Aşk bir haldir, anlatılmaz, yaşanır

On 11 Kasım 2014

Kalbe Düşünce | Bölüm 3 |  47′ 48”

Yedi asırdan önce bir zaman içinde, aşkın sembolü olan Hz. Mevlana’ya da sormuşlar, “Aşk nedir” diye… Cevap vermiş, “Ben ol da bil!”. Binlerce beyit Mesnevi, onbinlerce beyit Divan-ı Kebir, Fîhi Mâ Fîh, Mecâlis-i Seba, Rubaîyat, Mektubat… O kadar yazmış ama aşk nedir deyince cevabı “Ben ol da bil”. Aşk bir haldir, anlatılmaz yaşanır. Efendimiz buyuruyor ki; İnsanlar sizi sözlerinize göre değerlendirmezler, fiillerinize, amellerinize göre değerlendirirler, bu amellerin başında beşeri münasebetler gelir. Biz mahlukata nasıl davranıyoruz, Hâlık-ı Yegâne’ye nasıl davranıyoruz? En büyük makamın Makam-ı Abdiyet olduğunu bilmeyip kutbiyyet peşinde koşuyoruz. Zaten makam-ı abdiyyet Efendimiz’e aittir, ona da Makam-ı Mahmud denir. Diğer bütün insanların yüksekliği Habib-i Edib-i Zişan’ına yakınlık ile ölçülür. O’na yakınlık, Allah’a yakınlıktır. (01:30)

İnsan nefsinin elinde çukurdur, ilmihallerde anlatılan ibadet şekilleri yerine getirilerek o çukurluktan kurtulunup zemin olunur. Yükseklik ondan sonra başlar. Namazla, oruçla, hacla, zekatla yükselinmez, çukurluktan kurtulunur. Dünya hayatında asgari hiçbirşeye razı değiliz, ibadet ritüellerinden neden asgariye razıyız? (07:00)

Kul olmamak mümkün değildir. Ya Allah’a kul olacağız, ya nefsimize… Efendimiz Sidret-ül Münteha’yı geçen tek varlık olarak hürriyet sahibi tek kişidir. Pek çok problem yaratılış hikmetini tefekkür etmeyişimizden kaynaklanıyor, halbuki tefekkür İslâm’ın şartlarındandır. Tasavvuf terbiyesindeki halvette derviş tefekkür eder. Halvet’in şartı 5 vakit namazı cemaatle kılmaktır. Kameti duyunca dışarı çıkar, vaktin sünnetinden gayrı namaz kılamaz, Kur’an okuyamaz, tesbih çekemez… Yalnızca tefekkür eder. Halvetten kasıt tefekkürdür. (10:30)

Tefekürün zemini bilgidir. Günümüzde falancanın laflarını belleyip bir başkasına aktarmak bilgi olarak kabul ediliyor. Bilgi bu değildir. İlimden kasıt yapmaktır. (18:20)

Efendimiz Aleyhisselâm, Allahu zül Celâl’in insanlar tarafından anlaşılabilmesi için bir indirgeme trafosudur. Ama bizzat o indirgeme trafosunu da biz anlayamayız, evliyaullah hazeratı Resûlullah Efendimiz’i bizlere anlatabilecek indirgeme trafolarıdır. Muhammed Mustafa trafosundan gelen Feyz-i Muhammedî’yi sen direk alamazsın, senin o kadar kalın kablon yok. Allah’a vasıtasız yaklaşamazsın. Araya kimseyi sokmam diyenler nefislerinin kulları olanlardır. “Âlemde heman ben dediğindir sana noksan” (22:00)

Allah insanlara kapasite vermiştir, herkesin kapasitesi farklıdır. Kapasitesini dolduran taşar. Taşması ile kendinden birşey eksilmez ama etrafı sular. Noksan olan kendi kabındaki bir miktarı başkasına verirse kendisi eksilir. (29:15)

Muhammed Mustafasız müslümanlık, Mevlanasız Mevlevilik, Hz. Alisiz Alevilik olmaz ama bütün bunlar bugün var. Efendimiz’in tarif ettiği yol sadece müslümanlar için değil bütün insanlar için kurtuluş yoludur. Müslüman olmayan bir kişi dünya hayatında Efendimiz’i örnek alırsa hiç olmazsa dünya hayatı mamur olur. Ama biz Efendimiz’i dinlemiyoruz. Efendimiz Veda Haccı’nda kan davası ayaklarımın altındadır diyor ancak halen, sadece Türkiye’de değil, dünyada kan davasından öldürmeler yok mu müslümanlar arasında? İlk kaldırdığım faiz amcam Abbas’ın faizidir diyor, faize bulaşmayanımız var mı? (36:30)

Türkiye’de müslüman iş adamlarının dolaştırdığı yıllık bir sermaye var, bunun yüzde ikibuçuğu zekat olarak verilecek. Bu miktar her sene dağıtılsa Türkiye’de fukara kalır mı? Demek ki yeterince zekat verilmiyor. Zekat farzı ayndır, herkes verecek… (42:00)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir