Muhammedî hedefe gayri-Muhammedî bir yolla varılmaz
Seyir Defteri | Bölüm 295 | 5 Ocak 2014 | 39′ 10”
Hesaba çekilmeden evvel kendini hesaba çektiğinde ölmeden evvel ölmeyi öğrenmeye başlarsın. Evvela hesabını kendin yapacaksın, sonra fani dünyaya bu kadar bağlanmanın hiçbir manası olmadığını hakke’l yakîn gördüğün zaman zaten ölmüş olursun. Bu ölmek ile yok olmayı karşıştıran insanoğlu, insanı bedenden ibaret zanneden insanoğlu bu işleri çok karıştırmış.
Eskiden kilerler vardı, pirinçtir, buğdaydır çuvalla alınırdı. Diyelim ki pilav yapacaksın, pirinç çuvalının hepsini mi alıp ayıklıyorsun yoksa bir kapla bir pilavlık pirinç alıyorsun, o pirinç tepsiye konuyor sadece bir pilavlık pirinci mi ayıklıyorsun? İşte o koca çuvalı gözünde büyüteceğine bütün meselelerini yavaş yavaş ayıkla… (01:45)
Ölmeyi “yok olmak” zannetmemek, insanı bedenden ibaret zannetmemek… Bunlar öğrenildikten sonra nereden geliyorum, nereye gidiyorum, neredeyim ; üç hal… Bu halin tefekkürü yapılır. Bunların hepsi lisana gelen şeyler değildir ama sezgi ile anlaşılır, algılanır ve cevapları verilir.
Ölmek ne demektir? Efendimiz Hazretleri’nden gayrı kendi kendimize, aklımızla, fikrimizle doğru cevap veren çıkmamıştır. Ölüm bir yerden bir yere göçtür, hayatın bitmesi değildir. Hayat kelimesini dünyada yaşamakla sınırlı tutmamalıyız. Dünyaya gelmeden önce kırk haftalık, anamızın karnında devam eden bir hayatımız vardı. Dünyadan çekildiğimizde de hayat devam edecek, devam etmese sual sorulur mu? Münkir nekir soru sormayacak mı, o cevaba göre ahiret hayatımız Efendimiz’in ifadesi ile ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya cehennem çukurlarından bir çukur olmayacak mı? Sonra bizi yoktan var eden Rabbimiz etten kemikten dağılmış bir haldeyken tekrar oldurmayacak mı? O zaman ölmek diye bu kadar tırstığımız şey ne: dünyaya bağlılık… Bu bağlılıktan vaçgeçmeye ölmeden evvel ölmek denir. (04:15)
Ölmeden evvel ölünüz hadis-i şerifi, “levlake” hadisi gibi üzerinde çok münakaşa edilen hadis-i şeriflerdendir. Seyyid Muhammed Alevi diye bir zât-ı şerif vardı Medine’de, göçtü, seyyiddi ve büyük bir hadis alimiydi. Birgün bir ümre sırasında otelin lobisinde oturuyor, daha önce ziyaretine gittiğim için tanıyorum. Yanımda Arapça bilen bir arkadaşım da vardı. Yanına tazim ile yanaşınca çok tatlı bir şekilde tebessüm etti. Yanaştık, elini öptük, yüz bulunca dizinin dibine çöktük. Arkadaşıma şu hadisleri sorsana sahih mi diye dedim. Biri levlake diğeri mutu ente kable mut… Hazret Vahhabi baskısından o kadar yılmış ki gayri ihtiyari sağa sola baktı, o iki büklüm hali ile biraz daha eğildi “sahih, sahih” dedi. Teşekkür ettik, elini öptük ayrıldık.
Bilginin yegane kaynağının belge olduğu yanlışını batıdan öğrendik. (07:45)
Besmeleyi sadece Allah’a sığınmak, günahını affettirmek için çekmeyeceksin. Avukat mahkemeye dilekçe verdiğinde kendi imzasını atıyor ama müvekkili namına söylemiş oluyor. Avukat her işi müvekkili namına yapıyor. Besmele çekmek her şeyi Allah namına yapmak demektir. Besmele yalnızca sığınmak değildir.
Bedenin ruhun ayrılması ile bitecek hayatiyyetini bitirmeden önce bedenine ait arzulardan vazgeçmene ölmeden evvel ölmek denir. Bu, “ihtiyaçlarını giderme!” demek değildir. Dünyaya ait arzu ve heveslerden çekilmeye, masivadan soyunmaya denir. (14:40)
Hz. Abdülkadir Geylanî Efendimiz çok zengin bir adamdır ama “mutu kablel ente mut”a mazhar bir zattır, zengin olmak buna engel değildir. İmam-ı Âzam Hazretleri de çok zengindir. Pîrân-ı Kirâm’dan Ebu’l Hasan Şâzelî Efendimiz de zengindir. (19:20)
Menkıbe hak olmasaydı Kur’an-ı Kerim’de menkıbeler olmazdı. Örneğin Hızır ile Musa Aleyhisselam’ın hikayesi… Kur’an-ı Kerim’in öğretim metodolojisi budur. Onun için menkıbeler boş şeyler değildir. Hurafe ile menkıbeyi ayırmasını bilmek lazımdır.
Orta Asya’da at çok önemlidir. Ahmed Yesevî Efendimiz attan çok iyi anlayan biridir. Hz. Ömer de çok iyi bir at mütehassısıdır. Ahmed Yesevî Efendimiz aynı zamanda aşık-ı Resûl bir zattır. Efendimiz ay takvimine göre dünyada 63 sene bulundukları için Ahmed Yesevî Efendimiz 63 yaşını bitirdiğinde bir çukur kazdırıyor, onun içine giriyor ve bir daha dışarı çıkmıyor.
Bunun daha ilerisi de var. Efendimiz Hazretleri çok evlat acısı gördü. Ahmed Yesevî Hazretleri’nin de bir oğlu var. Resûlullah evlat acısı gördü, ben görmedim diye üzülüyor. Beyaz da bir küheylanı var. Çok kıymetli bir at. Oğlumun ölüm haberini getirene bu atı hediye edeceğim diyor. O atı almak için katilin biri oğlunu öldürüyor. Bile bile söz verdim diye atı veriyor. Böyle şey İslâm’da olur mu diyenin ağzına biber sürerim. Biz muhabbetten bahsediyoruz. İşte Ahmed Yesevi Efendimiz’in 63 yaşından sonra çukurda yaşaması da bir nevi “ölmeden evvel ölmektir.” (29:10)
Muzaffer Efendim Hazretleri herkesin kolayca anlayacağı şekilde şöyle buyurmuştu gençliğimizde: “Allah cebinizde çok, gönlünüzde yok etsin.” Hz. Mevlana bir başka misal veriyor. Gemi denizin üstünde yüzer ama geminin içinde deniz suyu olmaz. Eğer gemi denizi içine alırsa deniz onu içine alır. Sen dünya üzerinde bir gemi gibisin, dünyayı içine sokmazsan, menzilini de doğru tayin ettiysen doğru yere gidersin.
Müslümanın hedefi de Muhammedî olmalıdır, o hedefe giderken takip edeceği yol da Muhammedî olmalıdır. Muhammedî hedefe gayri Muhammedî bir yolla varılamaz. Onun için bugün müslümanlar Muhammedî olduğu kabul edilebilen birçok hedefe Muhammedî olmayan yollardan tevessül ettikleri için ulaşamıyorlar. (35:40)






merhaba,
ses dosyalarını dinleyemiyoruz, sorunu çözerseniz seviniriz. iyi günler.
Selamlar, kırık linkleri düzenledik. Hala hatalı olan varsa bildirirseniz seviniriz.