu kadar önemli bir kişinin Efendimiz hazretlerinin hissesine düşmesi gerektiğini söylerler. Hatta Ashab’ın bazıları Hz. Dıhye bin Halife’ye bunun için mangır vermek istemiş ancak Hz. Dıhye bunu kabul etmeyerek Safiye validemizi Efendimiz’in hissesine vermiştir. (39:15)

Bu paylaşım işleri henüz Hayber’den dönülmeden yapılmıştır. Rasulullah Efendimiz, Safiye validemize islamı kabul etmesi halinde kendisi ile evleneceğini, böylece babasının ve kocasının sosyal statüsünden daha büyük bir sosyal statü kazanacağını, bu teklifi kabul etmese bile kendisini fidyeyi necat almadan serbest bırakabileceğini ve ailesinin yanına gönderebileceğini söyler. Efendimiz’in yaşı o sırada 57’dir. Utanmadan hala çok evlendi diyenler bunları iyi öğrenmelidirler. (41:10)

Hayber ile Medine arası ciddi bir mesafedir, Efendimiz ile validemizin nikahları arada bir konak yerinde yapılmıştır. Nikahta ikram vermek Emr-i Peygamberidir. Ülkemizde en azından bir nikah şekeri veriliyor, hiç değilse bu yapılmalıdır. Efendimiz, Hz. Ali’yi Hz. Fatma ile evlendirirken ikram edilecek birşey olmayınca Hz. Ali’ye iki kalkanından birini sattırmıştır. Hz. Ali gibi bir cengaver zata muharebe aleti olan kalkanlarından birini sattırıp şerbetti, hurmaydı ikram ettirmiştir. Efendimiz, nikahlarının ertesi günü aynı konak yerinde sefer için getirilen erzakın kalanı ile düğün yemeği yaptırmıştır. (43:55)

Hz. Mariye, Hz. Safiye, Hayber, Beni Nadir, Beni Kureyza, nikah, haram, helal

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir